Köpeklerde Kuru Mama Yememe Problemi ve Kuru Mamaya Alıştırmak


Kuru mamalar günlük hayatımızda dostlarımızın beslenmesini bizim için kolaylaştıran ve dengeli içerikleri sayesinde köpeklerimizin temel besin kaynağı ihtiyaçlarını karşılayan ürünlerdir. Ancak dostumuz kuru mama yemiyorsa burada bir sorun var demektir ve kuru mamayla beslemek istiyorsanız ve dostunuz buna karşı çıkıyorsa bu yazımızda ne yapmanız ve ne yapmamanız gerektiğini size detaylı bir şekilde açıklayacağız.

  Hiçbir yerde bulamayacağınız bu ayrıntılı ve uzun makaleyi bir solukta okuyacağınızı ve dostunuzun artık kuru mamasını tabağında bırakmayacağını umuyoruz. Öncelikle kuru mamayı neden yemek istemediğini bulmak gerekiyor. Bunları sıralayacak olursak:



  • Yavruların kuru mamaya alışamamaları
  • Kuru mamayı dişleriyle kıramamaları
  • Kuru mamayı sevmemeleri
  • Ev yemeklerine alışmaları
  • Sürekli aynı kuru mamayla beslenmeleri
  • Sıcaktan bunalmaları
  • İştahlarının kapalı olması
  • Hastalık
  • Travma
  • Korku
  • Diğer faktörler



  Tüm nedenleri sıraladığımıza göre en baştan başlayarak hepsine birer açıklama getirelim. İlk olarak yavru köpeklerin kuru mamayı yiyememelerinden başlayalım. Yavru köpekler anne sütünden kesildikten sonra direkt olarak kuru mamayla beslenmelidirler. Başlarda yadırgama ve alışma sorunları ile karşılaşılacaktır ancak kuru mamayı yumuşatarak kaşıkla vermek bu iki soruna da çözüm olacaktır. Daha sonradan yumuşatma miktarını azaltarak ve mama kabından yemesini sağlayarak bu iki problemin de çözüldüğünü göreceksiniz. Bu esnada kesinlikle köpeklere farklı bir gıda ya da süt vermeyiniz. Özellikle kuru mamayı süt ile yumuşatmayınız. Kuru mamayı ya sıcak et, tavuk suyuyla yumuşatarak verin ya da sıcak suyla yumuşatarak verin. 



  İkinci nedene geldiğimizde diş problemi yaşayan köpekler kuru mamayı kırmakta ve parçalara ayırmakta zorlandığını görürüz. Bunu anlayabilmek için kemirme oyuncaklarıyla nasıl oynadığına, sert gıdaları nasıl tükettiğine ve ağzını açıp dişlerini kontrol ederek bir problem olup, olmadığını anlayabiliriz. Diş problemi oluşan köpeklerin direkt olarak veterinere görünmeleri ve o esnaya kadar mamalarının et suyu, tavuk suyu gibi sıcak sıvılarla yumuşatılıp verilmesi ardından da diş temizliği için fırçalanması gerekmektedir.



  Köpekler, 3 aylıktan itibaren kuru mamaları severek yiyeceklerdir çünkü iştahları son derece açık olacak ve daha önce farklı tatlar tatmadıkları için kuru mamaları bayılarak yiyeceklerdir. Ancak buradaki en önemli nokta bu alışkanlığın yetişkinliğinde de devam etmesidir. Kuru mamayla beslenen bir köpek sürekli olarak farklı tatlar ve farklı kokular alırsa, siz yemek yediğinizde sizden dilenip, sürekli yediğiniz şeylerden yerse kuru mamadan soğuyacaktır. Burada en önemli nokta onlara kuru mama dışında başka birşey vermemenizdir. Ne kadar dilenirse dilensin kuru mamadan soğumamaları için farklı gıdalar ile beslenmemelidirler. Buradaki kritik nokta ise siz yemek yediğinizde masadan ya da sizden yemek dilendiğinde sizin ona vermenizdir. Eğer kuru mamayla besleyecekseniz ona yavruluk döneminde her istediği şeyi vermeyecek ve farklı gıdalarla beslemeyeceksiniz. Kaliteli bir kuru mama köpeğin tüm ihtiyaçlarını karşılayacağından sizin verdiğiniz gıdalar köpeğinizin sadece damak tadının değişmesine yol açacaktır. Eğer yoğurt gibi gıdalar verecekseniz kuru mamasına az miktarlarda katmanızı öneririz.



