Pozitif Köpek Eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pozitif Köpek Eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

BURSA KÖPEK TEMEL İTAAT EĞİTİMİ

                                                    TEMEL İTAAT EĞİTİMİ
Köpeklerde temel itaat; ailenize yeni bir yavru yada yetişkin bir köpek edindiğiniz andan itibaren başlanmalıdır yerine alışması gibi bahanelerden dolayı bekleme yapmamalısınız .
Er yada geç köpeğinizi kimin lider olduğunuz ve belirlediğiniz basit komutları ona öğretmelisiniz...
Sertifikalı köpek eğitmeni olarak size tavsiyem yavru ve yetişkin tüm köpek ırkları için kişilik ve boyutları fark etmeksizin. Dengeli Eğitim Metodunu uygulayabilirsiniz.Şimdiye kadar hiçbir tecrübeniz yok ise bir kaç dakikanızı ayırıp köpek eğitimi yazı dizilerimizi takip edebilirsiniz.
www.argosteam.org
Seni bir köpeğiniz oldu ve köpeğinizin itaat seviyesi düşük yada hiç olmadığını var sayalım. Asla tek başınıza evde bir şeyler denemeye kalkmayın ve bizimle birlikte birebir yada grup seanslarımıza dahil olabilirsiniz.Seanslar genellikle 30-60 dk arası sürmekte ve birebir çalışmalarda 4-6 Hafta, grup seanslarında haftada 2 gün 4-10 hafta arası sürmektedir.

Temel Köpek İtaat Eğitimi:İlk Adımlar

Başlangıç için yavru yada yetişkin köpeğiniz eve geldiğinde ona kapısı olan bir kulübe yada sığabileceği boyutlarda bir taşıma kutusu alın.
www.argosteam.org
Bu kutu sizin evde en büyük yardımcınız olacak ve doğru kullandığınızda köpeğiniz de kutuyu çok sevecek.
Bu kutu sayesinde köpeğinize beklemeyi öğretebilir tuvalet alışkanlığını kazanmasında ona yardımcı olursunuz ayrıca ev kurallarına ve ev yaşantısını bilmeyen köpeğinizin kendisine zarar vermesini engellemiş olursunuz.
Ayrıca köpeğiniz bu kutu sayesinde kendini her zaman güvende hissedecek ve uyumak için kendiliğinden kutusunu tercih edecektir.Bu sayede köpeğiniz geceleri daha sakin olacak ve uyuması gerektiğini anlayacaktır.


                                                                                                                            Temel Köpek İtaat Eğitimi
                                           İçin İp uçları

Temel köpek itaat eğitimi için sizin yavru yada yetişkin köpeğinizle başlangıç yapabilmeniz adına bazı temel ip uçları vereceğim.

  • Her zaman tutarlı olunması : Köpeğinizin kafasının karışmasını önlemek için her zaman aynı davranış biçiminde aynı komutları kullanın ve sabırlı olun ve bütün aile bireylerinin aynı şekilde davrandığından emin olun.Kuralları esnetmeyin yada değiştirmeyin.Aksi takdirde köpeğiniz kendi işine nasıl geliyorsa o şekilde davranmaya devam eder.
  • Ruh haliniz bozuksa komut vermeyin: Köpeğinize sinirli, agresif yada aşırı heyecanlıyken komut vermeyin zira sizin reaksiyonunuz köpeğinize yansır ve korkak içine kapanık yada umursamaz; sürekli hata yapmaya meyilli bir köpek haline getirebilirsiniz.
  • Zaman geçirmeden müdahale edin: Köpeğinizin yaptığı bir hatayı düzeltmek istiyorsanız zaman geçirmeden müdahale etmelisiniz.Yoksa köpeğiniz ne için tepki verdiğinizi algılamaz.Yaptığı doğru davranışlar içinde olsa, hatalar için de olsa duruma göre anlık olarak ödüllendirilmeli yada tepki verilmeli.Böyle bir durumda ceza için kutusuna kapatmak çözüm oluşturmayacaktır.Aksine köpeğiniz zamanla kutudan nefret etmeye başlayacaktır ve hatasını düzeltebilmeniz için aynı davranışı yada hareketi yapmasını beklemek zorunda kalacaksınız.Bu olay 10 dk içinde de gerçekleşebilir yada bütün gün boyunca beklemenize rağmen gerçekleşmeyebilir de.
  • Sabırlı olun ! : Özellikle köpeğiniz yavru ise onunla daha fazla zaman geçirmelisiniz ve onun bebek olduğunu unutmayın.Verecek olduğunuz tepki ve ödüller köpeğinizin yaşına ve karakterine göre daha hassas olmalıdır.Derin bir nefes alın ve pratik yapmaktan vazgeçmeyin.
  • Köpeğinizle sakin ortamda çalışmalara başlayın: Köpeğinizle çalışmaya başlarken insanların sıkça geçtiği, araçların sürekli hareket halinde olduğu bir ortam yada çocuklarla dolu bir park tercih ederseniz; köpeğiniz ilk kez tanıştığı bu ortamda paniğe kapılacak ve tasmadan kurtulmak için hareket edecektir.Verecek olduğunuz hiçbir komuta uymayacaktır.Bunun yerine köpeğinizin komutlarınıza %100 uyduğundan emin olduktan sonra kademeli olarak diğer ortam ve nesnelere adapte edilmelidir.

