bursa köpek eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bursa köpek eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Köpeklerde Kuru Mama Yememe Problemi ve Kuru Mamaya Alıştırmak


Kuru mamalar günlük hayatımızda dostlarımızın beslenmesini bizim için kolaylaştıran ve dengeli içerikleri sayesinde köpeklerimizin temel besin kaynağı ihtiyaçlarını karşılayan ürünlerdir. Ancak dostumuz kuru mama yemiyorsa burada bir sorun var demektir ve kuru mamayla beslemek istiyorsanız ve dostunuz buna karşı çıkıyorsa bu yazımızda ne yapmanız ve ne yapmamanız gerektiğini size detaylı bir şekilde açıklayacağız.

  Hiçbir yerde bulamayacağınız bu ayrıntılı ve uzun makaleyi bir solukta okuyacağınızı ve dostunuzun artık kuru mamasını tabağında bırakmayacağını umuyoruz. Öncelikle kuru mamayı neden yemek istemediğini bulmak gerekiyor. Bunları sıralayacak olursak:



  • Yavruların kuru mamaya alışamamaları
  • Kuru mamayı dişleriyle kıramamaları
  • Kuru mamayı sevmemeleri
  • Ev yemeklerine alışmaları
  • Sürekli aynı kuru mamayla beslenmeleri
  • Sıcaktan bunalmaları
  • İştahlarının kapalı olması
  • Hastalık
  • Travma
  • Korku
  • Diğer faktörler



  Tüm nedenleri sıraladığımıza göre en baştan başlayarak hepsine birer açıklama getirelim. İlk olarak yavru köpeklerin kuru mamayı yiyememelerinden başlayalım. Yavru köpekler anne sütünden kesildikten sonra direkt olarak kuru mamayla beslenmelidirler. Başlarda yadırgama ve alışma sorunları ile karşılaşılacaktır ancak kuru mamayı yumuşatarak kaşıkla vermek bu iki soruna da çözüm olacaktır. Daha sonradan yumuşatma miktarını azaltarak ve mama kabından yemesini sağlayarak bu iki problemin de çözüldüğünü göreceksiniz. Bu esnada kesinlikle köpeklere farklı bir gıda ya da süt vermeyiniz. Özellikle kuru mamayı süt ile yumuşatmayınız. Kuru mamayı ya sıcak et, tavuk suyuyla yumuşatarak verin ya da sıcak suyla yumuşatarak verin. 



  İkinci nedene geldiğimizde diş problemi yaşayan köpekler kuru mamayı kırmakta ve parçalara ayırmakta zorlandığını görürüz. Bunu anlayabilmek için kemirme oyuncaklarıyla nasıl oynadığına, sert gıdaları nasıl tükettiğine ve ağzını açıp dişlerini kontrol ederek bir problem olup, olmadığını anlayabiliriz. Diş problemi oluşan köpeklerin direkt olarak veterinere görünmeleri ve o esnaya kadar mamalarının et suyu, tavuk suyu gibi sıcak sıvılarla yumuşatılıp verilmesi ardından da diş temizliği için fırçalanması gerekmektedir.



  Köpekler, 3 aylıktan itibaren kuru mamaları severek yiyeceklerdir çünkü iştahları son derece açık olacak ve daha önce farklı tatlar tatmadıkları için kuru mamaları bayılarak yiyeceklerdir. Ancak buradaki en önemli nokta bu alışkanlığın yetişkinliğinde de devam etmesidir. Kuru mamayla beslenen bir köpek sürekli olarak farklı tatlar ve farklı kokular alırsa, siz yemek yediğinizde sizden dilenip, sürekli yediğiniz şeylerden yerse kuru mamadan soğuyacaktır. Burada en önemli nokta onlara kuru mama dışında başka birşey vermemenizdir. Ne kadar dilenirse dilensin kuru mamadan soğumamaları için farklı gıdalar ile beslenmemelidirler. Buradaki kritik nokta ise siz yemek yediğinizde masadan ya da sizden yemek dilendiğinde sizin ona vermenizdir. Eğer kuru mamayla besleyecekseniz ona yavruluk döneminde her istediği şeyi vermeyecek ve farklı gıdalarla beslemeyeceksiniz. Kaliteli bir kuru mama köpeğin tüm ihtiyaçlarını karşılayacağından sizin verdiğiniz gıdalar köpeğinizin sadece damak tadının değişmesine yol açacaktır. Eğer yoğurt gibi gıdalar verecekseniz kuru mamasına az miktarlarda katmanızı öneririz.



  Köpekler de insanlar gibi sosyal, seçici canlılar olduklarından ömrünün sonuna kadar aynı şeyi yemeyecek ve bu durum ona diretilirse açlık grevine çıkmakta geç kalmayacaktır. Köpekler de farklı tatlar ve farklı kokular almak ister. Dolayısıyla her pakette bir ya da o mamayı iştahla yemeyi bıraktığında mamasını değiştirmenizi öneririz. Eğer bu durumla başa çıkılmazsa bir süre sonra kuru mamaya da önyargıyla yaklaşacak ve kabında gördüğü zaman kabın yanına yaklaşmayacaktır. Dolayısıyla dediğimiz gibi mamasını da sürekli değiştirmek kuru mamadan soğumasını engelleyecektir.



