Köpeklerde Kalça Displazisi (CANINE HIP DYSPLASIA)


Köpeklerde Kalça Displazisi (CANINE HIP DYSPLASIA)

Basitçe kalça ekleminin şeklinin değişmesi sonucunda eklemdeki kusursuz uyumun kaybolması ve bu sırada eklem kıkırdağında oluşan hasar nedeni ile ağrı ve hareket sınırlanması ile sonuçlanan genetik kökeni olan gelişimsel bir hastalıktır. Hastalığın gelişimsel olması, yavruların genetik olarak hastalığa yatkın doğdukları ancak doğum sırasında ve sonrasında ilk 3 aylık süreç içinde normal ya da normale çok yakın bir durumda oldukları fakat gelişimin hız kazandığı 5-12. aylar arasında hastalığın klinik ve radyolojik bulgularının geliştiği anlamına gelmektedir.
    


En sık olarak Alman çoban köpekleri, rottweiler, golden retriewer, doberman, kangal vs gibi ırklarda ortaya çıkmasına rağmen her ırktan köpekte görülebilir.
Kalça displazisi veteriner hekimlerin tedavisi en fazla çalıştıkları hastalıklarından birisidir. Genetik temelli bir hastalık olması hastalığın kontrolünü önemli ölçüde zorlaştırmaktadır. Gelişmiş ülkelerde displazik olmadığı kanıtlanmamış dişi ve erkek köpeklerin çiftleştirilmesi uygun bulunmamakta ve özellikle üreticiler ile yavru köpek alacak insanlar bu konuda çok büyük hassasiyet göstermektedir hatta ana-babasının displazik olmadığı bağımsız kuruluşlarca onaylanmamış yavrular alıcı bulamamaktadır. Bununla birlikte hastalık ile mücadeleyi güçleştiren faktörlerden birisi de karmaşık genetik geçişler nedeni ile displazik olmayan ana-babalardan displazik olan yavruların dünyaya gelmesidir, çok sıkı bir şekilde denetim yapılan ve displazik yavruların ve bu yavruların ana-babalarının üretimden hemen çıkarıldığı yetiştirme işletmelerinde dahi hastalık varlığını sürdürmektedir.
Elbette hastalığın genetik kökenli olması çevresel etkilerin (egzersiz, beslenme, hormonal etkiler gibi) hastalığın gelişiminde etkisi olabileceği gerçeğini gözardı etmemize neden olmamalıdır. Özellikle yavruların çok hızlı büyüdüğü 5-9 aylık dönemlerde yüksek enerjili ve yüksek kalsiyum içeren diyetler ile beslenmenin hastalığın oluşumunu tetikleyebildiği saptanmıştır. Bu niteliğe sahip mamalar genelde market mamaları olarak sınıflandırılan premium kalitede olmayan göreceli olarak ucuz mamalardır.
Kalça displazisi kalça ekleminin şeklinin değişmesi ile karakterize bir hastalık olduğu için ilaç ile tedavisi yoktur. Bazı besin katkılarının (glikozaminoglikanlar) eklem kıkırdağında oluşan hasarı yavaşlatabildiği ve hayvanın daha rahat hareket edebilmesini sağladığı bugün için kabul görmüş bir gerçektir fakat bunun herhangi bir şekilde tedavi seçeneği olmadığı net olarak bilinmelidir.


Kalça displazisinde tanının erken konulması tedavi seçeneklerinin doğru belirlenmesi için gerekli bir uygulamadır ve risk altındaki ırklara mensup yavruların 4-12. aylar arasında bir ortopedi uzmanı tarafından radyografilerinin alınarak değerlendirilmesi uygun tedavinin uygun zamanda yapılabilmesi için gerekli bir uygulamadır. Daha önce de ifade edildiği gibi bu hastalık ilaç kullanımı ile çözülebilecek bir sorun olmaktan öte bir problemdir ve tedavi seçenekleri operatif uygulamalara dayalıdır yani hasta ameliyat olmak durumundadır. Hastalığın dönemine ve eklemdeki hasarın derecesine göre 3 farklı operatif teknik ile sağaltım mümkündür, sağaltımda temel amaç hastanın ekstremitesini ağrısız olarak kullanarak yaşantısına devam edebilmesidir. Bu hastalığın erken yaşlarda ortaya çıkması hastanın önünde yaşanacak uzun süre olduğu düşünüldüğünde tedavinin yapılması için bir gereklilik doğurmaktadır. Tedavi edilmeyen hastalarda dejeneratif eklem hastalığı gelişmekte ve 6-12 ay içinde hastalar ekstremitelerini kullanamaz duruma gelmektedirler. Bu tip hayvanların duydukları şiddetli ağrı nedeni ile yürümekte bile zorluk çektikleri için normal hayatlarını devam ettirmek konusunda sahiplerinin çok yakın ve fazla desteğine ihtiyaç duydukları bilinmektedir.