Temel Köpek İtaat Eğitiminde 
Neler Olmalı!
Ses komutlarını ve el sinyallerini kullanarak iyi bir köpek temel itaat uygulama sınıfında aşağıdaki egzersiz ve komutları barındırmalıdır.

www.argosteam.org
  1. Köpeğinizin dört ayağı yerden kesilmeden oyun oynayabilmelisiniz.
  2. Sizi çekiştirmeden sevk kayışı ve tasma ile dikkati sizde olacak şekilde yürüyebilmesi.
  3. Oturma komutunu uygulayabilmesi
  4. Otur-bekle komutunu uygulayabilmesi
  5. Yat komutunu uygulayabilmesi
  6. Yat-bekle komutunu uygulayabilmesi
  7. Hayır komutu ile yapılmaması gereken davranışlar ve kuralların belirlenebilmesi için temel içeriğinin gösterilmesi
  8. Tarama- banyo ve elle vücudunu kontrol ettirebilmeli ayrıca veteriner ziyaretleri yapılarak veterinerden korkulmaması gerektiğinin uygulanması
  9. Sürekli tekrarlarla pekiştirme yapılmalı

Eğitime yeni başlamış olan yavru yada yetişkin köpeğinize ilk olarak tasma ve sevk kayışı olmadan birisi eğitim verebileceğini yada erken dönemde tasmasız yani ileri itaat yapabileceğini söylüyorsa o kişiye itimat etmeyin çünkü köpeğiniz henüz karakter olarak olgun değil yani hazır değil...
Temel itaat sınıfını seçerken köpeğiniz yavru ise sadece yavrulardan oluşan bir seans grubunu seçmenizi tavsiye etmem.Çünkü zaman zaman sosyalleşme için köpekler birbirleriyle oynamaları için serbest bırakılır.Buda sürekli birbiri üzerine çıkmaya çalışan ve sürekli havlayan bir sınıf oluşturur ki birbirlerine faydalı olmaları çok zordur.Aksine daha da dikkat dağıtırlar.Köpeklerde en iyi öğrenme yolu işi bilen köpekleri takip ederek öğrenmeleridir.
Peki ya sosyalleşme nasıl olacak diyorsanız, siz köpeğinizle çalışma yaparken etrafında yine aynı şekilde kontrollü bir şekilde birçok ırktan ve farklı büyüklükteki köpeklerde sahipleri ile çalışıyor olacaklar ve onların varlıkları, ses ve kokularını köpeğiniz hissedecektir.Dolayısıyla daha küçük olan köpeklerin korkmaları için bir sorun kalmayacak.Korkmadan çalışma yapabilen köpeğiniz temel itaat seviyesinibaşarılı bir şekilde tamamlayacaktır...

ROBOT MU CANLI MI ...SİZCE?

