köpek eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
köpek eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

BURSA KÖPEK TEMEL İTAAT EĞİTİMİ

                                                    TEMEL İTAAT EĞİTİMİ
Köpeklerde temel itaat; ailenize yeni bir yavru yada yetişkin bir köpek edindiğiniz andan itibaren başlanmalıdır yerine alışması gibi bahanelerden dolayı bekleme yapmamalısınız .
Er yada geç köpeğinizi kimin lider olduğunuz ve belirlediğiniz basit komutları ona öğretmelisiniz...
Sertifikalı köpek eğitmeni olarak size tavsiyem yavru ve yetişkin tüm köpek ırkları için kişilik ve boyutları fark etmeksizin. Dengeli Eğitim Metodunu uygulayabilirsiniz.Şimdiye kadar hiçbir tecrübeniz yok ise bir kaç dakikanızı ayırıp köpek eğitimi yazı dizilerimizi takip edebilirsiniz.
www.argosteam.org
Seni bir köpeğiniz oldu ve köpeğinizin itaat seviyesi düşük yada hiç olmadığını var sayalım. Asla tek başınıza evde bir şeyler denemeye kalkmayın ve bizimle birlikte birebir yada grup seanslarımıza dahil olabilirsiniz.Seanslar genellikle 30-60 dk arası sürmekte ve birebir çalışmalarda 4-6 Hafta, grup seanslarında haftada 2 gün 4-10 hafta arası sürmektedir.

Temel Köpek İtaat Eğitimi:İlk Adımlar

Başlangıç için yavru yada yetişkin köpeğiniz eve geldiğinde ona kapısı olan bir kulübe yada sığabileceği boyutlarda bir taşıma kutusu alın.
www.argosteam.org
Bu kutu sizin evde en büyük yardımcınız olacak ve doğru kullandığınızda köpeğiniz de kutuyu çok sevecek.
Bu kutu sayesinde köpeğinize beklemeyi öğretebilir tuvalet alışkanlığını kazanmasında ona yardımcı olursunuz ayrıca ev kurallarına ve ev yaşantısını bilmeyen köpeğinizin kendisine zarar vermesini engellemiş olursunuz.
Ayrıca köpeğiniz bu kutu sayesinde kendini her zaman güvende hissedecek ve uyumak için kendiliğinden kutusunu tercih edecektir.Bu sayede köpeğiniz geceleri daha sakin olacak ve uyuması gerektiğini anlayacaktır.


                                                                                                                            Temel Köpek İtaat Eğitimi
                                           İçin İp uçları

Temel köpek itaat eğitimi için sizin yavru yada yetişkin köpeğinizle başlangıç yapabilmeniz adına bazı temel ip uçları vereceğim.

  • Her zaman tutarlı olunması : Köpeğinizin kafasının karışmasını önlemek için her zaman aynı davranış biçiminde aynı komutları kullanın ve sabırlı olun ve bütün aile bireylerinin aynı şekilde davrandığından emin olun.Kuralları esnetmeyin yada değiştirmeyin.Aksi takdirde köpeğiniz kendi işine nasıl geliyorsa o şekilde davranmaya devam eder.
  • Ruh haliniz bozuksa komut vermeyin: Köpeğinize sinirli, agresif yada aşırı heyecanlıyken komut vermeyin zira sizin reaksiyonunuz köpeğinize yansır ve korkak içine kapanık yada umursamaz; sürekli hata yapmaya meyilli bir köpek haline getirebilirsiniz.
  • Zaman geçirmeden müdahale edin: Köpeğinizin yaptığı bir hatayı düzeltmek istiyorsanız zaman geçirmeden müdahale etmelisiniz.Yoksa köpeğiniz ne için tepki verdiğinizi algılamaz.Yaptığı doğru davranışlar içinde olsa, hatalar için de olsa duruma göre anlık olarak ödüllendirilmeli yada tepki verilmeli.Böyle bir durumda ceza için kutusuna kapatmak çözüm oluşturmayacaktır.Aksine köpeğiniz zamanla kutudan nefret etmeye başlayacaktır ve hatasını düzeltebilmeniz için aynı davranışı yada hareketi yapmasını beklemek zorunda kalacaksınız.Bu olay 10 dk içinde de gerçekleşebilir yada bütün gün boyunca beklemenize rağmen gerçekleşmeyebilir de.
  • Sabırlı olun ! : Özellikle köpeğiniz yavru ise onunla daha fazla zaman geçirmelisiniz ve onun bebek olduğunu unutmayın.Verecek olduğunuz tepki ve ödüller köpeğinizin yaşına ve karakterine göre daha hassas olmalıdır.Derin bir nefes alın ve pratik yapmaktan vazgeçmeyin.
  • Köpeğinizle sakin ortamda çalışmalara başlayın: Köpeğinizle çalışmaya başlarken insanların sıkça geçtiği, araçların sürekli hareket halinde olduğu bir ortam yada çocuklarla dolu bir park tercih ederseniz; köpeğiniz ilk kez tanıştığı bu ortamda paniğe kapılacak ve tasmadan kurtulmak için hareket edecektir.Verecek olduğunuz hiçbir komuta uymayacaktır.Bunun yerine köpeğinizin komutlarınıza %100 uyduğundan emin olduktan sonra kademeli olarak diğer ortam ve nesnelere adapte edilmelidir.

Temel Köpek İtaat Eğitiminde 
Neler Olmalı!
Ses komutlarını ve el sinyallerini kullanarak iyi bir köpek temel itaat uygulama sınıfında aşağıdaki egzersiz ve komutları barındırmalıdır.

www.argosteam.org
  1. Köpeğinizin dört ayağı yerden kesilmeden oyun oynayabilmelisiniz.
  2. Sizi çekiştirmeden sevk kayışı ve tasma ile dikkati sizde olacak şekilde yürüyebilmesi.
  3. Oturma komutunu uygulayabilmesi
  4. Otur-bekle komutunu uygulayabilmesi
  5. Yat komutunu uygulayabilmesi
  6. Yat-bekle komutunu uygulayabilmesi
  7. Hayır komutu ile yapılmaması gereken davranışlar ve kuralların belirlenebilmesi için temel içeriğinin gösterilmesi
  8. Tarama- banyo ve elle vücudunu kontrol ettirebilmeli ayrıca veteriner ziyaretleri yapılarak veterinerden korkulmaması gerektiğinin uygulanması
  9. Sürekli tekrarlarla pekiştirme yapılmalı

Eğitime yeni başlamış olan yavru yada yetişkin köpeğinize ilk olarak tasma ve sevk kayışı olmadan birisi eğitim verebileceğini yada erken dönemde tasmasız yani ileri itaat yapabileceğini söylüyorsa o kişiye itimat etmeyin çünkü köpeğiniz henüz karakter olarak olgun değil yani hazır değil...
Temel itaat sınıfını seçerken köpeğiniz yavru ise sadece yavrulardan oluşan bir seans grubunu seçmenizi tavsiye etmem.Çünkü zaman zaman sosyalleşme için köpekler birbirleriyle oynamaları için serbest bırakılır.Buda sürekli birbiri üzerine çıkmaya çalışan ve sürekli havlayan bir sınıf oluşturur ki birbirlerine faydalı olmaları çok zordur.Aksine daha da dikkat dağıtırlar.Köpeklerde en iyi öğrenme yolu işi bilen köpekleri takip ederek öğrenmeleridir.
Peki ya sosyalleşme nasıl olacak diyorsanız, siz köpeğinizle çalışma yaparken etrafında yine aynı şekilde kontrollü bir şekilde birçok ırktan ve farklı büyüklükteki köpeklerde sahipleri ile çalışıyor olacaklar ve onların varlıkları, ses ve kokularını köpeğiniz hissedecektir.Dolayısıyla daha küçük olan köpeklerin korkmaları için bir sorun kalmayacak.Korkmadan çalışma yapabilen köpeğiniz temel itaat seviyesinibaşarılı bir şekilde tamamlayacaktır...