  Köpekler de insanlar gibi sosyal, seçici canlılar olduklarından ömrünün sonuna kadar aynı şeyi yemeyecek ve bu durum ona diretilirse açlık grevine çıkmakta geç kalmayacaktır. Köpekler de farklı tatlar ve farklı kokular almak ister. Dolayısıyla her pakette bir ya da o mamayı iştahla yemeyi bıraktığında mamasını değiştirmenizi öneririz. Eğer bu durumla başa çıkılmazsa bir süre sonra kuru mamaya da önyargıyla yaklaşacak ve kabında gördüğü zaman kabın yanına yaklaşmayacaktır. Dolayısıyla dediğimiz gibi mamasını da sürekli değiştirmek kuru mamadan soğumasını engelleyecektir.



  Çoğu köpeğin baş düşmanı ise sıcak hava.. Sıcak hava bir köpeği son derece pasif kılacak bir etmendir. Sıcak havalar köpeğinizi bunaltacak ve iştahını kapatacaktır. Dolayısıyla tüm köpekler havalar ısındığında daha az yerler hatta sıcaklığın derecesine göre hiç yiyemeyecek duruma gelebilirler. Burada en önemli nokta ise öğünlerinin zamanının değiştirilmesi, öğünlerinin sabah ve akşam serinliğinde verilmesidir. Sıcaklar dolayısıyla iştahının kapanmasını dert etmenize gerek yoktur bu geçici bir durumdur.



  Köpeklerin iştahının olmaması ise sağlıksal bir sorundur. Eğer kuru mama dışında başka bir gıda da yemiyorsa işhtahı kapalı demektir. Bu sorun çok ciddi olabileceği gibi düzeltilmesi kolay bir durum da olabilir. İştahı kapalı bir köpeğe bira mayası tableti, balık yağı gibi takviyeler yapılabilir ancak önce veteriner tarafından muayene edilmesi gereklidir çünkü yaşamsal fonksiyonlarında bir sorun olma ihtimali de yüksektir. Bu çok ciddiye alınması gerekilen bir durumdur. Bu yüzden bu konudaki en mantıklı yorumu veterineriniz yapacaktır. Ancak böyle ciddi bir durumda hiçbir şey yapmayıp sadece mama önerisinde bulunursa o veterinerden hızla ayrılmanızı da tavsiye ederiz.



  Hastalık ise köpeklerin iştahını kesen onlarca durumdan yalnızca biridir. Bağırsak düğümlenmesi, karaciğer iltihaplanması, kanlı ishal, gençlik hastalığı gibi önemli hastalıklarda köpeklerin iştahı kesilmektedir. Bu durumda yapılabilecek tek şey veteriner tarafından kontrol altına alınması ve serumla beslenmesi olacaktır. Büyük hastalıklar gibi küçük ve varlığından haberdar olamadığımız hastalıklar da köpeklerin iştahını kesmektedir. Karaciğer iltihaplanması ve bağırsak düğümlenmesi gibi hastalıklardan veterinerler tarafından muayene edilmediği sürece varlığından haberdar olunamaz ve bu gibi hastalıkar köpeklerin iştahını keserek daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu durumun yaşanmaması için eğer nedensiz yere bir iştahsızlığı varsa veterinere götürmenizi tavsiye ederiz.



  Travma geçirmiş bir köpeğin de iştahı kesilebilir. Travma ve korku faktörleri bir köpeğin beslenmesinde oldukça etkili bir olumsuz etki yaratabilir. Köpek aç olduğu halde dış etkenlerden ve güvende olmadığını hissettiğinden dolayı mamasını iştahla yemeyebilir. Bu gibi durumlarda profesyonel eğitim almaktan başka bir çare yoktur. 



  Diğer faktörlere gelirsek bunlar saymakla bitmeyecek çeşitli somut ya da soyut şeylerdir. Örneğin mama kabını sevmeyebilir, kap kirli olduğu için mama onu cezbetmeyebilir, mama kabı bulunduğu odanın içinde ona uygun gelmeyebilir. Bunun gibi pek çok çeşitte verebileceğimiz örneklerden oluşan bu durumu gözlemleyerek ve takip ederek bulmanız gerekir.