   
Kalça displazisinde operatif seçenekler, soldan sağa; eksizyon artroplastisi, triple pelvic ostetomy TPO, total kalça protezi

Kalça displazisi tedavi edilebilir bir hastalıktır ancak hastalığın erken teşhisi hastanın geleceği için büyük önem taşımaktadır, eğer displazi riski yüksek ırklardan bir yavruya sahipseniz özellikle 4-12. aylar arasında radyolojik takiplerinin yapılmasını veteriner hekiminizden isteyiniz, operasyon bu hastalığın yegane tedavi yoludur ve uzmanları tarafından yapıldığında oldukça iyi sonuçlanmaktadır.           

BİRİ YAVRU KÖPEK Mİ DEDİ?

Öncelikle herkese teşekkür etmek istiyorum.Yavrularımıza gerçekten yoğun ilgi gösterdiğiniz için...
 Aynı zamanda da bursadaki petshop cu abilerden köpek alım satan yapan sözde kendi üretimi gibi göstermeye çalışan çiftlikçi abilere ve fotolarımızı çalan diğer illerdeki çiftliklere kadar...
Evet hepinize teşekkürler sayenizde kendi seviyemizin ne derecede olduğunu görmüş olduk.
Ayrıyaten bizi telefonla arayıp bilgi almak isteyen gerçek anlamda dürüst davranan kişilere sizlere sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum.
Evet 5 küçük yavru .3 erkek 2 dişi olmak üzere.
Bu yavrular birçoğunun yaptığı gibi parayı veren ama yüzlerini bile görmediğimiz kişilere göndermedik.Yavrularımız birçok farklı ilden arandı hatta Hakkari Şırnak Van Ardahan Erzurum gibi doğu bölgemizdeki illerden bile parası neyse verelim diye teklifler aldık.Ama bizim tek şartımız bu yavruyu istiyorsan gelip anne altından kendin alıcaksın oldu.Nitekim öyle de oldu.
Yavrularımız anne ve babasıyla aynı alanda serbestçe oynarken misafirlerimiz geldi ve seçimlerini yaptılar.
Bizim için bu husus çok önemli yavrunun anne ve baba terbiyesi alması onlar tarafından yönlendirilmesi.

Yavru köpeği alırken nelere dikkat edilmeli başlığı altında internette yüzlerce makale vardır ve hepsinide okumuşuzdur ama iş yavruya gelince o anki heyecanımızdan dolayı orada yazanların hepsi unutulur.Unutulmasa bile ne uygulayacak nede görecek bir ortam yoktur.Çünkü yavruyu çiftlikten alayım diyorsunuz çiftliğe gittiğinizde durum aynı büyük cam fanuslar ... İyide petshoplarda da aynı olay var peki niye bu çiftlikçi abiler petshoptan alma benden al diyorlar ne farkları kaldılar ki...
Bir yavruyu çiftlikten almanın amacı yavrunun ayağının toprağa deyip vücuttaki fazla elektriğini atabilmesi ve ebeveynleri ile beraber insanlarla nasıl uyum sağlayabileceklerini öğrenmesidir.Sevgili çiftlikçiler 3 kuruş için camekanda yavru satışını kaldırın...
Birde şöyle bir olay var face üzerinden baktığımda bir çiftlik yaklaşık 20-30 ırk için ilan vermiş büyük küçük orta ırk hepsi mevcut çiftliğe gidiyorsunuz sadece 3-4 ırk çıkıyor peki diğerleri nerde...? Hepsi gelişi güzel bir şekilde evlerde üretilip toptan satın alınıyorlar tane başı bir fiyat biçiliyor sonrada sizlere yurt dışından getirttik denebiliyor.Sözüm hepsi için olamaz olmamalı ama büyük çoğunluğu böyle.
işin türkçesi para varsa için içinde dürüstlük vicdan bu gibi onursal yargılarımız sadece satış gerçekleşene kadar.
Peki ya yavruyu aldıktan sonra hangisi ne kadar destek veriyor yavruyu büyütmeniz konusunda. Sizlere yavrunuz ile birlikte ömür boyu sizi mutlu edebileceklerinin garantisini verebiliyorlar mı. Evet ömür boyu diyorum siz ve köpeğiniz hakkında size ne kadar tavsiyelerde bulunabiliyorlar.Köpeğinizi aldıktan 3 ay , 6 ay hatta 1 sene sonra telefon açtığınızda size ne kadar destek verebiliyorlar.Veremezler çünkü ayda ortalama hiç tanımadığı hiç emek harcamadığı 40-50 köpek alıp satmışlar hangisini yada hanginizi nasıl tanısınlar.
Demem o ki yavru alırken ticareti değil yavruyu ön planda tutan yerleri araştırın sonra üzülen siz olursunuz ve emeğiniz boşa köpeğiniz barınağa gider...
SAYGILARIMLA...!!!