bursada köpek egitimi

köpek egitimi

Köpek pansiyonumuz, misafirlerimizin ihtiyacı olan her şey düşünülerek hazırlandı.Sürekli dezenfekte edilerek temizliği sağlanan sağlıklı ve güvenli odaların yeterince güneş almasına ve köpeğin ihtiyaç duyduğunda gölgede kalabileceği alanlar oluşturulmasına dikkat edildi.
Geniş havalandırmaya ek olarak, gün içinde çok geniş alanlarda oyun oynama ve havalandırma imkanı sağlayan dış mekan bulunuyor.Ayrıca havalandırma sonrası hoş bir sürpriz olarak ödül mamaları köpeğinizi bekliyor.Köpeklerin odalarının hemen yanında veteriner odası bulunuyor. Sürekli veteriner kontrolü altında bulunan köpeğinizin yıkanması ve bakımı (tırnak kesimi, göz ve kulak temizliği, diş bakımı, kuaför) köpeklerle yaşamayı iş olarak görmek yerine bunu yaşam felsefesi edinmiş sevgi dolu personelimiz tarafından yapılıyor.
Pansiyonda kaldığı süre içerisinde eğitim tekrarları da yapılan köpekler, daha hızlı sonuçlara ulaşabiliyor.Tüm bunlardan faydalanmak üzere pansiyonumuza gelecek köpeğinizin ulaşımı için servislerimizden yararlanabilirsiniz.Düşünürseniz bizi arayarak pansiyonumunu ziyaret ederek bir görüşte sizde karar vericeksiniz.İletişim için aşağıdaki numaradan ulaşabilirsiniz.
köpek eğitimihttps://www.google.com.tr/webhp?sourceid=chrome-instant&ion=1&espv=2&ie=UTF-8#q=k%C3%B6pek%20e%C4%9Fitimibursa köpek eğitimihttps://www.google.com.tr/webhp?sourceid=chrome-instant&ion=1&espv=2&ie=UTF-8#q=bursa+k%C3%B6pek+e%C4%9Fitimi,köpek eğitimibursa köpek eğitimi,köpek eğitimi, bursa köpek eğitimi,nilüfer köpek eğitimi, 
adanada köpek eğitimisatılık yavru köpekleradıyamanda köpek eğitimiayfonda köpek eğitimiagrıda köpek eğitimiamasyada köpek eğitimi, ankarada köpek eğitimi,antalyada köpek eğitimisatılık yavru köpekler,artvinde köpek eğitimi, aydında köpek eğitimi,balıkesirde köpek eğitimisatılık yavru köpeklerbilecikte köpek eğitimibingölde köpek eğitimibitliste köpek eğitimiboluda köpek eğitimiburdurda köpek eğitimibitliste köpek eğitimi,çanakkalede köpek eğitimiçankırıda köpek eğitimiçorumda köpek eğitimi,denizlide köpek eğitimidiyarbakırda köpek eğitimi,edirnede köpek eğitimielazıgda köpek eğitimierzincanda köpek eğitimi,erzurumda köpek eğitimieskişehirde köpek eğitimi,gaziantepte köpek eğitimigiresunda köpek eğitimi, hatayda köpek eğitimi,hakkaride köpek eğitimi,ıspartada köpek eğitimi, içelde köpek eğitimiistanbulda köpek eğitimiizmirde köpek eğitimi , SATILIK YAVRU KÖPEKLER , kars köpek eğitimi, kastamonuda köpek eğitimi,kayseride köpek eğitimikırklarelinde köpek eğitimi,kırşehirde köpek eğitimikocaelinde köpek eğitimikonyada köpek eğitimi,kütahyada köpek eğitimi, malatyada köpek eğitimi,manisada köpek eğitimikahraman maraştaköpek eğitimisatılık yavru köpeklermardinde köpek eğitimi,muşta köpek eğitimi,muglada köpek eğitimiSATILIK YAVRU KÖPEKLER , nevşehirde köpek eğitiminigdede köpek eğitimiorduda köpek eğitimi,rizede köpek eğitimisakaryada köpek eğitimisamsunda köpek eğitimisinopta köpek eğitimisiirt köpek eğitimi,sivasta köpek eğitimi,tekirdagda köpek eğitimitokatta köpek eğitimitrabzonda köpek eğitimituncelide köpek eğitimişanlıurfada köpek eğitimi,uşakta köpek eğitimivanda köpek eğitimiyozgatta köpek eğitimizonguldakta köpek eğitimiaksarayda köpek eğitimiSATILIK YAVRU KÖPEKLER , bayburtta köpek eğitimikaraman köpek eğitimikırkkalede köpek eğitimi, batmanda köpek eğitimişırnakta köpek eğitimi,bartında köpek eğitimiardahanda köpek eğitimiıgdırda köpek eğitimiyalovada köpek eğitimi,karabükte köpek eğitimi,kiliste köpek eğitimiosmaniyede köpek eğitimi, nilüferde köpek eğitimi,  https://www.google.com.tr/webhp?sourceid=chrome-instant&ion=1&espv=2&ie=UTF-8#safe=strict&q=+bursa+k%C3%B6pek+e%C4%9Fitimi

Köpeklerde Kalça Displazisi (CANINE HIP DYSPLASIA)


Köpeklerde Kalça Displazisi (CANINE HIP DYSPLASIA)

Basitçe kalça ekleminin şeklinin değişmesi sonucunda eklemdeki kusursuz uyumun kaybolması ve bu sırada eklem kıkırdağında oluşan hasar nedeni ile ağrı ve hareket sınırlanması ile sonuçlanan genetik kökeni olan gelişimsel bir hastalıktır. Hastalığın gelişimsel olması, yavruların genetik olarak hastalığa yatkın doğdukları ancak doğum sırasında ve sonrasında ilk 3 aylık süreç içinde normal ya da normale çok yakın bir durumda oldukları fakat gelişimin hız kazandığı 5-12. aylar arasında hastalığın klinik ve radyolojik bulgularının geliştiği anlamına gelmektedir.
    


En sık olarak Alman çoban köpekleri, rottweiler, golden retriewer, doberman, kangal vs gibi ırklarda ortaya çıkmasına rağmen her ırktan köpekte görülebilir.
Kalça displazisi veteriner hekimlerin tedavisi en fazla çalıştıkları hastalıklarından birisidir. Genetik temelli bir hastalık olması hastalığın kontrolünü önemli ölçüde zorlaştırmaktadır. Gelişmiş ülkelerde displazik olmadığı kanıtlanmamış dişi ve erkek köpeklerin çiftleştirilmesi uygun bulunmamakta ve özellikle üreticiler ile yavru köpek alacak insanlar bu konuda çok büyük hassasiyet göstermektedir hatta ana-babasının displazik olmadığı bağımsız kuruluşlarca onaylanmamış yavrular alıcı bulamamaktadır. Bununla birlikte hastalık ile mücadeleyi güçleştiren faktörlerden birisi de karmaşık genetik geçişler nedeni ile displazik olmayan ana-babalardan displazik olan yavruların dünyaya gelmesidir, çok sıkı bir şekilde denetim yapılan ve displazik yavruların ve bu yavruların ana-babalarının üretimden hemen çıkarıldığı yetiştirme işletmelerinde dahi hastalık varlığını sürdürmektedir.
Elbette hastalığın genetik kökenli olması çevresel etkilerin (egzersiz, beslenme, hormonal etkiler gibi) hastalığın gelişiminde etkisi olabileceği gerçeğini gözardı etmemize neden olmamalıdır. Özellikle yavruların çok hızlı büyüdüğü 5-9 aylık dönemlerde yüksek enerjili ve yüksek kalsiyum içeren diyetler ile beslenmenin hastalığın oluşumunu tetikleyebildiği saptanmıştır. Bu niteliğe sahip mamalar genelde market mamaları olarak sınıflandırılan premium kalitede olmayan göreceli olarak ucuz mamalardır.
Kalça displazisi kalça ekleminin şeklinin değişmesi ile karakterize bir hastalık olduğu için ilaç ile tedavisi yoktur. Bazı besin katkılarının (glikozaminoglikanlar) eklem kıkırdağında oluşan hasarı yavaşlatabildiği ve hayvanın daha rahat hareket edebilmesini sağladığı bugün için kabul görmüş bir gerçektir fakat bunun herhangi bir şekilde tedavi seçeneği olmadığı net olarak bilinmelidir.