Kuru mama sevmeyen köpeği kuru mamaya alıştırmak:



  En önemli detayı ise en sona sakladım. Kuru mama sevmeyen bir köpeği kuru mamaya nasıl alıştırabiliriz. Kendi gözlemlerimi aktarmam gerekirse benim köpeğim 6 aylık olduğunda çok fazla ev yemeği verdiğimiz için kuru mamadan soğumuştu. Yaklaşık 3 yıldır kuru mama alıştırma çabasındaydım ve son 1 aydır kuru mamasını soluksuz bir şekilde iştahla yemekte.. Bunu nasıl başardığımı ise burada izah edeceğim.



  Öncelikle bu yazıları yazarken köpeğinizin kuru mama dışındaki gıdalarla arasının çok iyi olduğunu, iştahının yerinde olduğunu ve sadece kuru mama sevmediğini varsayıyoruz. Burada yazılanları uyguladığınızda kuru mama sevmeyen bir köpeğin kuru mamaya alışacağını ise garanti ediyoruz.



  Köpeklerin kuru mamayı yiyebilmesi için kuru mamanın bir çekiciliği ve güzelliği olmalıdır. Bu koşulları ise biz sağlayacağız. Köpekler için ulaşılamayan şey her ne olursa olsun onlar için ilgi çekici ve daha caziptir. Sevmediği bir oyuncağı alıp kendi başınıza oynamaya koyulduğunuzda sizi dört gözle takip edecek ve sonunda dayanamayıp yanınıza gelecek ve oynamak isteyecektir. Siz bu oyuncağı ona vermeyerek, oyuncağı daha ulaşılmaz yapabilir ve oyuncağın değerini köpeğinizin gözünde arttırabilirsiniz. Kuru mamaya alışması için de aynı şeyi yapacağız. Ancak bundan önce yapılması gerekilen birkaç detay daha var.



  Köpeklerin kuru mamaya alışması için önce kuru mamaya sevdiği gıdaları karıştırıp önüne koyacağız ve her hafta belli bir oranda bu koyduğumuz gıdanın oranını azaltacağız. Köpeğiniz ise bu duruma adapte olacağından bir süre sonra yadırgamadan kuru mama yemeye başlayacaktır.



  Kuru mamaya konulması için gıda önerisi isteyecek olursanız kuru mamayı sıcak et ya da tavuk suyuyla yumuşatma, kaşar peyniri rendeleme, yoğurtla karıştırma, yemek suyuyla karıştırma v.b gibi çeşitli ve etkili yöntemler önerebiliriz.
 

  Kuru mamasına karıştırdığımız sos, et suyu gibi ürünleri her hafta belli bir oranda azaltacağız ve mamayı daha da çekici kılmak için ilk olarak yazdığımız şeyi uygulayacağız. Mamayı hazırlayıp önüne koyduğumuzda bekle komutunu vereceğiz ve kabın içine ne koyduğunuzu merak ettiği için koklamak isteyecek ancak hareket edemediği için sizden diğer komutu bekleyecek. Bu kısımda köpeğinizin heyecanlanmasını ve ağlayıp, sızlanmasını beklerseniz mama kabına ulaşmadaki istek daha da çok artacak ve ne olduğuna bakmadan yemeye koyulacaktır. 



  Köpeğinizin mamasını düzgün yiyebilmesi için günde 2 defa sabah ve akşam koşmalıdır. Tercihen koştuktan sonra önüne mamasını koyarsanız daha çok acıkmış olacaktır. Mamasını sorunsuz yiyebilimesi için nerjisini iyi atmış olması ve acıkmış olması gerekir. 


  Asla köpeğinizi elinizle beslemeyin bu onda daha da olumsuz bir etki bırakacak ve beslenme konusunda sıkboğaz ettiğiniz için daha da soğuyacaktır. Eğer elinizden yerse istediği zaman yemek yiyip, istediği zaman bırakabileceğini düşünecek ve yemek istemediği zaman ne kadar zorlasanız da yemeyecektir.

Erken Dönemde Egitimin Önemi


Bu  yazımızda erken dönemde verilen eğitimin önemine bir kez daha değinmek istiyorum. Bir süre önce AÇEV (anne - çocuk eğitim vakfı) bir reklamını görmüştüm ve ne kadar güzel bir slogan bulduklarını hayranlıkla izledim. Sloganda okul öncesi eğitimin önemini vurgulamak için "7 çok geç" deniyordu.

İşte bu çok doğru bir slogan ve aynısı dört bacaklı dostlarımız için de geçerli.