  Çoğu köpeğin baş düşmanı ise sıcak hava.. Sıcak hava bir köpeği son derece pasif kılacak bir etmendir. Sıcak havalar köpeğinizi bunaltacak ve iştahını kapatacaktır. Dolayısıyla tüm köpekler havalar ısındığında daha az yerler hatta sıcaklığın derecesine göre hiç yiyemeyecek duruma gelebilirler. Burada en önemli nokta ise öğünlerinin zamanının değiştirilmesi, öğünlerinin sabah ve akşam serinliğinde verilmesidir. Sıcaklar dolayısıyla iştahının kapanmasını dert etmenize gerek yoktur bu geçici bir durumdur.



  Köpeklerin iştahının olmaması ise sağlıksal bir sorundur. Eğer kuru mama dışında başka bir gıda da yemiyorsa işhtahı kapalı demektir. Bu sorun çok ciddi olabileceği gibi düzeltilmesi kolay bir durum da olabilir. İştahı kapalı bir köpeğe bira mayası tableti, balık yağı gibi takviyeler yapılabilir ancak önce veteriner tarafından muayene edilmesi gereklidir çünkü yaşamsal fonksiyonlarında bir sorun olma ihtimali de yüksektir. Bu çok ciddiye alınması gerekilen bir durumdur. Bu yüzden bu konudaki en mantıklı yorumu veterineriniz yapacaktır. Ancak böyle ciddi bir durumda hiçbir şey yapmayıp sadece mama önerisinde bulunursa o veterinerden hızla ayrılmanızı da tavsiye ederiz.



  Hastalık ise köpeklerin iştahını kesen onlarca durumdan yalnızca biridir. Bağırsak düğümlenmesi, karaciğer iltihaplanması, kanlı ishal, gençlik hastalığı gibi önemli hastalıklarda köpeklerin iştahı kesilmektedir. Bu durumda yapılabilecek tek şey veteriner tarafından kontrol altına alınması ve serumla beslenmesi olacaktır. Büyük hastalıklar gibi küçük ve varlığından haberdar olamadığımız hastalıklar da köpeklerin iştahını kesmektedir. Karaciğer iltihaplanması ve bağırsak düğümlenmesi gibi hastalıklardan veterinerler tarafından muayene edilmediği sürece varlığından haberdar olunamaz ve bu gibi hastalıkar köpeklerin iştahını keserek daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu durumun yaşanmaması için eğer nedensiz yere bir iştahsızlığı varsa veterinere götürmenizi tavsiye ederiz.



  Travma geçirmiş bir köpeğin de iştahı kesilebilir. Travma ve korku faktörleri bir köpeğin beslenmesinde oldukça etkili bir olumsuz etki yaratabilir. Köpek aç olduğu halde dış etkenlerden ve güvende olmadığını hissettiğinden dolayı mamasını iştahla yemeyebilir. Bu gibi durumlarda profesyonel eğitim almaktan başka bir çare yoktur. 



  Diğer faktörlere gelirsek bunlar saymakla bitmeyecek çeşitli somut ya da soyut şeylerdir. Örneğin mama kabını sevmeyebilir, kap kirli olduğu için mama onu cezbetmeyebilir, mama kabı bulunduğu odanın içinde ona uygun gelmeyebilir. Bunun gibi pek çok çeşitte verebileceğimiz örneklerden oluşan bu durumu gözlemleyerek ve takip ederek bulmanız gerekir.



Kuru mama sevmeyen köpeği kuru mamaya alıştırmak:



  En önemli detayı ise en sona sakladım. Kuru mama sevmeyen bir köpeği kuru mamaya nasıl alıştırabiliriz. Kendi gözlemlerimi aktarmam gerekirse benim köpeğim 6 aylık olduğunda çok fazla ev yemeği verdiğimiz için kuru mamadan soğumuştu. Yaklaşık 3 yıldır kuru mama alıştırma çabasındaydım ve son 1 aydır kuru mamasını soluksuz bir şekilde iştahla yemekte.. Bunu nasıl başardığımı ise burada izah edeceğim.



  Öncelikle bu yazıları yazarken köpeğinizin kuru mama dışındaki gıdalarla arasının çok iyi olduğunu, iştahının yerinde olduğunu ve sadece kuru mama sevmediğini varsayıyoruz. Burada yazılanları uyguladığınızda kuru mama sevmeyen bir köpeğin kuru mamaya alışacağını ise garanti ediyoruz.



  Köpeklerin kuru mamayı yiyebilmesi için kuru mamanın bir çekiciliği ve güzelliği olmalıdır. Bu koşulları ise biz sağlayacağız. Köpekler için ulaşılamayan şey her ne olursa olsun onlar için ilgi çekici ve daha caziptir. Sevmediği bir oyuncağı alıp kendi başınıza oynamaya koyulduğunuzda sizi dört gözle takip edecek ve sonunda dayanamayıp yanınıza gelecek ve oynamak isteyecektir. Siz bu oyuncağı ona vermeyerek, oyuncağı daha ulaşılmaz yapabilir ve oyuncağın değerini köpeğinizin gözünde arttırabilirsiniz. Kuru mamaya alışması için de aynı şeyi yapacağız. Ancak bundan önce yapılması gerekilen birkaç detay daha var.