Kalça displazisinde tanının erken konulması tedavi seçeneklerinin doğru belirlenmesi için gerekli bir uygulamadır ve risk altındaki ırklara mensup yavruların 4-12. aylar arasında bir ortopedi uzmanı tarafından radyografilerinin alınarak değerlendirilmesi uygun tedavinin uygun zamanda yapılabilmesi için gerekli bir uygulamadır. Daha önce de ifade edildiği gibi bu hastalık ilaç kullanımı ile çözülebilecek bir sorun olmaktan öte bir problemdir ve tedavi seçenekleri operatif uygulamalara dayalıdır yani hasta ameliyat olmak durumundadır. Hastalığın dönemine ve eklemdeki hasarın derecesine göre 3 farklı operatif teknik ile sağaltım mümkündür, sağaltımda temel amaç hastanın ekstremitesini ağrısız olarak kullanarak yaşantısına devam edebilmesidir. Bu hastalığın erken yaşlarda ortaya çıkması hastanın önünde yaşanacak uzun süre olduğu düşünüldüğünde tedavinin yapılması için bir gereklilik doğurmaktadır. Tedavi edilmeyen hastalarda dejeneratif eklem hastalığı gelişmekte ve 6-12 ay içinde hastalar ekstremitelerini kullanamaz duruma gelmektedirler. Bu tip hayvanların duydukları şiddetli ağrı nedeni ile yürümekte bile zorluk çektikleri için normal hayatlarını devam ettirmek konusunda sahiplerinin çok yakın ve fazla desteğine ihtiyaç duydukları bilinmektedir.

   
Kalça displazisinde operatif seçenekler, soldan sağa; eksizyon artroplastisi, triple pelvic ostetomy TPO, total kalça protezi

Kalça displazisi tedavi edilebilir bir hastalıktır ancak hastalığın erken teşhisi hastanın geleceği için büyük önem taşımaktadır, eğer displazi riski yüksek ırklardan bir yavruya sahipseniz özellikle 4-12. aylar arasında radyolojik takiplerinin yapılmasını veteriner hekiminizden isteyiniz, operasyon bu hastalığın yegane tedavi yoludur ve uzmanları tarafından yapıldığında oldukça iyi sonuçlanmaktadır.           

BİRİ YAVRU KÖPEK Mİ DEDİ?

Öncelikle herkese teşekkür etmek istiyorum.Yavrularımıza gerçekten yoğun ilgi gösterdiğiniz için...
 Aynı zamanda da bursadaki petshop cu abilerden köpek alım satan yapan sözde kendi üretimi gibi göstermeye çalışan çiftlikçi abilere ve fotolarımızı çalan diğer illerdeki çiftliklere kadar...
Evet hepinize teşekkürler sayenizde kendi seviyemizin ne derecede olduğunu görmüş olduk.
Ayrıyaten bizi telefonla arayıp bilgi almak isteyen gerçek anlamda dürüst davranan kişilere sizlere sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum.
Evet 5 küçük yavru .3 erkek 2 dişi olmak üzere.
Bu yavrular birçoğunun yaptığı gibi parayı veren ama yüzlerini bile görmediğimiz kişilere göndermedik.Yavrularımız birçok farklı ilden arandı hatta Hakkari Şırnak Van Ardahan Erzurum gibi doğu bölgemizdeki illerden bile parası neyse verelim diye teklifler aldık.Ama bizim tek şartımız bu yavruyu istiyorsan gelip anne altından kendin alıcaksın oldu.Nitekim öyle de oldu.
Yavrularımız anne ve babasıyla aynı alanda serbestçe oynarken misafirlerimiz geldi ve seçimlerini yaptılar.
Bizim için bu husus çok önemli yavrunun anne ve baba terbiyesi alması onlar tarafından yönlendirilmesi.

Yavru köpeği alırken nelere dikkat edilmeli başlığı altında internette yüzlerce makale vardır ve hepsinide okumuşuzdur ama iş yavruya gelince o anki heyecanımızdan dolayı orada yazanların hepsi unutulur.Unutulmasa bile ne uygulayacak nede görecek bir ortam yoktur.Çünkü yavruyu çiftlikten alayım diyorsunuz çiftliğe gittiğinizde durum aynı büyük cam fanuslar ... İyide petshoplarda da aynı olay var peki niye bu çiftlikçi abiler petshoptan alma benden al diyorlar ne farkları kaldılar ki...
Bir yavruyu çiftlikten almanın amacı yavrunun ayağının toprağa deyip vücuttaki fazla elektriğini atabilmesi ve ebeveynleri ile beraber insanlarla nasıl uyum sağlayabileceklerini öğrenmesidir.Sevgili çiftlikçiler 3 kuruş için camekanda yavru satışını kaldırın...
Birde şöyle bir olay var face üzerinden baktığımda bir çiftlik yaklaşık 20-30 ırk için ilan vermiş büyük küçük orta ırk hepsi mevcut çiftliğe gidiyorsunuz sadece 3-4 ırk çıkıyor peki diğerleri nerde...? Hepsi gelişi güzel bir şekilde evlerde üretilip toptan satın alınıyorlar tane başı bir fiyat biçiliyor sonrada sizlere yurt dışından getirttik denebiliyor.Sözüm hepsi için olamaz olmamalı ama büyük çoğunluğu böyle.
işin türkçesi para varsa için içinde dürüstlük vicdan bu gibi onursal yargılarımız sadece satış gerçekleşene kadar.
Peki ya yavruyu aldıktan sonra hangisi ne kadar destek veriyor yavruyu büyütmeniz konusunda. Sizlere yavrunuz ile birlikte ömür boyu sizi mutlu edebileceklerinin garantisini verebiliyorlar mı. Evet ömür boyu diyorum siz ve köpeğiniz hakkında size ne kadar tavsiyelerde bulunabiliyorlar.Köpeğinizi aldıktan 3 ay , 6 ay hatta 1 sene sonra telefon açtığınızda size ne kadar destek verebiliyorlar.Veremezler çünkü ayda ortalama hiç tanımadığı hiç emek harcamadığı 40-50 köpek alıp satmışlar hangisini yada hanginizi nasıl tanısınlar.
Demem o ki yavru alırken ticareti değil yavruyu ön planda tutan yerleri araştırın sonra üzülen siz olursunuz ve emeğiniz boşa köpeğiniz barınağa gider...
SAYGILARIMLA...!!!




Bursa Köpek Eğitimi, Üretimi ve Satışı


Bu sefer size bu yazı da farklı bir bakış açısı getirmeye çalışacağım sevgili dostlar.Geçtiğimiz yılbaşında Bursa ya taşınmaya kararı aldık ve taşındık.
Bunun sonucunda ev taşınması yerleşmesi resmi işlemler filan derken ortalama 1 ay gibi bir süreyi geride bıraktıktan sonra burada da aynı işi yapmaya karar verdim. Zaten internet dünyasından öğrendiğimiz kadarıyla bursa köpek şehriydi bizim gözümüzde. Sonra internet üzerinden bu işle alakalı her gün onlarca ilanını gördüğümüz onlarca kişiyle yada çiftlik ile tek tek görüşmeler yaptım. Öncesinde bir liste çıkardım ortalama sonuç 60 küsür tane merkez var ve bunlardan sadece 6-7 tanesinin içinde eğitim ibaresi mevcuttu. Tek tek yerlerine gittim sohbetler ettim, hatta birinde işe bile başladım sadece 6 gün.
Telefonda bana anlatılanlar ve konuşmalarımızın da dışında yaptığım görüşmede eğitim bölümlerinin dolu olduğunu ve şimdilik üretim bölümünden sorumlu olmamı ve ileride eğitim bölümüne geçiş yapabileceğimi söylediler. Malum hayat şartları kabul ettim ve işe başladım. Ama sadece 6 gün katlanabildim, çünkü işletme adı kadar büyük değildi ve öncelikli amaç sadece burada para idi. Köpeklerin hepsi perişan korkak sert soğuk zemin haricinden başka bir yer bilmiyorlardı. Köpeklerin fayans haricinde ayakları toprağa sadece yer sıkışıklığından dolayı başka bir bölüme alındıklarında değiyordu. Yada çiftleşme olacağı zaman.