Bursa Köpek Eğitimi, Üretimi ve Satışı


Bu sefer size bu yazı da farklı bir bakış açısı getirmeye çalışacağım sevgili dostlar.Geçtiğimiz yılbaşında Bursa ya taşınmaya kararı aldık ve taşındık.
Bunun sonucunda ev taşınması yerleşmesi resmi işlemler filan derken ortalama 1 ay gibi bir süreyi geride bıraktıktan sonra burada da aynı işi yapmaya karar verdim. Zaten internet dünyasından öğrendiğimiz kadarıyla bursa köpek şehriydi bizim gözümüzde. Sonra internet üzerinden bu işle alakalı her gün onlarca ilanını gördüğümüz onlarca kişiyle yada çiftlik ile tek tek görüşmeler yaptım. Öncesinde bir liste çıkardım ortalama sonuç 60 küsür tane merkez var ve bunlardan sadece 6-7 tanesinin içinde eğitim ibaresi mevcuttu. Tek tek yerlerine gittim sohbetler ettim, hatta birinde işe bile başladım sadece 6 gün.
Telefonda bana anlatılanlar ve konuşmalarımızın da dışında yaptığım görüşmede eğitim bölümlerinin dolu olduğunu ve şimdilik üretim bölümünden sorumlu olmamı ve ileride eğitim bölümüne geçiş yapabileceğimi söylediler. Malum hayat şartları kabul ettim ve işe başladım. Ama sadece 6 gün katlanabildim, çünkü işletme adı kadar büyük değildi ve öncelikli amaç sadece burada para idi. Köpeklerin hepsi perişan korkak sert soğuk zemin haricinden başka bir yer bilmiyorlardı. Köpeklerin fayans haricinde ayakları toprağa sadece yer sıkışıklığından dolayı başka bir bölüme alındıklarında değiyordu. Yada çiftleşme olacağı zaman.