Minik dostumuzla yeni bir macera.Çok sevdiğimiz özenle baktığımız en güzel mamalar la beslediğimiz minik dostumuz artık büyüyor.Kısaca kadın erkek demeden hepimizin bir anne şevkati bir baba sıcaklığıyla üzerine titrediğimiz can dostumuzun yaramazlıkları artık bize zarar vermeye başladığı an.
Büyüdükçe açtığı zararlar artıyor ve zaptedilmesi güçleşiyor derken önce internet bilgi çöplüğü karıştırılıyor sonrada gelişi güzel doğru yanlış kavramlar köpeğinizin üzerinde uygulamaya başlıyorsunuz.Sonuç yine hüsran.
Bu seferde tavsiye ile yada internetten bulduğunuz profesyonellere yada kendini öle tanıtanlara başvuruyoruz.
Evet minik dostumuza şimdiye kadar yaptığınız bütün yanlışları düzeltmek için ilk profesyonelce adımı atmak üzeresiniz.Köpeğinizin ve sizin ortak sorunlarınızı anlatıp isteklerinizin de dinlenmesinden sonra sıra günün bombasında.
Eğitilmiş bir köpek görmeyi herkes ister ve bu istek geri çevrilmez genelde. Bütün konuşmalar bütün anlaşmalar patronla yapılırken konuşulanlardan verilen vaatlerden habersiz eğitmen arkadaş sizi tatmin etmekle yüzyüze kalmıştır.
Daha öncesinden eğitilmiş hazır bir köpek huzurlarınızda...Eğitmen ve köpek adeta şov yapıyor bütün komutlar eksiksiz tam bir asker edasıyla adeta robot gibi hareket eden bir köpek. Her şey çok güzel değilmi  sizcede...
Bence değil!!!
Öncelikle size böyle bir şov sunan eğitmen arkadaşla hiçbirşey paylaşmadınız.Köpeğiniz ve sizin hakkınızda hiç bir şey bilmiyor.Ayrıca size sunmuş olduğu gösterinin arka yüzü hakkında hiçbir fikre sahip değilsiniz.
Size böyle bir gösteri sunan arkadaşlara şu soruları sormalısınız; ne kadar süre köpekle çalıştığı nasıl bir metod uyguladığı kaç kişilik bir ekiple çalışıldığı ve kendi köpeğinizin bu komutları ne kadarını ve nasıl yapacağı konuları...Aslında daha çok fazla soru sorulabilir ama bu soruları lütfen eğitmen arkadaşlarla paylaşın.çünkü sizin ihtiyacınız o soruların altında, sadece sizin muhatabınız olan eğitmen arkadaşta gizlidir.
Birde şunu unutmayın köpeğiniz ortalama 1 ay gibi bir sürede en alt kademe olan sevk tasmalı itaat eğitimine tabi olurken siz köpeğinizi yönlendirebilmek için kaç gün eğitime dahil olacaksınız.Sadece 3 gün mü sizce inandırıcı geldi mi.30 günde yapılanlar 3 güne sığacak üstelik 1 ay görmediğiniz can dostunuz sizi gördüğünde hiç heyacanlanmayacak hiç hata yapmayacak robot misali her şeyi yerine getirecek.
Bence değil olmamalı da.Çünkü köpekler kişiye mekana ve bulunduğu ortama göre şartlanarak öğrenirler ve komutları o şekilde uygularlar.Eğitmenle birlikte güzel çalışan köpeğiniz sizde hiçbir komutu uygulamıyor olabilir.Bunun birkaç sebebi vardır.Olayları bütün görmek gerekir.Eğitmenin çok sevdiğiniz en güzel mamalarla beslediğiniz köpeğinizi size ilk anlatıldığı gibi robotlaştırabilmek için sert baskıcı ve dayakçı bir tutum izlemesi olabilir mi acaba? yorumu siz yapın lütfen...
Bu tür davranışlarla eğitilen köpekler genelde aynı sertliği göremediklerinde yaptıkları olay ise sadece ve sadece eğitilmesi için çiftliğe gitmeden önceki davranışlar, üstelik daha güçlü ve ortada kocaman bir sorun. Verilen emekler zaman yapılan harcamalar ve en önemlisi artık sizinle oynamaktan çekinen  ve zaman zaman sert müdahalelere maruz kalmış köpeğinizin psikolojisi.
Bütün bunların önüne geçebilirsiniz aslında çok basit.Köpeğinizin eğitilmesini istediğiniz  ilk görüşmenizde mutlaka eğitmen arkadaşta olsun ve eğitimle ilgili her türlü görüşmenizi eğitmenle yapın  Köpeğinizi teslim ettikten sonra sık sık  köpeğinizi görmeye gidin ve bol bol oyun oynayın.Köpeğinizin anlık psikolojisini takip edin.Sık sık eğitim çalışmalarına dahil olun yoksa eziyeti gören can dostunuz kazıklanan siz olursunuz.
köpeğinizin robot olmasını beklemeyin asla çünkü o da sizin gibi hisleri olan ve anlık olaylar karşısında reaksiyona girebilen bir canlı.siz üzülürseniz o da üzülür...
HATALAR YAPILDIKÇA DÜZELTİLEBİLİR !!!...
LİNK




Köpeklerde Kalça Displazisi (CANINE HIP DYSPLASIA)


Köpeklerde Kalça Displazisi (CANINE HIP DYSPLASIA)

Basitçe kalça ekleminin şeklinin değişmesi sonucunda eklemdeki kusursuz uyumun kaybolması ve bu sırada eklem kıkırdağında oluşan hasar nedeni ile ağrı ve hareket sınırlanması ile sonuçlanan genetik kökeni olan gelişimsel bir hastalıktır. Hastalığın gelişimsel olması, yavruların genetik olarak hastalığa yatkın doğdukları ancak doğum sırasında ve sonrasında ilk 3 aylık süreç içinde normal ya da normale çok yakın bir durumda oldukları fakat gelişimin hız kazandığı 5-12. aylar arasında hastalığın klinik ve radyolojik bulgularının geliştiği anlamına gelmektedir.
    


En sık olarak Alman çoban köpekleri, rottweiler, golden retriewer, doberman, kangal vs gibi ırklarda ortaya çıkmasına rağmen her ırktan köpekte görülebilir.
Kalça displazisi veteriner hekimlerin tedavisi en fazla çalıştıkları hastalıklarından birisidir. Genetik temelli bir hastalık olması hastalığın kontrolünü önemli ölçüde zorlaştırmaktadır. Gelişmiş ülkelerde displazik olmadığı kanıtlanmamış dişi ve erkek köpeklerin çiftleştirilmesi uygun bulunmamakta ve özellikle üreticiler ile yavru köpek alacak insanlar bu konuda çok büyük hassasiyet göstermektedir hatta ana-babasının displazik olmadığı bağımsız kuruluşlarca onaylanmamış yavrular alıcı bulamamaktadır. Bununla birlikte hastalık ile mücadeleyi güçleştiren faktörlerden birisi de karmaşık genetik geçişler nedeni ile displazik olmayan ana-babalardan displazik olan yavruların dünyaya gelmesidir, çok sıkı bir şekilde denetim yapılan ve displazik yavruların ve bu yavruların ana-babalarının üretimden hemen çıkarıldığı yetiştirme işletmelerinde dahi hastalık varlığını sürdürmektedir.
Elbette hastalığın genetik kökenli olması çevresel etkilerin (egzersiz, beslenme, hormonal etkiler gibi) hastalığın gelişiminde etkisi olabileceği gerçeğini gözardı etmemize neden olmamalıdır. Özellikle yavruların çok hızlı büyüdüğü 5-9 aylık dönemlerde yüksek enerjili ve yüksek kalsiyum içeren diyetler ile beslenmenin hastalığın oluşumunu tetikleyebildiği saptanmıştır. Bu niteliğe sahip mamalar genelde market mamaları olarak sınıflandırılan premium kalitede olmayan göreceli olarak ucuz mamalardır.
Kalça displazisi kalça ekleminin şeklinin değişmesi ile karakterize bir hastalık olduğu için ilaç ile tedavisi yoktur. Bazı besin katkılarının (glikozaminoglikanlar) eklem kıkırdağında oluşan hasarı yavaşlatabildiği ve hayvanın daha rahat hareket edebilmesini sağladığı bugün için kabul görmüş bir gerçektir fakat bunun herhangi bir şekilde tedavi seçeneği olmadığı net olarak bilinmelidir.