  Köpeklerin kuru mamaya alışması için önce kuru mamaya sevdiği gıdaları karıştırıp önüne koyacağız ve her hafta belli bir oranda bu koyduğumuz gıdanın oranını azaltacağız. Köpeğiniz ise bu duruma adapte olacağından bir süre sonra yadırgamadan kuru mama yemeye başlayacaktır.



  Kuru mamaya konulması için gıda önerisi isteyecek olursanız kuru mamayı sıcak et ya da tavuk suyuyla yumuşatma, kaşar peyniri rendeleme, yoğurtla karıştırma, yemek suyuyla karıştırma v.b gibi çeşitli ve etkili yöntemler önerebiliriz.
 

  Kuru mamasına karıştırdığımız sos, et suyu gibi ürünleri her hafta belli bir oranda azaltacağız ve mamayı daha da çekici kılmak için ilk olarak yazdığımız şeyi uygulayacağız. Mamayı hazırlayıp önüne koyduğumuzda bekle komutunu vereceğiz ve kabın içine ne koyduğunuzu merak ettiği için koklamak isteyecek ancak hareket edemediği için sizden diğer komutu bekleyecek. Bu kısımda köpeğinizin heyecanlanmasını ve ağlayıp, sızlanmasını beklerseniz mama kabına ulaşmadaki istek daha da çok artacak ve ne olduğuna bakmadan yemeye koyulacaktır. 



  Köpeğinizin mamasını düzgün yiyebilmesi için günde 2 defa sabah ve akşam koşmalıdır. Tercihen koştuktan sonra önüne mamasını koyarsanız daha çok acıkmış olacaktır. Mamasını sorunsuz yiyebilimesi için nerjisini iyi atmış olması ve acıkmış olması gerekir. 


  Asla köpeğinizi elinizle beslemeyin bu onda daha da olumsuz bir etki bırakacak ve beslenme konusunda sıkboğaz ettiğiniz için daha da soğuyacaktır. Eğer elinizden yerse istediği zaman yemek yiyip, istediği zaman bırakabileceğini düşünecek ve yemek istemediği zaman ne kadar zorlasanız da yemeyecektir.

Erken Dönemde Egitimin Önemi


Bu  yazımızda erken dönemde verilen eğitimin önemine bir kez daha değinmek istiyorum. Bir süre önce AÇEV (anne - çocuk eğitim vakfı) bir reklamını görmüştüm ve ne kadar güzel bir slogan bulduklarını hayranlıkla izledim. Sloganda okul öncesi eğitimin önemini vurgulamak için "7 çok geç" deniyordu.

İşte bu çok doğru bir slogan ve aynısı dört bacaklı dostlarımız için de geçerli.

Çoğu yerde duyarız ve okuruz, köpeklerinizi 6 aylık olana kadar eğitime vermeyin, zaten öğrenemezler, öğrenseler de unuturlar vs.

Bu kesinlikle yanlıştır.

Çünkü 8-16 haftalar arasındaki "kritik dönem" dediğimiz evrede edindikleri alışkanlıklar, öğrendikleri komutlar, tanıştıkları her şey onların hayatının birer parçası olur. Bunun için eğitime erken başlamak kadar eğitimin süreklilği de önemlidir. 8. haftadan öncesi üreticinin sorumluluğundadır ve üreticinin de bebek doğurduğu andan itibaren yapması gereken önemli eğitim programları vardır.


Kendi kızlarımın bebeklerinde ve doğumlarında yanlarında olup, verilme aşamasına gelene kadar geçen sürede edindiğim tecrübeler ve gözlemlerim şudur ki; bebeklerin gelişimi annenin hamileliği ile başlıyor ve 4 ayları tamamlanana kadar da çok hızlı bir şekilde devam ediyor. Onların çok hızlı gelişen hayatlarında her günün önemi var. Annenin nasıl bir hamilelik geçirdiği, nerede doğum yaptığı, bebeklerin doğumdan sonraki ilk 2 haftaların nasıl geçtiği ve daha sonraki evrelerde edindiği tecrübelerin hepsi onun ilerideki hayatını etkiliyor. Onların dünyaları o kadar hızlı dönüyor ki, eğitimi 6. aya kadar ertelemek onun hayatında geri dönülmez hatalara neden olur.

Köpeğimize vermemiz gereken tek eğitim itaat eğitimi değildir.

Çok basit ve evinde köpek beslemiş hemen hemen herkesin başına gelebilecek bir örnek vereyim.

4-5 aylık olup aşıları bitene kadar evde, soyutlanmış bir şekilde büyüttüğünüz bebeğinizi daha sonra dışarı çıkarmaya karar verdiğinizde boynuna bir tasma takmak istersiniz. O ne yapar, geri geri gider, tasmayı yemeye çalışır, sürekli kaşınır ve sizinle tamamen zıt yönlere gitmeye çalışır. Hatta bazen biraz daha ileri giderek hırlayıp rahatsızlığını belirtir. Tam siz onu yürütmeye çalışırken bu arada yanınızdan hızla arabalar geçmeye başlar, değişik sesler, değişik insanlar, boynunda anlamsız bir sıkıntı ve bastığı değişik zeminin sıkıntısı ile ne yapacağını bilemeden bir o yana bir bu yana gitmeye çalışır. Yaşadığı korkuyu düşünebiliyor musunuz? Bir de üstüne üstlük bu yabancı ortama tuvaleti yapması beklenmektedir! Tabi ki onun bu beklentiden haberi bile yoktur.