Bütün bunları biranda engelleyemezdim ama zamanla bir şeyler  yapabilirim diye düşündüm. Bazı tavsiyelerde bulunmak istedim, müdüre gittim . Aman Allah’ım müdür köpekten anlamayan birisi olarak ne dersem diyeyim her şeyi patron bilir doğruda olsa yanlış da olsa patron bilir onun dediğini yapmak zorundayız diyor ama her yaşanılan sıkıntıyı bize fatura ediyordu.
Sonra eğitim bölümünde çalışanlarla konuşuyorum ellerinde problemli bir köpek var 2 kişiler fakat yardımlaşma diye bir şey yok. Köpeği ve yapılan uygulamaları uzaktan izliyorum aslında sorun çok basit ama yardımlaşma olmadığından çözemiyorlar. Köpeğin sorunu aslında dikkat eksikliği sadece. İlk önce daha önce tanıdığım benim yanıma vakti zamanında eğitim öğrenmeye gelen eğitimci arkadaşa söylüyorum bunları bu şekilde yaparsanız sorun çözülür diye ama nafile. Sonra diğer eğitmenle konuşuyorum ve bana verdiği cevap şu oluyor.’ben çalışırken başkasının beni izlemesinden hoşlanmam ‘ diyor. Bana eyvallah demekten başka bir şey düşmüyor. Aslına bakarsanız tüm bu sebeblerden dolayı hem ayrılmayı çok istedim hem de birşeyler yapılabilir değişebilir diye çok düşündüm ve biraz daha bekledim ta ki o zamana kadar. Çiftlikteki bütün köpekler için yakınlardaki bir yemekhanenin yemek artıkları her gün bidonlarla alınıyor ve müşteri köpekleri dahil bütün köpeklere dağıtılıyor.
Ve o günde ortalama 50 civarı köpeğin yemeğini dağıtırken bidonları sürüklediğim esnada belimi incittim aynı gece acile gittim ve ertesi gün işe gelemeyeceğimi bildirdiğimde önce hiçbir şey yokmuş gibi hastane dönüşü beni tekrar davet ettiler ve işten çıkışımı verdiler sigortamı durdurdular. En çok ihtiyacım olduğu sırada üstelik. 1 ay kadar fizik tedavi gördüm.Tabi bu sırada söylemeyi unuttum görüştüğüm bütün çiftlikler üstü kapalı olarak birbirini kötülüyor kendilerini met ediyorlar ama zamanı geldiklerinde hepsi aynı alem masasındalar; çekilmiş fotolarını görebiliyorum.
Tedavim devam ederken aklıma broşür bastırıp evlere dağıtayım, evlere köpeğin yaşadığı ortama gideyim, orada köpek sahibi ile baştan sona kadar eğitim hizmeti vereyim dedim. İlk etapta 2000 broşür ile dağıtıma çıktım bir tanesinden bile geri dönüş gelmedi sadece birkaç çakal haricinde. Çakal diyorum affınıza sığınarak ve gerçek çakallardan özür dileyerek.Bademli tarafına bıraktığım broşürlerden birinden dolayı bir şahsiyet aradı. Telefonda bana diyor ki ben Bursa birincisiyim ismim şu burada eğitim yapamazsın ama çiftliğe karşılıklı olarak yarı yarıya fiyatta anlaşırsak pansiyon için müşteri gönderirim diyor du . Bir kere kullandığı tabirlerin hepsi baştan sona yanlış dı.  Köpekli sporlarda çalıştırıcılar hiçbir zaman derece almazlar; köpekleri derece alır o anki performanslarına göre. Bu kişi bana hem göz dağı vererek hem de büyüklük yapma gayreti içerisinde birisi olduğunu ispatladı. Üstelik ben kendimi tanıttığımda bana bir isim söyledi ve bende kendisinin yıllardır arkadaşım olduğunu ve halen görüştüğümü söyleyince telefonu yüzüme kapattı ve aramalarımı engelledi.
Sonra bu kişi hakkında biraz araştırma yaptığımda aslında kendisinin köpek bakıcısı olduğunu  öğrenmiş bulunmaktayım ve maalesef kendini eğitmenim diye tanıtan Bursa’daki onlarca kişiden biri.
Bütün bu olayları yaşarken diğer çiftliklere de gidip sohbetimi arttırmaya çalışıyorum. Gördüğüm manzaralar aslında hiç de hoş ortamlar değil.ya çamur içindeler ya yemek artıklarıyla beslenip bir alıcı çıktığında şu mamayla besleniyor deyip pahalı ticari satışlar.aslında dişi köpekler biraz şanslı gebeliğinin son bir haftasında vitrin görünümünde şık güzel ortamlarına alınıp doğumlarına bekleniyor ve emzirme süreci boyunca o vitrin dışına çıkamıyorlar maalesef.Kimi eğitmen yada çiftlikçi de ‘ben temel itaati köpekle 1 hafta çözüyorum’  deyip baskıyla köpeğe bir şeyler yaptırıp hiç ders çalışmamış sahibine teslim etmelerini böbürlenerek anlatmaları.
Demem o ki yeşil Bursa dan siyah çamur manzaralarını görmek istiyorsanız yerinde görün.
Zaten bir çok ilanı aradığınızda yavru köpek edinmek istiyorum yerinize gelip görmek istiyorum dediğinizde köpekler ya bir arkadaşlarının evinden çıkıyor yada kalmadı veya yurt dışından getirtebilirim diyorlar. Oysaki ilan süresine bakarsanız daha birkaç dakika önce yayınlanmış olduğunu görürsünüz. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar hızlı canlı sıcak satış göremezsiniz.
Bu yazıyı yazmamdaki amaç kendi içimdeki isyanımdan dır ve amacım kimseyi hedef göstererek kötülemek amaçlı değildir.

Not: Bu yazının her türlü yasal sorumluluğu ve telif hakkı tarafıma aittir ve yayınlanma süresinden sonra iznim olmadan yapılan her türlü değişiklik, kopyalama , ve başka bir amaç doğrultusunda kullanımı tespitinde hakkınızda yasal soruşturma yapılacaktır…

Türkiye' de Hizmet Köpeği Yokluğu

Günümüzde köpek eğitimi ve köpek davranışları üzerinde yapılan çalışmalar ilerledikçe köpeklerin kullanım alanları da artmaktadır. Köpekler bedensel ve zihinsel engellilerin eğitiminde, zihinsel gelişmelerinde ve yaşamlarında yardımcı olarak kulanılmaktadırlar.
Köpeklerin engellilere yardımcı olarak kullanılmaları görme engellilerle başlamış olsa da artık pek çok engelli insan için köpekler yardımcı olarak kullanılmaktadır.
Engelli insanlarla yaşayan ve onların bazı ihtiyaçlarında yardımcı olan köpekler engellilerin durumlarına göre sınıflara ayrılmakda ve yaptıkları işlere göre de isimlendirilmekdedirler.
Bu köpekler genel olarak bütün ülkelerde şu şekilde sınıflandırılırlar.
1- Görme engelliler için rehber köpekler (guide dogs)
2- İşitme engelliler için duyan köpekler (hearing dogs)
3- Görme ve işitme engelliler dışındaki bedensel engellilere yardımcı olan hizmet köpekleri (service dogs). Hizmet köpekleri bedensel engelliler için çeşitli yardımlarda bulunurlar. Örneğin tekerlekli sandalyeden yaşan biri için yere düşen objeleri alıp vermek, kapıları açmak, ışıkları yakıp söndürmek, çamaşır makinası doldurup boşaltmak gibi.
Engellilere yardım eden bütün bu köpekler ise yardım köpekleri (assitance dogs) ismi altında adlandırılırlar. Ayrıca terapi köpekleri olarak adlandırılan köpekler ise sadece engelliler için değil hastanelerde, huzur evlerinde, psikiyatri klinikleri, okullar ve benzeri yerlerde kalan herkes için görev yaparlar. Terapi köpekleri bu yerleri sahipleri ile düzenli olarak ziyaret ederek buradaki insanların köpeklerle temasını sağlarlarlar. Köpeklerin hasta insanlarla temasında onları rahatlattığı, tansinyonlarını belli ölçüde düşürdüğü, kalp atışlarını düzene koyduğu, onları meşgul ederek rahatlattığı, hastaların iyileşmelerini hızlandırdığı artık bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bazen terapi köpekleri psikiyatrik hizmet köpekleri olarak da ayrılabilmektedirler. Yukarıda verilen örneklerdeki bütün köpekler çalışan ve özel köpeklerdir.
Hizmet köpeklerinin yetiştirilmeleri ve eğitimi

Hizmet köpekleri özel köpeklerdir ve diğer köpeklerden ayrılırlar. Hizmet köpeği engelli sahibi ile onun girdiği heryerde onunla 24 saat beraber yaşar. Bu köpeklerin eğitimleri ve sosyalleşmeleri çok dikkatli ve yapılmalıdır. Bir hizmet köpeğinin eğitimi 6 aydan fazla sürmektedir. Genellikle hizmet köpeklerinin eğitimlerine yaşını geçtikten sonra başlanır. Köpeğin karakterinin belli olması için bu süre beklenmelidir. Eğitme başlanmadan önce köpeğin sosyaleşmesi için çalışılır. Hizmet köpeği olacak köpekler yavru iken yaşayacağı ortamda karşılaşacağı herşeye alıştırılmalıdır. Hizmet köpeği yetiştiren sivil toplum örgütleri gönüllü aileler bularak yavruları bu aileler içinde eğitime kadar büyümelerini ve sosyalleşmelerini sağlarlar. Hizmet köpeklerinin eğitilmeleri bir ekip işidir. Köpeğin sosyaleşmesi, eğitilmesi, köpeği sahiplenecek engellinin bu konuda eğitililip köpek için hazırlanması çeşitli uzmanlık alanlarında insanların birlikte çalışmasını gerektirir.