Kalça displazisinde tanının erken konulması tedavi seçeneklerinin doğru belirlenmesi için gerekli bir uygulamadır ve risk altındaki ırklara mensup yavruların 4-12. aylar arasında bir ortopedi uzmanı tarafından radyografilerinin alınarak değerlendirilmesi uygun tedavinin uygun zamanda yapılabilmesi için gerekli bir uygulamadır. Daha önce de ifade edildiği gibi bu hastalık ilaç kullanımı ile çözülebilecek bir sorun olmaktan öte bir problemdir ve tedavi seçenekleri operatif uygulamalara dayalıdır yani hasta ameliyat olmak durumundadır. Hastalığın dönemine ve eklemdeki hasarın derecesine göre 3 farklı operatif teknik ile sağaltım mümkündür, sağaltımda temel amaç hastanın ekstremitesini ağrısız olarak kullanarak yaşantısına devam edebilmesidir. Bu hastalığın erken yaşlarda ortaya çıkması hastanın önünde yaşanacak uzun süre olduğu düşünüldüğünde tedavinin yapılması için bir gereklilik doğurmaktadır. Tedavi edilmeyen hastalarda dejeneratif eklem hastalığı gelişmekte ve 6-12 ay içinde hastalar ekstremitelerini kullanamaz duruma gelmektedirler. Bu tip hayvanların duydukları şiddetli ağrı nedeni ile yürümekte bile zorluk çektikleri için normal hayatlarını devam ettirmek konusunda sahiplerinin çok yakın ve fazla desteğine ihtiyaç duydukları bilinmektedir.

   
Kalça displazisinde operatif seçenekler, soldan sağa; eksizyon artroplastisi, triple pelvic ostetomy TPO, total kalça protezi

Kalça displazisi tedavi edilebilir bir hastalıktır ancak hastalığın erken teşhisi hastanın geleceği için büyük önem taşımaktadır, eğer displazi riski yüksek ırklardan bir yavruya sahipseniz özellikle 4-12. aylar arasında radyolojik takiplerinin yapılmasını veteriner hekiminizden isteyiniz, operasyon bu hastalığın yegane tedavi yoludur ve uzmanları tarafından yapıldığında oldukça iyi sonuçlanmaktadır.           

Türkiye' de Hizmet Köpeği Yokluğu

Günümüzde köpek eğitimi ve köpek davranışları üzerinde yapılan çalışmalar ilerledikçe köpeklerin kullanım alanları da artmaktadır. Köpekler bedensel ve zihinsel engellilerin eğitiminde, zihinsel gelişmelerinde ve yaşamlarında yardımcı olarak kulanılmaktadırlar.
Köpeklerin engellilere yardımcı olarak kullanılmaları görme engellilerle başlamış olsa da artık pek çok engelli insan için köpekler yardımcı olarak kullanılmaktadır.
Engelli insanlarla yaşayan ve onların bazı ihtiyaçlarında yardımcı olan köpekler engellilerin durumlarına göre sınıflara ayrılmakda ve yaptıkları işlere göre de isimlendirilmekdedirler.
Bu köpekler genel olarak bütün ülkelerde şu şekilde sınıflandırılırlar.
1- Görme engelliler için rehber köpekler (guide dogs)
2- İşitme engelliler için duyan köpekler (hearing dogs)
3- Görme ve işitme engelliler dışındaki bedensel engellilere yardımcı olan hizmet köpekleri (service dogs). Hizmet köpekleri bedensel engelliler için çeşitli yardımlarda bulunurlar. Örneğin tekerlekli sandalyeden yaşan biri için yere düşen objeleri alıp vermek, kapıları açmak, ışıkları yakıp söndürmek, çamaşır makinası doldurup boşaltmak gibi.
Engellilere yardım eden bütün bu köpekler ise yardım köpekleri (assitance dogs) ismi altında adlandırılırlar. Ayrıca terapi köpekleri olarak adlandırılan köpekler ise sadece engelliler için değil hastanelerde, huzur evlerinde, psikiyatri klinikleri, okullar ve benzeri yerlerde kalan herkes için görev yaparlar. Terapi köpekleri bu yerleri sahipleri ile düzenli olarak ziyaret ederek buradaki insanların köpeklerle temasını sağlarlarlar. Köpeklerin hasta insanlarla temasında onları rahatlattığı, tansinyonlarını belli ölçüde düşürdüğü, kalp atışlarını düzene koyduğu, onları meşgul ederek rahatlattığı, hastaların iyileşmelerini hızlandırdığı artık bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bazen terapi köpekleri psikiyatrik hizmet köpekleri olarak da ayrılabilmektedirler. Yukarıda verilen örneklerdeki bütün köpekler çalışan ve özel köpeklerdir.
Hizmet köpeklerinin yetiştirilmeleri ve eğitimi