Daha erken dönemde boynuna tasma takılmış olsaydı, onunla yürümeye alışmış olsaydı, insanlarla, seslerle, objelerle programlı bir şekilde tanışmış olsaydı bu sıkıntıları yaşamayacaktı.

Ya da 6 aylık olana kadar sizi çekiştirmesine izin verdiğiniz bir yavru 6-8 aylık olunca artık daha kuvvetli çekmeye başlar ve siz de onu eğitime "yollamaya" karar verirsiniz ama onun kafası karışır.

“Neden çekemiyorum ki, şimdiye kadar hep çektim, kimse birşey demedi!”

Doğruyu bu saatten sonra öğrenemez mi? Tabi ki öğrenir ama neden hayat daha sorunsuz başlamasın? Çekiştirmeyi öğrenmeden düzgün yürümesini öğrenmesi daha güzel olmaz mı? Bir kedi gördüğünde kovalamak yerine onunla dost olması, mamasını paylaşması, evinize gelenleri kapıda uslu bir şekilde karşılaması, sizi gördüğünde üstünüze başınıza atlamasındansa oturarak sizi beklemesi, çocuklarla dost olması daha güzel olmaz mı? Bir süre bu hareketleri yapmasına izin verilen köpekler, erken dönemde eğitime başlanan köpeklerden çok daha huzursuz, sorunlu köpeklerdir. Çünkü, hayat bu şekilde başlamamıştır, yapmamayı sonradan öğrendikleri için akıllarının bir köşesinde hep eskiden yaptığı davranış kalır.


Her zaman dediğimiz gibi eğitimin yaşı yok ama kritik evrede alacakları eğitimin önemi büyük. Sosyalleşme sadece bu dönemde olur. Bu dönemde olumlu izlenimlerle öğrendikleri her şey onların hayatının parçası olur.

Aslında eğitimi her zaman kendimiz için isteriz, “bu köpek çok çekiyor onunla yürüyemiyorum, sokağa çıktığımızda herkese havlıyor, herkes şikayetçi oluyor, rahatsız oluyorum, dışarı çıkamaz olduk, eve gelenlere havlıyor, misafirler ondan korktuğu için evimize kimse gelmez oldu, çamurlu ayaklarıyla üstüme atlıyor, üstüm kirleniyor, tuvaletini hala öğrenemedi, heryeri sürekli siliyorum, çok bunaldım artık. . . gibi sürekli bizi rahatsız eden nedenler yüzünden ona eğitim aldırmayı düşünürüz.

Oysa hiç düşündük mü, bu köpek bizim ortamımızda bizim şartlarımıza göre yaşacak, onun dünyası biz olacağız ve doğal ortamından uzakta tanımadığı bir dünyada yaşayacak. Acaba nasıl huzursuzlukları var, nelerden tedirgin oluyor, bunları neden yapıyor ve en önemlisi bizim dünyamıza alışması, aramızda iyi bir iletişim olması için neler yapmalıyım??

Eğitim aslında onun psikolojik sağlığı, bedensel ve zihinsel gelişimi için gerekli olamaz mı?

Köpeğimizin daha zeki, daha sosyal, daha yapıcı olması ve ileriki dönemlerde hayatını daha huzurlu geçirebilmesi için erken dönemdeki eğitim çok önemlidir. Erken dönemde edindiği tecrübeler, öğrendiği komutlar onun hayatının bir parçası olacağı için yanlışı düzeltmekle tekrar uğraşmak yerine bu temel üzerine çok daha güzel ve değişik eğitimler ilave edebilme şanımız olur.

Mesela köpekli sporlar, frizbi, aglity, köpekle dans, arama-kurtarma, hizmet köpeği eğitimi gibi pek çok alanda eğitime zemin hazırlanmış oluruz.


Bu eğitim dönemi çok erken olduğu için ve çoğu köpek sahibi veteriner hekimler tarafından kendilerince çok geçerli sebeplerle dışarıya çıkmasın uyarısı aldığı için köpekler çok sıklıkla bu dönemi evde kapalı ortamda geçiriyorlar.

Şunu da düşünmek gerek! Bedensel sağlığı yerinde ama ruhsal sağlığı bozuk, özellikle 2 yaşından sonra ortaya çıkacak sorunları olan bir köpeği gerçekten istiyor musunuz?

Ne hastalanmasını ne de asosyal olmasını istemeyiz. O zaman bebeklerimiz için özel sınıflar oluşturmalı ya da biz oluşturamıyorsak verilen hizmetlerden yararlanmalı, gurup eğitimlere katılmalı ve her zaman evde ya da güvenli olduğunu düşündüğümüz dış ortamlarda onu sosyalleştirmeliyiz.

İnsanların okullarda eğitildikleri gibi köpeklerin de 2 aydan itibaren sahipleri tarafından bir eğitim sürecine girmeleri ve bunların profesyoneller gözetiminde ve tavsiyeleri ile yapılması gerekir.


Erken dönemde alınan eğitim onun ve sizin hayat tarzınız olacağı için ve itaat komutlarında da sürekli komut tekrarları olacağı için unutulması mümkün değildir.

Ama onu bahçenin bir köşesinde bırakır ve ilgilenmezseniz elbette unutur, erken dönemde değil hangi dönemde alınırsa alınsın unutur. Çünkü eğitim, eğitmenin köpeğinizle yapıp bitireceği bir etkinlik değildir. Süreklilik ister, siz ona emek harcadığınız sürece devam eder ve gelişir.