Hizmet köpekleri nerede ve kimler tarafından yetiştirilip eğitilirler
Yurtdışında hizmet köpeği yetiştirip eğiten ülkelerde bu işleri sivil toplum örgütlerinin yaptığı görülmektedir. Bu sivil toplum örgütleri kar amacı gütmeyen, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülerden alan, bağış ve yardımlarla kendi varlıklarını devam ettiren kuruluşlardır. Hizmet köpeklerinin işlerini yapacağı hale gelmelerine kadar geçen sürede onlar için yapılan harcamalar her engelli insanın karşılayacağı kadar uygun olmayabilmektedir. Bundan dolayı bu köpeklerin yetiştirilip eğitlmesini üstlenen sivil toplum örgütleri yetiştirdikleri köpekleri ücretsiz olarak engelli insanlara verirler.

Hizmet köpekleri yetiştiren ve eğiten sivil toplum örgütlerinde köpek eğitmenleri, psikologlar, veteriner hekimler, tıp doktorları, engellilerin eğtimlerinde çalışan öğretmenler gibi çeşitli uzmanlık dallarında insanlar gönüllü olarak ücretsiz çalışırlar.

Türkiye'de hizmet köpekleri  Hizmet köpeklerinin Türkiye'de yetiştirilip eğitilmesi ve engelliler tarafından kullanılması için henüz yukarıda bahsedilen tarzda bir sivil toplum örgütü bulunmamaktadır. Böyle bir kuruluş olsa dahi bu köpeklerin kullanımlarında bazı aksaklıklar olacağı muhakkadır. Hizmet köpekleri özel köpeklerdir ve eğitilmeleri dışında yaptıkları iş sırasında bulundukları ortamın çalışmalarına uygun olması gerekmektedir. Bu köpekler engelli sahipleri ile çalışırken etrafdan dikkatleri çekilmemeli, insanlar tarafında rahatsız edilmemelidirler. Hizmet köpekleri üzerlerinde uyarıcı "lütfen sevmeyin hizmet köpeğidir" gibi ibareler taşıyan yelekler ile görev yaparlar ve bunları gören insanlar da bu köpeklerin dikkatini çekmezler, sahibinin iznini almadan onları sevmez, dokunmazlar. Bu ibareleri taşıyan bu görev köpekleri kullanıldıkları çoğu ülkede sahibinin girdiği heryere girerler. Lokantalar, oteller, yüzme havuzları, spor salonları, sinema, tiyatro, belediye otobüsleri dahil sahibini girdiği heryere girerler. Bunlar o ülkelerde kanunlarla sağlanmıştır.

Türkiye'de böyle bir uygulama olması çok zor gibi görülmekdedir. Bizim ülkemizdeki sokak kedi ve köpekleri hizmet köpekleri için büyük bir sorun teşkil eder. Tekerlekli sandalyesinde yanında hizmet köpeği ile giden birisine o bölgenin sokak köpekleri saldırdığında engelli sahibi zaten sandalyede olduğu için bu köpekleri uzaklaştırmayacak, köpeğini koruyamayacaktır. Tekerlekli sandalyede oturan bir insan ayakta koşan bir insana göre köpek için tehdit edici görünmeyecek ve bu durumdaki bir insandan muhtemelen her sokak köpeği korkup kaçmayacak ve engellinin köpeğine saldırabilecektir. Sokaktaki kediler de hizmet köpekleri için dikkat çekici olacaklar ve köpeğin görevini yapmasını engelleyebileceklerdir. Köpek eğitiminde yüzdeyüz eğitim yoktur. Yüzde 80-90 lara çıkan bir oran da köpek iyi eğitimli denilir. Hizmet köpekleri komutlara yüzde doksa oranında uymalıdır. Bu yüzden de eğitimleri ve uygun köpeğin seçilmesi zaman almaktadır. Bu köpekleri eğiten kurumlar köpekleri her sene bazı testlere sokarlar ve köpekde herhangi bir gerileme olup olmadığına bakarlar. Hizmet köpekleri yüzdedoksan komutlara uysada sokak kedileri onlar için zaman zaman dikkat dağıtıc olackalardır. Diğer tarafdan ülkemizde çok sık gördüğümüz bilinçsiz köpek sahipleri de hizmet köpeklerinin sokaklarda çalışmasını engelleyecektir. Ülkemizde tasmasız köpek gezdiren, köpeğinin eğitimli olduğunu etrafa göstermek gibi saplantıları olan çok insan görmekdeyiz. Bu insanların köpeklerinin hizmet köpeklerine saldırmaları istenmeyen olaylara sebep verecektir. Tasmada bağlı dahi olsa saldırganlık gösteren ve diğer köpeklere havlayan, üzerlerine atlamak isteyen köpekler dahi hizmet köpeklerinin çalışmalarını engelleyeceklerdir.

Türkiye'de hizmet köpekleri engelli sahipleri ile halka açık olan çok fazla yere gidemeyecekler, toplu taşıma araçlarını kullanamayacaklardır. Örneğin otel, lokanta, spor salonu, pastahane, berber gibi yerlerin çoğuna, belki de tamamına alınmayacaklardır. Bu yerlerden bazılarının girmelerine izin verdiğini farzetsek de bu sefer burada bulunan diğer müşteriler tarafından istenmeyeceklerdir. Türkiye'de köpek kendilerine hiçbir zarar vermese, rahatsız etmese dahi onlardan korkan, rahatsız olan, onları istemeyen insanlarla doludur. Bu konuda bir kanun çıkmadığı sürece engellilerin köpekle girmek istedikleri yerlerden çıkarılmalarına karşı herhangi bir kanuni yaptırım uygulanamayacaktır.
Yukarıda sayılan bütün olumsuzluklar Türkiye'de hizmet köpeklerinin kullanımını engeller. Fakat bu kadar olumsuzluk karşısında Türkiye'de engellilerin de köpek sahibi olma, hizmet köpeklerinden yararlanma hakkları vardır. Köpek hizmet köpeği olarak görev yapmasa dahi engelli bir insanın köpekle yaşaması, onun karşılıksız sevgisini alması o insana mutlaka yararlı olacaktır.
Türkiye'de yabancı ülkelerdeki gibi hizmet köpekleri kulanıllmasa da bazı kısıtlamalarla gene de bu tür köpekler kullanılabilir, ya da ileride yapılacaklar için ilk adımlar atılabilir.

Korkmadan Saygı & Teslimiyetsiz Sevgi & Dominant Olmayan Otorite

KORKMADAN SAYGI & TESLİMİYETSİZ SEVGİ & DOMİNANT OLMAYAN OTORİTE

Köpek davranışlarının incelenmesinde ve eğitiminde köpekleri kurtlarla karşılaştırmak ve kurtun köpeğin atası olduğu, buna göre de davranışlarında kurtlara benzediği teorisi 1940'larda ortaya atılmış ve halen bazı kesimler tarafından savunulmaktadır. Bu teoriye göre kurtlardaki sürü hiyerarşisi insan ile köpek ilişkilerinde kulanılmak istenmiş ve bunun için de bazı uygulamalar yapılmıştır. Sürünün başlangıcı baskın (dominant) karakterli bir dişi ve erkek ile olur. Bunlara alfa çifti denilmektedir. Sürünün lideri bu iki kurttur. Bunlar birbirleri ile koordineli çalışırlar. Sürünün nereye gideceğine, ne zaman, ne avlanılacağına, nerede yatılacağına karar veren alfadır. Alfa liderlik teorisine göre köpeklerde de bu sürü içinde yaşama güdüsü bulunduğuna ve sürü içinde yaşamasalar bile yaşadıkları insan ailesini bir sürü olarak algıladıkları ve kurtların sürü içindeki davranışlarına benzer davranışlar sergilediklerine inanılır. Bu düşünce ile köpeğin insanlar ile uyumlu olarak yaşayabilmesi, insana karşı itaatkar olması için sürü lideri alfa rolünü insanın alması istenir. Bunun için de alfanın sürü içinde hakimiyetini sağlayan ve devam ettiren karakteristik davranışlarını insanın üstlenmesi gerektiği savunulur.