Çoğu yerde duyarız ve okuruz, köpeklerinizi 6 aylık olana kadar eğitime vermeyin, zaten öğrenemezler, öğrenseler de unuturlar vs.

Bu kesinlikle yanlıştır.

Çünkü 8-16 haftalar arasındaki "kritik dönem" dediğimiz evrede edindikleri alışkanlıklar, öğrendikleri komutlar, tanıştıkları her şey onların hayatının birer parçası olur. Bunun için eğitime erken başlamak kadar eğitimin süreklilği de önemlidir. 8. haftadan öncesi üreticinin sorumluluğundadır ve üreticinin de bebek doğurduğu andan itibaren yapması gereken önemli eğitim programları vardır.


Kendi kızlarımın bebeklerinde ve doğumlarında yanlarında olup, verilme aşamasına gelene kadar geçen sürede edindiğim tecrübeler ve gözlemlerim şudur ki; bebeklerin gelişimi annenin hamileliği ile başlıyor ve 4 ayları tamamlanana kadar da çok hızlı bir şekilde devam ediyor. Onların çok hızlı gelişen hayatlarında her günün önemi var. Annenin nasıl bir hamilelik geçirdiği, nerede doğum yaptığı, bebeklerin doğumdan sonraki ilk 2 haftaların nasıl geçtiği ve daha sonraki evrelerde edindiği tecrübelerin hepsi onun ilerideki hayatını etkiliyor. Onların dünyaları o kadar hızlı dönüyor ki, eğitimi 6. aya kadar ertelemek onun hayatında geri dönülmez hatalara neden olur.

Köpeğimize vermemiz gereken tek eğitim itaat eğitimi değildir.

Çok basit ve evinde köpek beslemiş hemen hemen herkesin başına gelebilecek bir örnek vereyim.

4-5 aylık olup aşıları bitene kadar evde, soyutlanmış bir şekilde büyüttüğünüz bebeğinizi daha sonra dışarı çıkarmaya karar verdiğinizde boynuna bir tasma takmak istersiniz. O ne yapar, geri geri gider, tasmayı yemeye çalışır, sürekli kaşınır ve sizinle tamamen zıt yönlere gitmeye çalışır. Hatta bazen biraz daha ileri giderek hırlayıp rahatsızlığını belirtir. Tam siz onu yürütmeye çalışırken bu arada yanınızdan hızla arabalar geçmeye başlar, değişik sesler, değişik insanlar, boynunda anlamsız bir sıkıntı ve bastığı değişik zeminin sıkıntısı ile ne yapacağını bilemeden bir o yana bir bu yana gitmeye çalışır. Yaşadığı korkuyu düşünebiliyor musunuz? Bir de üstüne üstlük bu yabancı ortama tuvaleti yapması beklenmektedir! Tabi ki onun bu beklentiden haberi bile yoktur.


Daha erken dönemde boynuna tasma takılmış olsaydı, onunla yürümeye alışmış olsaydı, insanlarla, seslerle, objelerle programlı bir şekilde tanışmış olsaydı bu sıkıntıları yaşamayacaktı.

Ya da 6 aylık olana kadar sizi çekiştirmesine izin verdiğiniz bir yavru 6-8 aylık olunca artık daha kuvvetli çekmeye başlar ve siz de onu eğitime "yollamaya" karar verirsiniz ama onun kafası karışır.

“Neden çekemiyorum ki, şimdiye kadar hep çektim, kimse birşey demedi!”

Doğruyu bu saatten sonra öğrenemez mi? Tabi ki öğrenir ama neden hayat daha sorunsuz başlamasın? Çekiştirmeyi öğrenmeden düzgün yürümesini öğrenmesi daha güzel olmaz mı? Bir kedi gördüğünde kovalamak yerine onunla dost olması, mamasını paylaşması, evinize gelenleri kapıda uslu bir şekilde karşılaması, sizi gördüğünde üstünüze başınıza atlamasındansa oturarak sizi beklemesi, çocuklarla dost olması daha güzel olmaz mı? Bir süre bu hareketleri yapmasına izin verilen köpekler, erken dönemde eğitime başlanan köpeklerden çok daha huzursuz, sorunlu köpeklerdir. Çünkü, hayat bu şekilde başlamamıştır, yapmamayı sonradan öğrendikleri için akıllarının bir köşesinde hep eskiden yaptığı davranış kalır.