Eğitim, anne köpeğin başlattığı, bilinçli üreticinin devraldığı ve sahibinin profesyonel destek ile hayat boyu devam ettirdiği bir süreçtir.

Unutmayalım 6. ay çok geç!!!

Pozitif Köpek Eğitimi



Ayrılık Sendromu

Ayrılık Sendromu olarak adlandırılan davranış problemi en sık karşılaşılan sorunların başında gelir. Problem genellikle bizim "sorun" olarak adlandırdığımız davranışlar, onların doğalarında var olan genetik  programın gerektirdiği gibi davranmak istemelerinden kaynaklanır. 
Köpekler çok sosyal hayvanlardır. Onların doğalarında, bir topluluk içerisinde yedi gün yirmi dört saat bir arada bulunmak vardır.
Vahşi doğada, eğer bir sürü hayvanı yalnız kalmışsa, bu onun ölümüyle eşdeğer bir anlam taşır. Bu yüzden köpeklerde en sık karşılaşılan problemin "ayrılık sendromu" olması gayet normaldir.
Böyle bir davranış problemi olan köpekler; havlama, uluma, eşyalara zarar verme, kendi vücudunu kemirme gibi huylar geliştirebilir. Sorun, genelde yavruluk döneminde sürekli iç içe olan köpeğin büyüdüğü zaman birden bire uzun saatler yalnız kalmasından, yeni bir  aileye sahiplendirilen  köpeğin ortama adapte olamamasından ya da çok bağlı olduğu aile üyelerinden birinin birden bire evden ayrılmasından " ölüm vs." kaynaklanabilir.
Bu kadar sık rastlanan bir durum olmasına karşın bu sorunu çözmek aslında göründüğü kadar imkansız değildir. En doğru olanı köpeğin henüz yavruyken aşamalı olarak yalnız bırakılmasıdır.
Enerjisini attığı için yorulmuş, etrafında oyuncakları ve çiğneme kemikleri olan bir yavru için sizin bir süreliğine ortalarda olmamanız çokta önemli bir olay değildir. Her ne kadar sürü hayvanı olursa olsun yavruluğundan itibaren sizin onu yalnız bırakmanız köpekte bir rutine dönecek ve " Gitmiş olsa da geri gelecek" düşüncesiyle gereksiz yere korkuya kapılmayacaktır.
Bazı ırklar özellikle bu konuda daha inatçıdır. Yüzyıllardır genelde insana eşlik etmek için  beslenen küçük ırklar " Chihuahua, minyatür pincher vs." ayrılık sendromuna daha yatkın olur.
Günümüzde şehirlerde yaşayan köpeklerin en büyük sorunlarından biri olan yetersiz egzersiz de ayrılık sendromunu tetikleyen baş faktördür. Köpeğinizi yalnız bırakmadan önce yeterince enerjisini atmış olduğundan emin olmalısınız. Köpekler sadece fiziksel aktivite değil, zihinsel aktiveye de ihtiyaç duyarlar. Köpeklerin zevk alacağı tarzda eğitimler, birlikte oynayabileceğiniz saklambaç , çekiştirme gibi oyunlar, diğer köpeklerle oyun oynaması, veya içi lezzetli yiyecek doldurulmuş Kong tarzı oyuncaklar, onların hem eğlenmesini hem de enerjisini atmasını sağlayacaktır.
En sevdiği oyuncaklar ve kemirme kemikleri daima siz evden çıktıktan sonra sahip olmaları gereken ödüllerdir.

Kendinizi onun yerine koyun! 24 saat yanı başınızda duran yiyecek ya da eşyanız ne kadar süre size cazip gelebilir?
Nasıl ki biz aynı şeyi sürekli  kullanmaktan sıkılıyorsak, köpekler de gün boyu iç içe olduğu oyuncaklardan ve yiyeceklerden sıkılırlar. Elimizde onları heyecanlandırabilecek güzel alternatifler varken bunları sizin yokluğunuzda ortaya çıkarmak köpeğin ilgisini başka yöne çekmek için mükemmel bir yöntemdir.
Aynı zaman da köpeğinize yeni numaralar öğretmek; hem onun zihinsel olarak yorulmasını sağlar hem de kendine güvenmesine yardımcı olur. Çevrenizde uysal köpeklerin gittiği parklar ya da köpek kulüpleri varsa bu da köpeğinizin sosyalleşmesine ve ilgisini sizden başka aktivitelere yönlendirmesine yardımcı olur.
Evet, köpeklerin içgüdüleri ve genetik aktarımlarıyla beraber gelişen kendilerine has davranışları vardır. Fakat onun tüm ihtiyaçları ve sevdiği şeyleri elimizde bulunduran biz insanların da köpeği doğru yönlendirmek için yeterince imkanı var.
Biraz ilgi ve doğru yaklaşımla beraber daha mutlu yaşayabileceğimiz bir köpeğe sahip olmak çok ta zor değil.

Kaprofaji (Dışkı Yeme)


Kaprofaji (Dışkı Yeme)


Sözlük anlamı dışkı yeme olan kaprofaji, kedilerde nadiren, köpeklerde ise sıklıkla görülen bir davranış bozukluğudur.