Köpeğin lideri olmak için yapılması önerilen bazı davranışlar ise şunlardır;

- Alfa diğer sürü üyeleri ile arasında olan her mücadeleyi kazanır.
Köpeğinizle oynarken her oyunu siz bitirin. Zaman zaman size karşı geldiğinde yere yatırın ve üzerine bastırarak bir müddet hareketsiz kalmasını sağlayın.

- Alfa ilk önce yer, diğerleri beklemek zorundadır.
Köpeğinize yemek vermeden önce önünde siz yemeğinizi yerken onu bekletin sizin
yemeğiniz bittikten sonra ona verin.

- Alfa sürü üyelerinin içinde diğerleri tarafından en fazla ilgi görenidir. Diğerleri alfadan.başkasına bu kadar ilgi gösteremezler. Bunun yanında kendisi çok nadiren diğerlerine ilgi.gösterir ve gidip onları yalar.
Köpeğinizi sadece siz istediğiniz zaman sevin o size kendini sevdirmek için yanaştığında sevmeyin.

- Alpha diğerleri ile göz göze gelir ve bu göz temasında kesinlikle kendi gözünü onlardan önce kaçırmaz ve böylece kendi hakimiyetini karşısındakine hatırlatır.
Köpeğiniz ile göz teması kurduğunuzda gözünüzü ondan evvel kaçırmayın.

- Alfa istediği yerde yatar, onun yatmak istediği yerde başkası varsa kalkmak zorundadır.
Köpeğiniz yolunuzun üzerine yatmışsa onu kaldırın ve yattığı yerden geçin

- Alfa her zaman önde gidendir, her yerden önce o geçer. 
Kapılardan, dar yerlerden ilk önce siz geçin sonra köpeğiniz geçsin.

Günümüzde, yukarıda verilenler ve benzeri başka öneriler uygulandığı zaman köpekle insan arasındaki ilişkinin sağlıklı olamayacağı, köpeklerin kurtlardan çok farklılıklar gösterdiği, kurtlar gibi davranmadıkları, insanları köpek gibi görmedikleri için 1940'lı yılların teorisi olan alfa rolü artık insan köpek ilişkisinde konuyla ilgili bilim çevreleri tarafından kabul görmemektedir.

Günümüzde liderlik teorisini destekleyen köpek davranışları ve köpek eğitimi üzerine yazılmış çok sayıda kitap ve bu teoriyi savunan ve eğitimlerinde kullanan eğitmenler de bulmanız mümkündür. Fakat artık hayvan ve köpek davranışları konusunda akademik eğitim veren üniversite ve benzeri kurumlarda bu teori desteklenmez.

Bu konuda kurtlar ve köpeklerle ilgili geçmişi olan ve tanınmış bazı kişiler ise şunları söylemektedirler;

Kuzey Amerika yaban hayatı federasyonu başkanı ve Indiana kurt parkının kurucusu etolojist Prof.Dr.Erich Klinghammer şöyle demektedir;

"Benim için alfa rolü denilen bu pratiklerin uygulanması anlamsızdır. Bu bağlamda insanların köpeklere uyguladıkları ile kurtların yüksek mertebedeki kurta teslim olmaları birbiri ile örtüşmez. Kurt parkında bizler kendi yetiştirdiğimiz kurtlara dahi bunları uygulamayız.Kurt parkında dominant saldırılar çok nadir yaşanmaktadır. Tercih edilen strateji boyun eğmek ve kaçmak olmaktadır. Eğer ben kendi yetiştirdiğimiz bir kurtun üzerinde fiziksel olarak dominant baskı kurmaya teşebbüs etsem ya kaçar, ya da bana saldırır. Gerçekten de kurtlar ile köpekler arasında büyük farklılıklar vardır."

Köpek üreticisi, eğitimci ve davranış danışmanı Ken McCort ise "ben plesanta yemek, dışkılar üzerinde yuvarlanmak, yüz yalamak gibi normal köpek davranışlarında bulunmam çünkü köpek değilim" demekte ve şöyle devam etmektedir. " Eğer yöresel bir kaç yabancı kelime konuşursanız çevre halkı oralı olduğunzu düşünebilir, köpeklerin birkaç hareketini taklit etmek bizi köpeklere benzetmez. Bu tekniklerden benim gördüğüm sadece köpeklere karşı olan kabaca davranışlardır. Benim köpekler ve kurtlar üzerindeki izlenimim bu tür bir disiplinin aralarında seyrek uygulandığıdır. Esasında sürü içinde alt mertebedeki kurtların boyun eğmeleri kendi istekleri ile olmaktadır. Sık olarak duyduğum bir şey annenin yavruları sütten kesmek için zor kullandığı, onları hareket edemez halde tuttuğudur. Halbuki izlenimlerim kurtların ve köpeklerin yavrularının süt emmeyi bırakmasını onları engellemek yerine onlardan kaçınarak yaptıklarıdır. Sürü lideri fiziksel olarak bireyleri tek tek kontrol etmekden ziyade bölgeyi kontrol altında tutar. Liderlik için uygulanan gülünç teknikleri uygulamak yerine bu doğrultuda bakmamız gerekmektedir."

Biyoloji profesörü, sürü koruma köpekleri projesi kurucularından ve köpekli kızak yarışcısı Dr. Raymond Coppinger ise "Evrimsel bir terim olarak kurt soyundan geliyor demek köpekler kurtdur veya kurt davranışları gösterirler demek değildir." demektedir.

Alfa-lider teorisine göre bir köpeğin sahibi ve diğer insanlara ve diğer köpeklere karşı sergilediği davranışlara bakılarak köpekler dominant ve sürü lideri olarak adlandırılmaktadırlar.

Köpekleri dominant lider- alfa olarak tanımlayan davranışlar ise şunlardır;
1- Köpek yemeğini yerken insan vediğer köpek ve hayvanlar olmak üzere kimseyi yanına sokmuyorsa, yaklaşana saldırıyorsa (yiyecek sahiplenme)
2- Köpek ona verilen oyuncakları veya evdeki değişik nesneleri sahiplenip bunların yanına kimseyi yaklaştırmıyorsa (obje sahiplenme)
3- Köpek sahibini veya evdeki diğer insanları veya evdeki diğer hayvanların hepsini veya bazılarını sahipleniyorsa ve kimseyi onların yanına yaklaştırmıyorsa (obje sahiplenme(canlı))
4- Köpek belli bir alanı sahipleniyorsa örneğin yattığı yeri, bir divanı, bir odayı, veya bahçede bir yeri ve buralara kimseyi sokmuyorsa (alan sahiplenme)
5- Köpek vücudunun bazı yerlerini veya tamamını kimseye elletmiyorsa (obje sahiplenme(kendisi))

Köpeklerin sergiledikleri bu davranışlar dominant"lıkla ilgili olmayıp köpeğin davranış yapısında olan doğal davranışlarıdır. Bu davranışların şiddetleri köpekden köpeğe değişir bazılarında abartılı olarak öne çıkar.

Dominantlığın (baskınlık) sözlük anlamı "Etolojide, aynı türden bir canlının, yaşam alanı, yiyecek, kızışma dönemindeki dişiler, vb. anlamında kaynakları kullanma önceliğiyle ve diğer üyeleri kontrol etmesiyle tanımlanan bir davranış biçimi. Bu davranış biçimi insanda ilişkiyi kontrol etme, yönlendirme, belli bireylerin veya grupların davranışlarını, yaşayışını, kaynaklara erişimini kontrol etme, vb. şeklinde kendini gösterir." olarak açıklanır.
Yukarıda dominatlık olarak belirtilen davranışlar ile sözlük karşılığında belirtilen bazı davranışlar esasında sadece sürü liderlerine ait olmayıp, sürü içersindeki her bireyin hayatta kalması için baş vurabileceği davranışlardır. Örneğin yaban hayatında her hayvan hayatta kalabilmek için yiyeceğine sahip çıkmak zorundadır. Yiyeceğini sahiplenmek sadece sürü lideri olan alfanın tekelinde değildir. Kurtlar ile köpekler arasında obje sahiplenme ve dominantlık arasında çok az benzerlikler vardır. Bütün kurtlar hiyerarşik seviyelerine bakılmaksızın birbirlerinden yiyecek çalmaya teşebbüs ederler ve yiyeceklerini korurlar. Doğal olarak sürü içersinde güçlü olanlar yakalanan avı önce yerler bunlarda alfa ve beta kurtlarıdır. Fakat düşük seviyedeki omega ve arada kalan diğer üyeler dahi ellerine geçirdikleri yiyecekleri diğer bütün kurtlara karşı korurlar. Yiyecek çok olduğu zaman hiyerarşik düzen geçerli değildir, bütün sürü üyeleri aynı anda yiyeceği paylaşırlar. Esasında yiyeceğin az olduğu zaman en güçlü olanlar önce yemektedir. Bu diğer hayvanlarda da görülür. Güçlü olan yiyeceği alır doyduktan sonra kalanları alanlar güçlülerin elinden yiyeceğini almayacak olan güçsüzler dir.