Hizmet köpekleri özel köpeklerdir ve diğer köpeklerden ayrılırlar. Hizmet köpeği engelli sahibi ile onun girdiği heryerde onunla 24 saat beraber yaşar. Bu köpeklerin eğitimleri ve sosyalleşmeleri çok dikkatli ve yapılmalıdır. Bir hizmet köpeğinin eğitimi 6 aydan fazla sürmektedir. Genellikle hizmet köpeklerinin eğitimlerine yaşını geçtikten sonra başlanır. Köpeğin karakterinin belli olması için bu süre beklenmelidir. Eğitme başlanmadan önce köpeğin sosyaleşmesi için çalışılır. Hizmet köpeği olacak köpekler yavru iken yaşayacağı ortamda karşılaşacağı herşeye alıştırılmalıdır. Hizmet köpeği yetiştiren sivil toplum örgütleri gönüllü aileler bularak yavruları bu aileler içinde eğitime kadar büyümelerini ve sosyalleşmelerini sağlarlar. Hizmet köpeklerinin eğitilmeleri bir ekip işidir. Köpeğin sosyaleşmesi, eğitilmesi, köpeği sahiplenecek engellinin bu konuda eğitililip köpek için hazırlanması çeşitli uzmanlık alanlarında insanların birlikte çalışmasını gerektirir.

Hizmet köpekleri nerede ve kimler tarafından yetiştirilip eğitilirler
Yurtdışında hizmet köpeği yetiştirip eğiten ülkelerde bu işleri sivil toplum örgütlerinin yaptığı görülmektedir. Bu sivil toplum örgütleri kar amacı gütmeyen, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülerden alan, bağış ve yardımlarla kendi varlıklarını devam ettiren kuruluşlardır. Hizmet köpeklerinin işlerini yapacağı hale gelmelerine kadar geçen sürede onlar için yapılan harcamalar her engelli insanın karşılayacağı kadar uygun olmayabilmektedir. Bundan dolayı bu köpeklerin yetiştirilip eğitlmesini üstlenen sivil toplum örgütleri yetiştirdikleri köpekleri ücretsiz olarak engelli insanlara verirler.

Hizmet köpekleri yetiştiren ve eğiten sivil toplum örgütlerinde köpek eğitmenleri, psikologlar, veteriner hekimler, tıp doktorları, engellilerin eğtimlerinde çalışan öğretmenler gibi çeşitli uzmanlık dallarında insanlar gönüllü olarak ücretsiz çalışırlar.

Türkiye'de hizmet köpekleri  Hizmet köpeklerinin Türkiye'de yetiştirilip eğitilmesi ve engelliler tarafından kullanılması için henüz yukarıda bahsedilen tarzda bir sivil toplum örgütü bulunmamaktadır. Böyle bir kuruluş olsa dahi bu köpeklerin kullanımlarında bazı aksaklıklar olacağı muhakkadır. Hizmet köpekleri özel köpeklerdir ve eğitilmeleri dışında yaptıkları iş sırasında bulundukları ortamın çalışmalarına uygun olması gerekmektedir. Bu köpekler engelli sahipleri ile çalışırken etrafdan dikkatleri çekilmemeli, insanlar tarafında rahatsız edilmemelidirler. Hizmet köpekleri üzerlerinde uyarıcı "lütfen sevmeyin hizmet köpeğidir" gibi ibareler taşıyan yelekler ile görev yaparlar ve bunları gören insanlar da bu köpeklerin dikkatini çekmezler, sahibinin iznini almadan onları sevmez, dokunmazlar. Bu ibareleri taşıyan bu görev köpekleri kullanıldıkları çoğu ülkede sahibinin girdiği heryere girerler. Lokantalar, oteller, yüzme havuzları, spor salonları, sinema, tiyatro, belediye otobüsleri dahil sahibini girdiği heryere girerler. Bunlar o ülkelerde kanunlarla sağlanmıştır.