Pek çok nedene bağlı olarak ortaya çıkan bu davranış bozukluğu, stres, içgüdüsel davranış, alışkanlık ve ileri yaşlarda bazı metabolik ve sistemik hastalıklara bağlı olarak gözlenmektedir.

Kaprofaji, iyi beslenemeyen, özellikle de diyetinde yeterli protein ve mineral bulunmayan köpeklerde sık görülür. Ayrıca mallasimilasyon ve malabsorbsiyon gibi bir sindirim sistemi probleminin varlığında da görülebilir. Her iki durumda da amaç vücudun ihtiyacı olan gıdaları karşılayabilmektir.Genellikle bu soruna yatkın olanlar, sürekli kafeste tutulan, aşırı stres yaşayan ve yetersiz beslenen köpeklerdir.

Bu tür sorun yaşayan köpeklerde doğal olarak tekrarlayan parazit enfeksiyonları, kusma, ishal ve ağız kokusu gibi istenmeyen bulgular çok fazla olarak görülebilmektedir.
Sorunun çözümlenebilmesi için problemin nedenlerini çok iyi analiz etmek ve bu doğrultuda çözümler aramak gerekir. Psikolojik kökenli bir kaprofaji söz konus ise örneğin yalnız veya kafeste kapalı kalıyorsa, kıskançlık varsa, başka bir köpeği taklit ediyorsa yada sahibinin dikkatini çekme gibi bir durum söz konusu ise öncelikle bu faktörleri elimine etmek gerekir.

Yetersiz beslenme yada yeni doğum yapmış olması gibi bir durum söz konusu ise vücudun tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek dengeli bir mama seçmek, gerekirse hekiminizin uygun göreceği bir vitamin, mineral takviyesi yapmak problemin yaşanması ihtimalini asgariye indirir..
Dikkat çekmek gibi bir amaçla dışkı yeme söz konusu ise tepki vermeden ilgisini bir başka yöne çekmek, bir parça su vermek, oyuncak vermek gibi yöntemler denenebilir.


Sorunun devam etmesi durumunda veteriner hekiminize danışarak bir dışkı muayenesi yaptırmanız ve sindirilmemiş gıdaların dışkıda var olup olmadığına baktırmanız faydalı olur. Çünkü sindirilmemiş gıdaların tespit edilmesi durumunda hekiminizin sistemik bir problemin varlığını araştırarak uygun bir diyet düzenlemesi yapması gerekebilir.


Barınağının düzenli olarak temizlenmesine, yemek sonrası gezintiye çıkararak uzak bölgelerde dışkılamasına, gezintiler sırasında ağızlık kullanımına, stres faktörlerini mümkün olduğunca çözümlemeye ve tüm ihtiyaçlarını karşılayabileceği 
                                                                        bir mama kullanmaya özellikle dikkat edilmelidir.

Bu önlem ve tedavilerin yanı sıra köpeğinizi bu alışkanlıktan vazgeçirmek için dışkı yemeyi önleyici tablet veya dışkısına yaklaşmaması için uzaklaştırıcı olarak kullanılan bir takım spreyler denenebilir

Örneğin yavrunun temizliğini sağlamak amaçlı olarak veya vahşi yaşamdan gelen ve iz bırakmama amacıyla ile doğası gereği içgüdüsel olarak yapılabileceği gibi yavrunun dışkısındaki sindirilmemiş proteinleri almak amacıyla da yapılabilir. Yeni doğum yapmış bir annede bu davranışların görülmesi normal olarak karşılanmakla birlikte bu bir alışkanlık halinde devam ederse sorundur.

Kimi zaman da yavru döneminde bilinçsizce yapılan bu davranış bir alışkanlık haline gelebilir. Dışkı yemesine tepki ile cevap verildiğinde yavru dikkat çektiğini düşüneceğinden, sahibinin dikkatini çekmek istediği başka zamanlarda da dışkısını yiyebilir ve bu durum alışkanlık haline gelebilir.

Kaprofaji kolayca alışkanlık haline gelebilen bir sorundur. Bazı köpekler sadece kendi dışkılarını değil, başka köpeklerin veya kedi, at gibi diğer hayvanların dışkılarını da yeme eğilimindedirler. Bu da özellikle paraziter enfeksiyonlar başta olmak üzere pek çok hastalığın nedeni olabilir. 