Her zaman dediğimiz gibi eğitimin yaşı yok ama kritik evrede alacakları eğitimin önemi büyük. Sosyalleşme sadece bu dönemde olur. Bu dönemde olumlu izlenimlerle öğrendikleri her şey onların hayatının parçası olur.

Aslında eğitimi her zaman kendimiz için isteriz, “bu köpek çok çekiyor onunla yürüyemiyorum, sokağa çıktığımızda herkese havlıyor, herkes şikayetçi oluyor, rahatsız oluyorum, dışarı çıkamaz olduk, eve gelenlere havlıyor, misafirler ondan korktuğu için evimize kimse gelmez oldu, çamurlu ayaklarıyla üstüme atlıyor, üstüm kirleniyor, tuvaletini hala öğrenemedi, heryeri sürekli siliyorum, çok bunaldım artık. . . gibi sürekli bizi rahatsız eden nedenler yüzünden ona eğitim aldırmayı düşünürüz.

Oysa hiç düşündük mü, bu köpek bizim ortamımızda bizim şartlarımıza göre yaşacak, onun dünyası biz olacağız ve doğal ortamından uzakta tanımadığı bir dünyada yaşayacak. Acaba nasıl huzursuzlukları var, nelerden tedirgin oluyor, bunları neden yapıyor ve en önemlisi bizim dünyamıza alışması, aramızda iyi bir iletişim olması için neler yapmalıyım??

Eğitim aslında onun psikolojik sağlığı, bedensel ve zihinsel gelişimi için gerekli olamaz mı?

Köpeğimizin daha zeki, daha sosyal, daha yapıcı olması ve ileriki dönemlerde hayatını daha huzurlu geçirebilmesi için erken dönemdeki eğitim çok önemlidir. Erken dönemde edindiği tecrübeler, öğrendiği komutlar onun hayatının bir parçası olacağı için yanlışı düzeltmekle tekrar uğraşmak yerine bu temel üzerine çok daha güzel ve değişik eğitimler ilave edebilme şanımız olur.

Mesela köpekli sporlar, frizbi, aglity, köpekle dans, arama-kurtarma, hizmet köpeği eğitimi gibi pek çok alanda eğitime zemin hazırlanmış oluruz.


Bu eğitim dönemi çok erken olduğu için ve çoğu köpek sahibi veteriner hekimler tarafından kendilerince çok geçerli sebeplerle dışarıya çıkmasın uyarısı aldığı için köpekler çok sıklıkla bu dönemi evde kapalı ortamda geçiriyorlar.

Şunu da düşünmek gerek! Bedensel sağlığı yerinde ama ruhsal sağlığı bozuk, özellikle 2 yaşından sonra ortaya çıkacak sorunları olan bir köpeği gerçekten istiyor musunuz?

Ne hastalanmasını ne de asosyal olmasını istemeyiz. O zaman bebeklerimiz için özel sınıflar oluşturmalı ya da biz oluşturamıyorsak verilen hizmetlerden yararlanmalı, gurup eğitimlere katılmalı ve her zaman evde ya da güvenli olduğunu düşündüğümüz dış ortamlarda onu sosyalleştirmeliyiz.

İnsanların okullarda eğitildikleri gibi köpeklerin de 2 aydan itibaren sahipleri tarafından bir eğitim sürecine girmeleri ve bunların profesyoneller gözetiminde ve tavsiyeleri ile yapılması gerekir.


Erken dönemde alınan eğitim onun ve sizin hayat tarzınız olacağı için ve itaat komutlarında da sürekli komut tekrarları olacağı için unutulması mümkün değildir.

Ama onu bahçenin bir köşesinde bırakır ve ilgilenmezseniz elbette unutur, erken dönemde değil hangi dönemde alınırsa alınsın unutur. Çünkü eğitim, eğitmenin köpeğinizle yapıp bitireceği bir etkinlik değildir. Süreklilik ister, siz ona emek harcadığınız sürece devam eder ve gelişir.

Eğitim, anne köpeğin başlattığı, bilinçli üreticinin devraldığı ve sahibinin profesyonel destek ile hayat boyu devam ettirdiği bir süreçtir.

Unutmayalım 6. ay çok geç!!!