Türkiye'de böyle bir uygulama olması çok zor gibi görülmekdedir. Bizim ülkemizdeki sokak kedi ve köpekleri hizmet köpekleri için büyük bir sorun teşkil eder. Tekerlekli sandalyesinde yanında hizmet köpeği ile giden birisine o bölgenin sokak köpekleri saldırdığında engelli sahibi zaten sandalyede olduğu için bu köpekleri uzaklaştırmayacak, köpeğini koruyamayacaktır. Tekerlekli sandalyede oturan bir insan ayakta koşan bir insana göre köpek için tehdit edici görünmeyecek ve bu durumdaki bir insandan muhtemelen her sokak köpeği korkup kaçmayacak ve engellinin köpeğine saldırabilecektir. Sokaktaki kediler de hizmet köpekleri için dikkat çekici olacaklar ve köpeğin görevini yapmasını engelleyebileceklerdir. Köpek eğitiminde yüzdeyüz eğitim yoktur. Yüzde 80-90 lara çıkan bir oran da köpek iyi eğitimli denilir. Hizmet köpekleri komutlara yüzde doksa oranında uymalıdır. Bu yüzden de eğitimleri ve uygun köpeğin seçilmesi zaman almaktadır. Bu köpekleri eğiten kurumlar köpekleri her sene bazı testlere sokarlar ve köpekde herhangi bir gerileme olup olmadığına bakarlar. Hizmet köpekleri yüzdedoksan komutlara uysada sokak kedileri onlar için zaman zaman dikkat dağıtıc olackalardır. Diğer tarafdan ülkemizde çok sık gördüğümüz bilinçsiz köpek sahipleri de hizmet köpeklerinin sokaklarda çalışmasını engelleyecektir. Ülkemizde tasmasız köpek gezdiren, köpeğinin eğitimli olduğunu etrafa göstermek gibi saplantıları olan çok insan görmekdeyiz. Bu insanların köpeklerinin hizmet köpeklerine saldırmaları istenmeyen olaylara sebep verecektir. Tasmada bağlı dahi olsa saldırganlık gösteren ve diğer köpeklere havlayan, üzerlerine atlamak isteyen köpekler dahi hizmet köpeklerinin çalışmalarını engelleyeceklerdir.

Türkiye'de hizmet köpekleri engelli sahipleri ile halka açık olan çok fazla yere gidemeyecekler, toplu taşıma araçlarını kullanamayacaklardır. Örneğin otel, lokanta, spor salonu, pastahane, berber gibi yerlerin çoğuna, belki de tamamına alınmayacaklardır. Bu yerlerden bazılarının girmelerine izin verdiğini farzetsek de bu sefer burada bulunan diğer müşteriler tarafından istenmeyeceklerdir. Türkiye'de köpek kendilerine hiçbir zarar vermese, rahatsız etmese dahi onlardan korkan, rahatsız olan, onları istemeyen insanlarla doludur. Bu konuda bir kanun çıkmadığı sürece engellilerin köpekle girmek istedikleri yerlerden çıkarılmalarına karşı herhangi bir kanuni yaptırım uygulanamayacaktır.
Yukarıda sayılan bütün olumsuzluklar Türkiye'de hizmet köpeklerinin kullanımını engeller. Fakat bu kadar olumsuzluk karşısında Türkiye'de engellilerin de köpek sahibi olma, hizmet köpeklerinden yararlanma hakkları vardır. Köpek hizmet köpeği olarak görev yapmasa dahi engelli bir insanın köpekle yaşaması, onun karşılıksız sevgisini alması o insana mutlaka yararlı olacaktır.
Türkiye'de yabancı ülkelerdeki gibi hizmet köpekleri kulanıllmasa da bazı kısıtlamalarla gene de bu tür köpekler kullanılabilir, ya da ileride yapılacaklar için ilk adımlar atılabilir.

Köpeklerde Kuru Mama Yememe Problemi ve Kuru Mamaya Alıştırmak


Kuru mamalar günlük hayatımızda dostlarımızın beslenmesini bizim için kolaylaştıran ve dengeli içerikleri sayesinde köpeklerimizin temel besin kaynağı ihtiyaçlarını karşılayan ürünlerdir. Ancak dostumuz kuru mama yemiyorsa burada bir sorun var demektir ve kuru mamayla beslemek istiyorsanız ve dostunuz buna karşı çıkıyorsa bu yazımızda ne yapmanız ve ne yapmamanız gerektiğini size detaylı bir şekilde açıklayacağız.

  Hiçbir yerde bulamayacağınız bu ayrıntılı ve uzun makaleyi bir solukta okuyacağınızı ve dostunuzun artık kuru mamasını tabağında bırakmayacağını umuyoruz. Öncelikle kuru mamayı neden yemek istemediğini bulmak gerekiyor. Bunları sıralayacak olursak:



  • Yavruların kuru mamaya alışamamaları
  • Kuru mamayı dişleriyle kıramamaları
  • Kuru mamayı sevmemeleri
  • Ev yemeklerine alışmaları
  • Sürekli aynı kuru mamayla beslenmeleri
  • Sıcaktan bunalmaları
  • İştahlarının kapalı olması
  • Hastalık
  • Travma
  • Korku
  • Diğer faktörler



  Tüm nedenleri sıraladığımıza göre en baştan başlayarak hepsine birer açıklama getirelim. İlk olarak yavru köpeklerin kuru mamayı yiyememelerinden başlayalım. Yavru köpekler anne sütünden kesildikten sonra direkt olarak kuru mamayla beslenmelidirler. Başlarda yadırgama ve alışma sorunları ile karşılaşılacaktır ancak kuru mamayı yumuşatarak kaşıkla vermek bu iki soruna da çözüm olacaktır. Daha sonradan yumuşatma miktarını azaltarak ve mama kabından yemesini sağlayarak bu iki problemin de çözüldüğünü göreceksiniz. Bu esnada kesinlikle köpeklere farklı bir gıda ya da süt vermeyiniz. Özellikle kuru mamayı süt ile yumuşatmayınız. Kuru mamayı ya sıcak et, tavuk suyuyla yumuşatarak verin ya da sıcak suyla yumuşatarak verin. 