Köpeklerde Agresyon Problemi

 
Ping
İnsana en yakın hayvanlardan biri olan köpeğin evcilleştirilmesinden bu yana binlerce yıl geçmiş ve bu süre içersinde insan ve köpek arasında mükemmel bir iletişim kurulmuştur. Bu iletişimin bir sonucu olarak köpek, insan toplumuna adapte olup, ataları olduğu iddia edilen kurttan oldukça farklı bir tür haline gelmiştir. Kurtların iç güdüleri yaşadığı ortamla son derece uyum halindedir. Aynı iç güdülere sahip köpek ise insan toplumuna uyum sağlayabilmek için bir yığın iç güdüsüne ters şekilde davranmak zorundadır. Diğer yandan köpek öğrenme yeteneği ve zeka bakımından en üst düzeydeki hayvan türlerinden biridir. Bu nedenle çevresel etkiler, yani öğrenilenler köpeğin davranışı açısından belirleyici bir faktördür. Bu davranışlar bazen insan toplumuna ters düşebilmekte ve insan köpek iletişimine zarar verebilmektedir. Böyle davranışlara davranış bozukluğu demekteyiz. Davranış bozukluklarının tek sebebi öğrenme değildir. Genetik faktörler ve organik rahatsızlıklar da davranış bozukluklarına sebep olabilirler. Davranış bozukluğunun tedavisinde öncelikle problem, bu problemi doğuran motiv ve bunun kalıcılığını sağlayan takviyeler teker teker ortaya konmalıdır. Bunu başarabilmek için bu alanda uzman veteriner hekimin dedektif gibi çalışması ve ayrıca hayvan sahibinin çözüm için istekli ve sabırlı olması gerekir. Yine hayvan sahibine büyük iş düşmektedir zira problemi tanımak için verileri hayvan sahibi verecektir. Bu arada bir çok hayvan sahibi kendi hatalarını gizlemek ister. Tabi ki bu durumda problemin kaynağına inmek iyice güçleşir. Davranış bozukluklarının çoğu köpeğin özellikle gelişim çağındaki çevresinden öğrendiklerinin etkisiyle oluşmaktadır. Köpeğin en yakın çevresi ise birlikte yaşadığı sahibidir ve bu hayvanın ruhsal durumu, beraber yaşadığı ailenin ruhsal durumundan direk olarak etkilenir. O halde çoğu bu vakaların çözümünde önemli prensiplerden biri de sahibinin de hatalı davranışları terk etmesi ve hayvanın davranışlarını etkileyen olumsuz çevre şartlarının düzeltilmesidir. Aksi taktirde hiçbir ilerleme sağlanamaz. Dominant agresyon, köpeklerde sık görülen bir agresyon tipi olup, köpeğin liderlik iddiasından kaynaklanmaktadır. Köpekler birbirleriyle son derece güçlü ilişkiler kuran sosyal hayvanlardır. Bir grup içersinde yaşama isteği onların doğasında vardır. Çünkü ataları olan kurtların avları ufak ve kolay yakalanan hayvanlar değildi. Bu nedenle kolektif av yöntemleri uygulamak zorundaydılar. Sürü düzeni evcil köpekler için fazla önemli olmadığı halde (çünkü ihtiyaçlarını kurtlara göre daha kolay tatmin ederler) sürü içinde yaşamaktan mutlu olurlar. Eğer ortamda her şey bolsa birbirleriyle sürtüşmezler.Ancak bir şeylerin paylaşılması gerekiyorsa hiyerarşik sürü düzenini kurmaya mecbur olurlar. Bu düzen kurulurken genellikle en güçlü ve iddialı köpek lider olur. Ancak bu dinamik bir süreç olup, bir alt seviyedeki hayvan liderlik için mevcut liderin zayıf anını kollar ve lideri yenebileceğini hissettiği zaman liderlik mücadelesi başlar. Köpeklerden biri teslimiyeti kabul eder ve liderlik iddiasından vazgeçerse kavga durur.Köpek iç güdüleri nedeniyle lider olup, sürüsünün emin şekilde devamını sağlamada sorumluluk duymaktadır. Lider en iyi yiyeceği öncelikli olarak yer ve çiftleşme hakkı da ilk önce lidere aittir. Bu haksızlık gibi görünse de, sürünün güvenliğinden sorumlu liderin iyi beslenmesi ve gelecekteki sürünün kalitesi için en güçlü olanın yani liderin dölünün kullanılması son derece mantıklıdır. Ancak ev köpeklerindeki bu kavgalar, köpek açısından normal olsa da sahibi açısından tahammül edilemez. Bu nedenle ev köpeklerinde dominant agresyon, davranış bozukluğu olarak nitelendirilir ve hayvan insan iletişiminin sağlığı açısından tedavisi şarttır. Evdeki sürü düzeninin yapısı, köpeklerin birbirleriyle ve hayvan sahibiyle olan ilişkileri değerlendirildiğinde, saldırgan köpekteki problemin sürü düzeni kurulamamasından kaynaklanan dominant agresyon olduğu saptanmıştır. Agresyon köpeklerde en sık rastlanılan ve çözümü en zor olan davranış bozukluğudur. Bu davranışlara neden olan motiv ve takviyeler her vakada birbirinden farklıdır. Bu nedenle davranış problemli her vakanın tedavi yöntemleri değişik olacaktır. Temel prensip bu takviyeleri teker teker saptayıp ortadan kaldırmaktır. Liderlik iddiası ve dominant agresyonun kökeninde testosteron hormonu önemli bir rol oynamaktadır. Literatürler testosteron varlığına son vermeyle, yani kastrasyonla bu tür vakalarda önemli ölçüde iyileşme sağlanacağını bildirmektedir. Başarının %100 olmayışının sebeplerinin başında köpeğin agresyonu öğrenmiş olması gelmektedir.Sürü düzeninin kurulması yani lider hayvanın yerini almasını sağlamada şu mantık izlenmişti:Bu ailede baba köpek genç köpeğe göre güçlü değildir ve zaman geçtikçe bu fark daha da artacaktır.Ortada tek problem babanın liderlik iddiasıdır. O halde bu iddiayı ortadan kaldırmaya yönelik bir çalışma gerekir. Baba köpek zaten bir süre sonra yeterince güçlü olmadığını kabul edecek ve iddiadan vazgeçecektir. Ancak bu süre uzun olabilir ve bu arada kanlı kavgalar kaçınılmazdır. Bu nedenle bu sürenin kısaltılması zorunluluktur. Yani bir an evvel genç köpeğin lider olması sağlanmalıdır. Lider yemek yemede öncelikli olan hayvandır. Yemeği önce yiyemeyen köpek liderliğini ispatlayamaz. Bu nedenle lider olması gereken hayvana yiyecekte öncelik verilmesi ve yine aynı mantıkla bu hayvanın kucağa alınması sürü düzeni oluşumunu hızlandıracaktır. Medikal tedavi amacıyla kullanılan Buspiron anksiyolitik bir ilaçtır. Bu grup ilaçların kullanılması köpekte agresyonu azalttığı gibi, liderlik hakkı tanınmadığı için köpekte gelişebilecek stres ve anksiyeteye karşı da fayda sağlayacak ve ayrıca agresyon nedeniyle aksamış olan hayvan sahibi-köpek iletişiminin tekrar kurulmasına yardımcı olacaktır. Böylece, agresyon nedeniyle köpeğine yanaşamayan hayvan sahibi köpeği ile ilişki kurabilir hale gelecektir. Bu vakada uyguladığımız zıt koşullandırma ve desensitizasyon tedavisindeki prensip şudur: Agresyon sempatik sinir sisteminin bir faaliyetidir. saldırgan hayvan diğer köpeği gördüğünde sempatik sistem şartlanmış olarak devreye girmektedir. O halde bu hayvan diğer köpeği gördüğünde parasempatik sistemi aktive edilebilirse, hayvan agresyon için duyarsızlaştırılabilir. Bu köpeği her gördüğünde bir ödül verildiğinde, belirli tekrarlardan sonra hayvan bu köpeği gördüğünde ödüle şartlanacak, yani parasempatik sistem aktive olacaktır. Bir yerde saldırgan hayvan artık bu köpeği görmekten hoşlanacaktır. Tedavilerin ilk iki ayında sonuç alınamaması kanımızca, kastrasyon neticesinde testesteron aktivitesinin hemen düşmemesine ve tekrarlar sayesinde hayvanın yeni bir davranış biçimi kazanması için,biraz zamana ihtiyaç duyulmasına bağlıdır. Testosteron aktivitesi azaldıkça liderlik dürtüleri de azalan hayvan, diğer hayvanı rakip olarak görmekten vazgeçmektedir. Ancak liderlik iddiası sadece testesteron aktivitesine bağlı olmadığı, öğrenme faktörlerinin de işin içine girdiği göz önüne alınırsa, davranış değişimi tedavisinin etkilerini görebilmek için biraz zaman gerektiği ortaya çıkar. Hayvan sahiplerinin köpeklerini terk etmelerinde veya ötenazi istemelerinde en önemli sebeplerden biri olan agresyon tedavisi imkansız bir bozukluk değildir. Bu davranışa yol açan nedenler belirlenip,takviyeler tamamen ortadan kaldırılabilirse tedavisi mümkün olabilmektedir.