Pozitif Köpek Eğitimi



Ayrılık Sendromu

Ayrılık Sendromu olarak adlandırılan davranış problemi en sık karşılaşılan sorunların başında gelir. Problem genellikle bizim "sorun" olarak adlandırdığımız davranışlar, onların doğalarında var olan genetik  programın gerektirdiği gibi davranmak istemelerinden kaynaklanır. 
Köpekler çok sosyal hayvanlardır. Onların doğalarında, bir topluluk içerisinde yedi gün yirmi dört saat bir arada bulunmak vardır.
Vahşi doğada, eğer bir sürü hayvanı yalnız kalmışsa, bu onun ölümüyle eşdeğer bir anlam taşır. Bu yüzden köpeklerde en sık karşılaşılan problemin "ayrılık sendromu" olması gayet normaldir.
Böyle bir davranış problemi olan köpekler; havlama, uluma, eşyalara zarar verme, kendi vücudunu kemirme gibi huylar geliştirebilir. Sorun, genelde yavruluk döneminde sürekli iç içe olan köpeğin büyüdüğü zaman birden bire uzun saatler yalnız kalmasından, yeni bir  aileye sahiplendirilen  köpeğin ortama adapte olamamasından ya da çok bağlı olduğu aile üyelerinden birinin birden bire evden ayrılmasından " ölüm vs." kaynaklanabilir.
Bu kadar sık rastlanan bir durum olmasına karşın bu sorunu çözmek aslında göründüğü kadar imkansız değildir. En doğru olanı köpeğin henüz yavruyken aşamalı olarak yalnız bırakılmasıdır.
Enerjisini attığı için yorulmuş, etrafında oyuncakları ve çiğneme kemikleri olan bir yavru için sizin bir süreliğine ortalarda olmamanız çokta önemli bir olay değildir. Her ne kadar sürü hayvanı olursa olsun yavruluğundan itibaren sizin onu yalnız bırakmanız köpekte bir rutine dönecek ve " Gitmiş olsa da geri gelecek" düşüncesiyle gereksiz yere korkuya kapılmayacaktır.
Bazı ırklar özellikle bu konuda daha inatçıdır. Yüzyıllardır genelde insana eşlik etmek için  beslenen küçük ırklar " Chihuahua, minyatür pincher vs." ayrılık sendromuna daha yatkın olur.
Günümüzde şehirlerde yaşayan köpeklerin en büyük sorunlarından biri olan yetersiz egzersiz de ayrılık sendromunu tetikleyen baş faktördür. Köpeğinizi yalnız bırakmadan önce yeterince enerjisini atmış olduğundan emin olmalısınız. Köpekler sadece fiziksel aktivite değil, zihinsel aktiveye de ihtiyaç duyarlar. Köpeklerin zevk alacağı tarzda eğitimler, birlikte oynayabileceğiniz saklambaç , çekiştirme gibi oyunlar, diğer köpeklerle oyun oynaması, veya içi lezzetli yiyecek doldurulmuş Kong tarzı oyuncaklar, onların hem eğlenmesini hem de enerjisini atmasını sağlayacaktır.
En sevdiği oyuncaklar ve kemirme kemikleri daima siz evden çıktıktan sonra sahip olmaları gereken ödüllerdir.

Kendinizi onun yerine koyun! 24 saat yanı başınızda duran yiyecek ya da eşyanız ne kadar süre size cazip gelebilir?
Nasıl ki biz aynı şeyi sürekli  kullanmaktan sıkılıyorsak, köpekler de gün boyu iç içe olduğu oyuncaklardan ve yiyeceklerden sıkılırlar. Elimizde onları heyecanlandırabilecek güzel alternatifler varken bunları sizin yokluğunuzda ortaya çıkarmak köpeğin ilgisini başka yöne çekmek için mükemmel bir yöntemdir.
Aynı zaman da köpeğinize yeni numaralar öğretmek; hem onun zihinsel olarak yorulmasını sağlar hem de kendine güvenmesine yardımcı olur. Çevrenizde uysal köpeklerin gittiği parklar ya da köpek kulüpleri varsa bu da köpeğinizin sosyalleşmesine ve ilgisini sizden başka aktivitelere yönlendirmesine yardımcı olur.
Evet, köpeklerin içgüdüleri ve genetik aktarımlarıyla beraber gelişen kendilerine has davranışları vardır. Fakat onun tüm ihtiyaçları ve sevdiği şeyleri elimizde bulunduran biz insanların da köpeği doğru yönlendirmek için yeterince imkanı var.
Biraz ilgi ve doğru yaklaşımla beraber daha mutlu yaşayabileceğimiz bir köpeğe sahip olmak çok ta zor değil.