Kurtlar ve köpekler aynı familyadan olabilirler fakat aralarında çok bariz değişiklikler vardır. Köpeğin kurt soyundan geldiği insanlar tarafından evcilleştirildiği ve insanla yaşaması öğretildiği ile ilgili çeşitli teoriler vardır. Köpeğin nereden geldiği ile ilgili herkesin üzerinde birleştiği kesin bir bilgi yoktur. Son zamanlarda gittikce güçlenen inanış ise köpeğin insanlar tarafından yaban hayatından diğer köpekgiller ailesi içinden seçilip alınmadığı aksine köpeğin insanı seçtiğidir. Köpek avlanmayı tercih etmeyip insanların yaşama alanlarına yaklaşıp onların artıklarıyla beslenmeyi tercih etmiş olabilir ve bu sayede de insan tarafından alınıp evcilleştirilmiştir. Yaban hayatında etoburların bazıları taze avla beslenirken bazıları leş yiyebilmekte, bazıları iki şekilde de beslenebilmektedir. Köpek leş yiyebilen ve diğer hayvan ve insanların artıklarıyla hayatını devam ettirebilen bir hayvandır. Kurt ise genellikle bunu yapmaz. Yaban hayatında aç kalan kurt genellikle kışın zor şartlarında köylere yaklaşır fakat buralarda zorunlu olmadıkça çöpleri karıştırmaz, öncelik olarak köy civarında köpek dahil olmak üzere çiftlik hayvanlarını av olarak arar. Anadoluda kurtlar sadece kışın zor şartlarında köy etrafına inerler ve bazı yerlerde köydeki köpek popülasyonunu bu kurtlar dengeler. Geceleri köy içlerine kadar girerek avlayabildikleri köpekleri avlarlar. Bu gibi durumlarda köylüler kurtla baş edemeyecek köpeklerini kapalı tutarlar.

Kurtlar ile köpekler arasında hem yaşayış tarzları, hem fiziksel özellikleri, hem de davranış olarak farklılıklar vardır. Kurt ile köpek arasındaki en bariz fiziksel ayrılık kurt beyninin köpekden büyük olduğudur. Eğer 45 kiloluk bir kurt ile aynı kiloda bir köpek kıyaslanırsa köpek kafasının kurdunkinden yüzde 20 daha ufak olduğu görülür. Eğer kafatasları hemen hemen aynı olan kurt ile köpeğin beyni birbiri ile kıyaslanırsa köpek beyninin yüzde 10 oranında daha küçük olduğu görülür.
Köpeklerin derileri kurtlara göre daha kalındır. Köpekli kızak yarışcısı Coppinger'lar Eskimoların köpek derisinden olan pantolonlarının kurt derisine göre daha fazla dayandığını ve dikerken yırtılmadığını anlattıklarını söylemektedirler. Kurtların dişleri de köpeklerinkinden daha büyüktür.
Kurtları ile köpeklerin gelişimleri de değişik olmaktadır. Örneğin kurt yavrularının 19 günlükken korku tepkilerinin başlaması köpeklerde değişik ırklar arasında farklılıklar gösterir. Köpeklerde bu evre ırkına göre değişiklik göstererek 6 ile 8 haftalıkken başlar.
Kurtun seksüel olgunluğa ulaşması 2 seneyi alırken, köpekde 6-9 aydır. Dişi kurt senede bir kere kızana gelirken, köpek iki kere gelmektedir. Kurt havlamaz ve seyrek olarak grup halinde tehdit altında ulurlar fakat köpeklerde grup halinde uluma pek çok durumda yaygındır. Karşılaşmalardaki yüz yalama kurtlarda köpeklere göre daha az görülür. Eğitilebilirlik kurtda çok düşükken köpekde çok fazladır. Allomimetik davranış (Hayvanların, aynı düzeyde karşılıklı uyarım ve eşgüdümle aynı etkinliği yaptığı bir davranış.) kurtlarda kuvvetliyken köpeklerde sadece beagle, foxhound vs gibi tazı ırklarında yüksektir.
Kurtlar her zaman sürü oluşturmazlar. Bazı popülasyonlar hiçbir zaman sürü hayatı yaşamazlar. Gene kurt familyasından olan kızıl tilki sürü hayatı yaşamaz. Dolayısı ile her kurt, kızıl tilki ve köpek gibi diğer kurt familyasından hayvanlar sürü hayatı yaşamazlar ve sürü davranışları göstermezler.

Kurtlardan pek çok farklılıkları olan köpeklerin insanlarla yaşarken insanları ait oldukları bir sürünün üyesi gibi algılamaları ve kurtların sürü içerisinde ki davranışlarının aynısını insanlara karşı göstermelerini söylemek yanlış olmaktadır. Zaten günümüzde modern köpek eğitimi ve davranış uzmanlığı ile ilgili bilimsel çalışmalar bunu desteklememektedir.
Köpekler insanları köpek olarak algılamazlar. Çünkü bizler köpeklerin davranışlarında bulunmayız. Öncelikle dört ayağımız üzerinde yürümeyiz, kuyruğumuz yoktur, kulaklarımızı onlar gibi oynatamayız. Köpekler kuyrukları ile kendilerini ifade ederler ve aralarında iletişimin bir bölümünü sağlarlar. Kulaklarını da gene kuyrukları gibi kullanarak geriye yatırarak vs. iletişimlerinde kullanırlar, zaman zaman diş göstermek, sırt tüylerini kabartmak da bu iletişimin içine girer, Bizler bunların hiç birini uygulayamayız.. Dolayısı ile köpekler bizle, kendi aralarındaki köpek dilinde bu tür iletişimlerde bulunamazlar. Bunlar, onların bizim köpek olmadığımızı algılamasına yeter. Alfa - lider teorisini kabul edenler köpeklerini eğitirler, onlara otur, yat, bekle, gel gibi davranışları öğretirler ama hiç bir alfa kurt sürüyü eğitemez. Onlara nasıl oturacaklarını, yatacaklarını vs. öğretemez, onlara tasma takıp gezdiremez, bir yere bağlayamaz.

Alfa - lider köpek teorisini kabul edenlerin köpeğin lideri olmak için yaptığı bazı davranışları yukarıda belirtmiştim. Acaba köpek bu davranışlardan nasıl etkilenmektedir ve ne anlamaktadır? Bu davranışların bazıları sonuç alabilir ama anlatıldığı ve buna göre de düşünüldüğü gibi bir etki köpek de olmamaktadır.
Örneğin kurtlar olsun, köpekler olsun eğer çok miktarda yiyecek varsa, ya da yiyecek yenilebilirlik olarak fazla değerli değilse onu sahiplenmede daha az şiddette, bazen de hiç olmamaktadır. O zaman denebilirmi ki yiyecek az olduğu zaman köpek veya kurt dominant ve lider olmakta, yiyecek çok olduğu zaman olmamakta. Köpek parka gitmek için tasmaya olanca gücüyle asılırken böyle bir köpeğe dominant, lider köpek derken, köpek tasması açılıp parkda koşup oynadıktan sonra yorulup eve dönerken tasmayı çekmediği zaman köpek artık lider değil ama ertesi gün tekrar parka giderken tasmayı çektiğinde tekrar dominant, lider oldu denebilirmi? Liderlik gün içinde ve zamana göre devamlı değişiklik göstermez. Kurt sürüsünde alfa kurt zaman zaman liderliği başka bir kurta verip sonra geri almaz ya da bazı zamanlar vazgeçip sonra tekrar lider olmaz. Yukarıda belirtilen bu davranışların liderlikle bir ilgisi yoktur. Her hayvan hayatta kalabilmek için yiyeceğini sahiplenmek zorundadır. Eğer yiyecek fazla ise böyle bir endişesi de olmaz ve onu o an için sahiplenmez. Eğer köpek tasmayı çekiyorsa bu davranışı işe yaradığı için yapıyordur. Çünkü çektikce amacına ulaşıyor parka gidebiliyordur. Eğer siz köpeğe vereceğiniz eğitimle tasmayı çekmemeyi öğretirseniz ve çekmeden parka giderse köpek bundan sonra tasmayı çekmeyecektir. Tasmayı çektiği zaman parka giderse tasmayı çekmenin ödülü parka ulaşmak olur. Tasmayı çekmeden parka giderse tasmayı çekmemenin ödülü gene parka ulaşmak olur. Fakat bütün bunlar düşünülmezse ve tasmayı çeken köpek dominant, lider köpek denirse ve liderliği almak için ona yukarıda belirtilen davranışlar uygulanırsa köpek bunlardan birşey anlamaz. Hatta bazı durumlarda işleri daha da kötüleştirir. Köpeğin önünde yemek yemek ve daha sonra köpeğe yemeğini vermek köpeğin yiyecek sahiplenmesini önlemez. Sadece karnı aç olan bir köpeğe eziyet etmiş olursunuz. Köpeğin elinden liderliği alacağım diye yere arka üstü yatırıp bastırarak hareketsiz tutmakla köpek hiçbir zaman tasmayı çekmemeyi öğrenemez ve bu yapılanları hiçbir şeyle ilişkilendiremez. Sadece sizden korkmasına, sinmesine yol açarsınız size olan güveni sarsılır.