Dominant Köpek



Stres; canlının normal yaşam şartlarına etki eden çeşitli iç ve dış faktörlere karşı göstermiş olduğu tepkidir. Köpeklerde, yaşamları içinde kendilerini olumsuz etkileyen çeşitli olaylar karşısında değişik tepkiler verirler. Bu tepkilerin şiddeti yaşanılan olumsuzluğa bağlı olarak farklılık gösterir. Strese neden olan faktörler olarak, Yaşam şartlarındaki değişiklikler (sahip değiştirme, ev değiştirme gibi) Hormonal değişimler Hastalıklar Ani ısı değişimleri Gebelik ve süt verme Aşırı egzersiz Yetersiz ve dengesiz beslenme Yemek veya dışarı çıkma saatlerindeki düzensizlikler Rahat olmayan barınaklar Bazı köpeklerde (özellikle küçük ırklarda) traş ve banyo Ayrıca koşular, döğüşler ve güzellik yarışmaları da köpeklerde stres yaratan faktörler olarak sayılabilir. Bir çok köpeğin, kısa süreli de olsa tatil nedeniyle bırakıldığı otelden dönüşünde davranışlarında bazı olumsuz değişimlerin olduğu bilinen bir gerçektir. Rahatça gezinebildiği evinden uzak kapalı bir ortamda kalmak strese neden olabileceği gibi traş sonrası veya gıda değişikliği gibi nedenler de stres yaratabilir. Stres, stresi yaratan faktöre, köpeğin genetik yapısına, ortama bağlı olarak değişik derecelerde belirtiler görülür ve hafif dereceli stres ve ciddi dereceli stres olarak basitçe sınıflandırılabilir. Hafif stres vakalarında itaatsizlik iştah kaybı, hırlama, dikkat dağılması gibi belirtiler görülebilir. Bu durumlarda şartların düzeltilmesi, stres kaynağının ortadan kaldırılması ile kısa sürede iyileşmeler gözlenir. Ciddi stres vakalarında sessizlik, ilgisizlik ve tepkisizlik, depresif tavır, insanlardan kaçmak gibi belirtiler görülebilir. Böyle ciddi stres vakalarında dehidrasyon ve aşırı iştahsızlık, yoğun tüy dökümü ileri düzeydedir.bir Bu tür vakaları göz ardı etmeyerek gerekli önlemleri almalısınız…