Bütün bunları biranda engelleyemezdim ama zamanla bir şeyler  yapabilirim diye düşündüm. Bazı tavsiyelerde bulunmak istedim, müdüre gittim . Aman Allah’ım müdür köpekten anlamayan birisi olarak ne dersem diyeyim her şeyi patron bilir doğruda olsa yanlış da olsa patron bilir onun dediğini yapmak zorundayız diyor ama her yaşanılan sıkıntıyı bize fatura ediyordu.
Sonra eğitim bölümünde çalışanlarla konuşuyorum ellerinde problemli bir köpek var 2 kişiler fakat yardımlaşma diye bir şey yok. Köpeği ve yapılan uygulamaları uzaktan izliyorum aslında sorun çok basit ama yardımlaşma olmadığından çözemiyorlar. Köpeğin sorunu aslında dikkat eksikliği sadece. İlk önce daha önce tanıdığım benim yanıma vakti zamanında eğitim öğrenmeye gelen eğitimci arkadaşa söylüyorum bunları bu şekilde yaparsanız sorun çözülür diye ama nafile. Sonra diğer eğitmenle konuşuyorum ve bana verdiği cevap şu oluyor.’ben çalışırken başkasının beni izlemesinden hoşlanmam ‘ diyor. Bana eyvallah demekten başka bir şey düşmüyor. Aslına bakarsanız tüm bu sebeblerden dolayı hem ayrılmayı çok istedim hem de birşeyler yapılabilir değişebilir diye çok düşündüm ve biraz daha bekledim ta ki o zamana kadar. Çiftlikteki bütün köpekler için yakınlardaki bir yemekhanenin yemek artıkları her gün bidonlarla alınıyor ve müşteri köpekleri dahil bütün köpeklere dağıtılıyor.
Ve o günde ortalama 50 civarı köpeğin yemeğini dağıtırken bidonları sürüklediğim esnada belimi incittim aynı gece acile gittim ve ertesi gün işe gelemeyeceğimi bildirdiğimde önce hiçbir şey yokmuş gibi hastane dönüşü beni tekrar davet ettiler ve işten çıkışımı verdiler sigortamı durdurdular. En çok ihtiyacım olduğu sırada üstelik. 1 ay kadar fizik tedavi gördüm.Tabi bu sırada söylemeyi unuttum görüştüğüm bütün çiftlikler üstü kapalı olarak birbirini kötülüyor kendilerini met ediyorlar ama zamanı geldiklerinde hepsi aynı alem masasındalar; çekilmiş fotolarını görebiliyorum.
Tedavim devam ederken aklıma broşür bastırıp evlere dağıtayım, evlere köpeğin yaşadığı ortama gideyim, orada köpek sahibi ile baştan sona kadar eğitim hizmeti vereyim dedim. İlk etapta 2000 broşür ile dağıtıma çıktım bir tanesinden bile geri dönüş gelmedi sadece birkaç çakal haricinde. Çakal diyorum affınıza sığınarak ve gerçek çakallardan özür dileyerek.Bademli tarafına bıraktığım broşürlerden birinden dolayı bir şahsiyet aradı. Telefonda bana diyor ki ben Bursa birincisiyim ismim şu burada eğitim yapamazsın ama çiftliğe karşılıklı olarak yarı yarıya fiyatta anlaşırsak pansiyon için müşteri gönderirim diyor du . Bir kere kullandığı tabirlerin hepsi baştan sona yanlış dı.  Köpekli sporlarda çalıştırıcılar hiçbir zaman derece almazlar; köpekleri derece alır o anki performanslarına göre. Bu kişi bana hem göz dağı vererek hem de büyüklük yapma gayreti içerisinde birisi olduğunu ispatladı. Üstelik ben kendimi tanıttığımda bana bir isim söyledi ve bende kendisinin yıllardır arkadaşım olduğunu ve halen görüştüğümü söyleyince telefonu yüzüme kapattı ve aramalarımı engelledi.
Sonra bu kişi hakkında biraz araştırma yaptığımda aslında kendisinin köpek bakıcısı olduğunu  öğrenmiş bulunmaktayım ve maalesef kendini eğitmenim diye tanıtan Bursa’daki onlarca kişiden biri.
Bütün bu olayları yaşarken diğer çiftliklere de gidip sohbetimi arttırmaya çalışıyorum. Gördüğüm manzaralar aslında hiç de hoş ortamlar değil.ya çamur içindeler ya yemek artıklarıyla beslenip bir alıcı çıktığında şu mamayla besleniyor deyip pahalı ticari satışlar.aslında dişi köpekler biraz şanslı gebeliğinin son bir haftasında vitrin görünümünde şık güzel ortamlarına alınıp doğumlarına bekleniyor ve emzirme süreci boyunca o vitrin dışına çıkamıyorlar maalesef.Kimi eğitmen yada çiftlikçi de ‘ben temel itaati köpekle 1 hafta çözüyorum’  deyip baskıyla köpeğe bir şeyler yaptırıp hiç ders çalışmamış sahibine teslim etmelerini böbürlenerek anlatmaları.
Demem o ki yeşil Bursa dan siyah çamur manzaralarını görmek istiyorsanız yerinde görün.
Zaten bir çok ilanı aradığınızda yavru köpek edinmek istiyorum yerinize gelip görmek istiyorum dediğinizde köpekler ya bir arkadaşlarının evinden çıkıyor yada kalmadı veya yurt dışından getirtebilirim diyorlar. Oysaki ilan süresine bakarsanız daha birkaç dakika önce yayınlanmış olduğunu görürsünüz. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar hızlı canlı sıcak satış göremezsiniz.
Bu yazıyı yazmamdaki amaç kendi içimdeki isyanımdan dır ve amacım kimseyi hedef göstererek kötülemek amaçlı değildir.

Not: Bu yazının her türlü yasal sorumluluğu ve telif hakkı tarafıma aittir ve yayınlanma süresinden sonra iznim olmadan yapılan her türlü değişiklik, kopyalama , ve başka bir amaç doğrultusunda kullanımı tespitinde hakkınızda yasal soruşturma yapılacaktır…