  İkinci nedene geldiğimizde diş problemi yaşayan köpekler kuru mamayı kırmakta ve parçalara ayırmakta zorlandığını görürüz. Bunu anlayabilmek için kemirme oyuncaklarıyla nasıl oynadığına, sert gıdaları nasıl tükettiğine ve ağzını açıp dişlerini kontrol ederek bir problem olup, olmadığını anlayabiliriz. Diş problemi oluşan köpeklerin direkt olarak veterinere görünmeleri ve o esnaya kadar mamalarının et suyu, tavuk suyu gibi sıcak sıvılarla yumuşatılıp verilmesi ardından da diş temizliği için fırçalanması gerekmektedir.



  Köpekler, 3 aylıktan itibaren kuru mamaları severek yiyeceklerdir çünkü iştahları son derece açık olacak ve daha önce farklı tatlar tatmadıkları için kuru mamaları bayılarak yiyeceklerdir. Ancak buradaki en önemli nokta bu alışkanlığın yetişkinliğinde de devam etmesidir. Kuru mamayla beslenen bir köpek sürekli olarak farklı tatlar ve farklı kokular alırsa, siz yemek yediğinizde sizden dilenip, sürekli yediğiniz şeylerden yerse kuru mamadan soğuyacaktır. Burada en önemli nokta onlara kuru mama dışında başka birşey vermemenizdir. Ne kadar dilenirse dilensin kuru mamadan soğumamaları için farklı gıdalar ile beslenmemelidirler. Buradaki kritik nokta ise siz yemek yediğinizde masadan ya da sizden yemek dilendiğinde sizin ona vermenizdir. Eğer kuru mamayla besleyecekseniz ona yavruluk döneminde her istediği şeyi vermeyecek ve farklı gıdalarla beslemeyeceksiniz. Kaliteli bir kuru mama köpeğin tüm ihtiyaçlarını karşılayacağından sizin verdiğiniz gıdalar köpeğinizin sadece damak tadının değişmesine yol açacaktır. Eğer yoğurt gibi gıdalar verecekseniz kuru mamasına az miktarlarda katmanızı öneririz.



  Köpekler de insanlar gibi sosyal, seçici canlılar olduklarından ömrünün sonuna kadar aynı şeyi yemeyecek ve bu durum ona diretilirse açlık grevine çıkmakta geç kalmayacaktır. Köpekler de farklı tatlar ve farklı kokular almak ister. Dolayısıyla her pakette bir ya da o mamayı iştahla yemeyi bıraktığında mamasını değiştirmenizi öneririz. Eğer bu durumla başa çıkılmazsa bir süre sonra kuru mamaya da önyargıyla yaklaşacak ve kabında gördüğü zaman kabın yanına yaklaşmayacaktır. Dolayısıyla dediğimiz gibi mamasını da sürekli değiştirmek kuru mamadan soğumasını engelleyecektir.



  Çoğu köpeğin baş düşmanı ise sıcak hava.. Sıcak hava bir köpeği son derece pasif kılacak bir etmendir. Sıcak havalar köpeğinizi bunaltacak ve iştahını kapatacaktır. Dolayısıyla tüm köpekler havalar ısındığında daha az yerler hatta sıcaklığın derecesine göre hiç yiyemeyecek duruma gelebilirler. Burada en önemli nokta ise öğünlerinin zamanının değiştirilmesi, öğünlerinin sabah ve akşam serinliğinde verilmesidir. Sıcaklar dolayısıyla iştahının kapanmasını dert etmenize gerek yoktur bu geçici bir durumdur.



  Köpeklerin iştahının olmaması ise sağlıksal bir sorundur. Eğer kuru mama dışında başka bir gıda da yemiyorsa işhtahı kapalı demektir. Bu sorun çok ciddi olabileceği gibi düzeltilmesi kolay bir durum da olabilir. İştahı kapalı bir köpeğe bira mayası tableti, balık yağı gibi takviyeler yapılabilir ancak önce veteriner tarafından muayene edilmesi gereklidir çünkü yaşamsal fonksiyonlarında bir sorun olma ihtimali de yüksektir. Bu çok ciddiye alınması gerekilen bir durumdur. Bu yüzden bu konudaki en mantıklı yorumu veterineriniz yapacaktır. Ancak böyle ciddi bir durumda hiçbir şey yapmayıp sadece mama önerisinde bulunursa o veterinerden hızla ayrılmanızı da tavsiye ederiz.



  Hastalık ise köpeklerin iştahını kesen onlarca durumdan yalnızca biridir. Bağırsak düğümlenmesi, karaciğer iltihaplanması, kanlı ishal, gençlik hastalığı gibi önemli hastalıklarda köpeklerin iştahı kesilmektedir. Bu durumda yapılabilecek tek şey veteriner tarafından kontrol altına alınması ve serumla beslenmesi olacaktır. Büyük hastalıklar gibi küçük ve varlığından haberdar olamadığımız hastalıklar da köpeklerin iştahını kesmektedir. Karaciğer iltihaplanması ve bağırsak düğümlenmesi gibi hastalıklardan veterinerler tarafından muayene edilmediği sürece varlığından haberdar olunamaz ve bu gibi hastalıkar köpeklerin iştahını keserek daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu durumun yaşanmaması için eğer nedensiz yere bir iştahsızlığı varsa veterinere götürmenizi tavsiye ederiz.