Köpeklerde liderlik ve dominantlık diye tanımlanan yukarıda 5 madde halinde verdiğim davranışları önlemek için mutlaka yapılması gerekenler vardır. Fakat bunlar gene yukarıda bahsedilen ve köpeğin lideri olmak için yapılması önerilen davranışlar olmamalıdır. Çünkü bu yapılanlar köpek için birşey ifade etmez aksine köpekle sahibi arasındaki güvenin sarsılmasına sebep olur.

Köpeklerin beyinlerinin büyük bölümü 4 aylarını bitirene kadar şekillenir. Köpek beyni yavru 4 aylık olana kadar büyümesinin yüzde 80'lik bölümünü tamamlar. Bu da kritik period içersinde olmaktadır. Eğer bu dönem içinde köpek beyni gerektiği gibi çalıştırlırsa gelişimide ona göre olur. Çocuklukta gelişmekte olan herhangi bir uzvunuz çalıştırılmazsa o uzuv zayıf kalır. Örneğin bir çocuğu fazla yürütmezseniz ayakları zayıf kalır, kolunu hiç kullandırmazsanız kolu zayıf kalır, beyin de böyledir. Gelişirken ne kadar egzersiz yaparsa o kadar gelişir. Kritik dönem denilen bu dönemde yavru köpeklere yapılacak davranışlar ilerde alfa-lider diye tanımlanacak köpek davranışlarının oluşmasını engeleyebilir. Fakat klasik yöntemlerle eğitim yapanlar köpeklerin 6 aylık olana kadar eğitime başlamamaları gerektiğini söylemeleri sonucu bu dönemde yapılması gerekenlerin bazıları kaçırılmış olur. Köpek 2 aylıkken anne ve kardeşlerinden ayrıldıktan sonra hemen eğitimine ve sosyaleştirilmesine başlanmalıdır. Kritik periodun bitiminden sonra bazı şeyler için çok geç olamaktadır. Yavru köpek için anne karnından başlamak üzere kritik periyodun sonuna kadar süren zamanında bazı yapılması gerekenler vardır.

Köpekleri alfa-lider, dominant, olarak tanımlayan davranışlarının önlenmesi için kritik period içerisinde yapılması gerekenler kabaca şöyle açıklanabilir;

Köpeklerin ilerde yiyecek sahiplenmesini önlemek için yapılacaklar daha anne yanında iken başlamalıdır. Yavrular yemek yemeye başladıkları zaman çok iyi gözlemlenmelidir. Eğer toplu halde yemek yerlerken aralarında diğerlerine karşı hırlayan, diş gösteren ve saldıran yavrular olursa bu yavrular mutlaka ayrılmalı ve kendi başlarına yemek yedirilmelidir. Kardeşlerle beraber geçirecekleri bu zamanda buna müsaade edilirse yavru bu davranışları daha yaşamının ilk safhasında öğrenmiş olacak ve yeni evine geldiği zamanda devam ettirecektir. Ayrıca topluca yemek verilen yavruların önüne konulan yemek az miktarda olursa böyle durumların yaşanacağı da unutulmamalıdır.
Yavru eve geldiği zaman her yemek vaktinde, saldırganlık göstersin veya göstermesin çalışmalar devam etmelidir. Yemeğini verirken yanında durulmalı, zaman zaman yediği yemek önünden alınıp geri konulmalıdır. Bu işlem yapılırken geri konulan mamanın içersine yavrunun yediği mamadan daha çok seveceği yiyecek bir parça konulmalıdır. Yemek yiyen yavru da zaman zaman yemek yerken yavaşca okşanmalıdır. Eğer hırlama, diş gösterme gibi davranışlarda bulunursa yiyecek kabı hemen önünden alınmalı sakinleşince tekrar konulmalıdır. Yavru bir müddet sonra hırlamadığı veya diş göstermediği zaman mama kabının içinde daha çok sevdiği bir yiyeckle beraber geri geldiğini öğrenmeye başlayacaktır. Bu arada köpeğe otur, yat gibi davranışlar öğretilmeye başlanmalıdır. Yiyecek vermeden önce köpek otur komutuyla oturtulup kısa bir süre bekledikten sonra mama kabı köpeğin önüne konmalıdır. Her mama kabı alındığında köpek otur komutuyla oturmadan mama kabı tekrar verilmemelidir.

Yavru köpekle oynarken ağzındaki veya önündeki oyuncaklar sık sık alınıp gene geri verilmelidir. Eğer köpek hırlama, diş gösterme yapıyorsa otur komutuyla oturtulmalı ve diğer bir oyuncak gösterilmeli ona hamle yaparken ağzında tuttuğu oyuncak alınmalı bu arada da yiyecek ödülü verilmelidir. Bu egzersizler değişik oyuncaklarla değişik yerlerde sık sık tekrarlanmalıdır.

Yavrunun alan sahiplenmesini önlemek için ise oyuncaklarla yapılan egzersizin benzeri yapılmalıdır. Yavru öncelikle devamlı yattığı kafes, minder gibi yerde bulunurken yanına gidilip çağrılmalı ve yerini terk ettiği zaman ödüllendirilmeli, sevilmelidir. Köpek ev içinde bakılıyorsa divan, kanape gibi yerlere çıkıyorsa buralardan komutla indirilmeli ve ödüllendirilmelidir. Köpekle hedef çalışması yapılmalı, komutla belli yerlere yönlendirilip tekrar çağrılmalıdır.

Yavru köpek sevilirken vücudunun kuyruk, karın gibi bölgelerine ellenilmesinden hoşlanmayabilir, buralarına dokunulduğu zaman hırlayıp diş gösterebilir ve ısırabilir. Bu davranışları engellenmezse ileride, özellikle veteriner muayenelerinde sorun olur. Yavru köpek eve geldiği andan itibaren vücudunun her bölgesine değişik kişiler tarafından dokunulmaya alıştırılmaya başlanmalıdır. Bunun içinde uygulanacak egzersizler de yukarıdakilere benzer. Yavru köpeğin vücudunun istemediği yerlerine dokunduktan sonra sevdiği yiyeceği verilir. Mama vakti maması verilmeden bu işlemler yapılır köpek sakinleşince de maması verilir.

Bütün bu egzersizler yapılmadan önce yavruyu clickera veya başka bir ikincil pekiştirici olacak sese şartlamak ve operant şartlanma yöntemiyle otur ve yat davranışlarının öğretilmesine başlamak çok yararlı olur. Her köpek 2 aylık olup anne yanından ayrıldıktan sonra komutla otur ve yat davranışını öğrenebilir. Köpeğin bunları öğrenmesi için 6 aylık olmasını beklemenize gerek yoktur. Bir köpeğe otur ve yatı öğretmek için eğitimciye gerek yoktur, herkes bunu başarabilir. Otur ve yatı öğrenen yavru ile yukarıda anlatılan egzersizleri yapmanız daha rahat olacak ve yavru üzerinde kontrol sağlıyabileceksiniz.
Yetişkin köpeklerin alfa-lider, dominantlık olarak tanımlanan bu istenmeyen davranışlarının düzeltilmesinde de yukarıda bahsedilen egzersizlerin benzerleri yapılmaktadır. Fakat köpeğin ırkına göre bazı köpeklerle bu tür çalışmalar yapmak riskli olabilir. Konunun uzmanından gerekli yardımı almak en doğrusudur.