  Travma geçirmiş bir köpeğin de iştahı kesilebilir. Travma ve korku faktörleri bir köpeğin beslenmesinde oldukça etkili bir olumsuz etki yaratabilir. Köpek aç olduğu halde dış etkenlerden ve güvende olmadığını hissettiğinden dolayı mamasını iştahla yemeyebilir. Bu gibi durumlarda profesyonel eğitim almaktan başka bir çare yoktur. 



  Diğer faktörlere gelirsek bunlar saymakla bitmeyecek çeşitli somut ya da soyut şeylerdir. Örneğin mama kabını sevmeyebilir, kap kirli olduğu için mama onu cezbetmeyebilir, mama kabı bulunduğu odanın içinde ona uygun gelmeyebilir. Bunun gibi pek çok çeşitte verebileceğimiz örneklerden oluşan bu durumu gözlemleyerek ve takip ederek bulmanız gerekir.



Kuru mama sevmeyen köpeği kuru mamaya alıştırmak:



  En önemli detayı ise en sona sakladım. Kuru mama sevmeyen bir köpeği kuru mamaya nasıl alıştırabiliriz. Kendi gözlemlerimi aktarmam gerekirse benim köpeğim 6 aylık olduğunda çok fazla ev yemeği verdiğimiz için kuru mamadan soğumuştu. Yaklaşık 3 yıldır kuru mama alıştırma çabasındaydım ve son 1 aydır kuru mamasını soluksuz bir şekilde iştahla yemekte.. Bunu nasıl başardığımı ise burada izah edeceğim.



  Öncelikle bu yazıları yazarken köpeğinizin kuru mama dışındaki gıdalarla arasının çok iyi olduğunu, iştahının yerinde olduğunu ve sadece kuru mama sevmediğini varsayıyoruz. Burada yazılanları uyguladığınızda kuru mama sevmeyen bir köpeğin kuru mamaya alışacağını ise garanti ediyoruz.



  Köpeklerin kuru mamayı yiyebilmesi için kuru mamanın bir çekiciliği ve güzelliği olmalıdır. Bu koşulları ise biz sağlayacağız. Köpekler için ulaşılamayan şey her ne olursa olsun onlar için ilgi çekici ve daha caziptir. Sevmediği bir oyuncağı alıp kendi başınıza oynamaya koyulduğunuzda sizi dört gözle takip edecek ve sonunda dayanamayıp yanınıza gelecek ve oynamak isteyecektir. Siz bu oyuncağı ona vermeyerek, oyuncağı daha ulaşılmaz yapabilir ve oyuncağın değerini köpeğinizin gözünde arttırabilirsiniz. Kuru mamaya alışması için de aynı şeyi yapacağız. Ancak bundan önce yapılması gerekilen birkaç detay daha var.



  Köpeklerin kuru mamaya alışması için önce kuru mamaya sevdiği gıdaları karıştırıp önüne koyacağız ve her hafta belli bir oranda bu koyduğumuz gıdanın oranını azaltacağız. Köpeğiniz ise bu duruma adapte olacağından bir süre sonra yadırgamadan kuru mama yemeye başlayacaktır.



  Kuru mamaya konulması için gıda önerisi isteyecek olursanız kuru mamayı sıcak et ya da tavuk suyuyla yumuşatma, kaşar peyniri rendeleme, yoğurtla karıştırma, yemek suyuyla karıştırma v.b gibi çeşitli ve etkili yöntemler önerebiliriz.
 

  Kuru mamasına karıştırdığımız sos, et suyu gibi ürünleri her hafta belli bir oranda azaltacağız ve mamayı daha da çekici kılmak için ilk olarak yazdığımız şeyi uygulayacağız. Mamayı hazırlayıp önüne koyduğumuzda bekle komutunu vereceğiz ve kabın içine ne koyduğunuzu merak ettiği için koklamak isteyecek ancak hareket edemediği için sizden diğer komutu bekleyecek. Bu kısımda köpeğinizin heyecanlanmasını ve ağlayıp, sızlanmasını beklerseniz mama kabına ulaşmadaki istek daha da çok artacak ve ne olduğuna bakmadan yemeye koyulacaktır. 



  Köpeğinizin mamasını düzgün yiyebilmesi için günde 2 defa sabah ve akşam koşmalıdır. Tercihen koştuktan sonra önüne mamasını koyarsanız daha çok acıkmış olacaktır. Mamasını sorunsuz yiyebilimesi için nerjisini iyi atmış olması ve acıkmış olması gerekir. 


  Asla köpeğinizi elinizle beslemeyin bu onda daha da olumsuz bir etki bırakacak ve beslenme konusunda sıkboğaz ettiğiniz için daha da soğuyacaktır. Eğer elinizden yerse istediği zaman yemek yiyip, istediği zaman bırakabileceğini düşünecek ve yemek istemediği zaman ne kadar zorlasanız da yemeyecektir.

Erken Dönemde Egitimin Önemi


Bu  yazımızda erken dönemde verilen eğitimin önemine bir kez daha değinmek istiyorum. Bir süre önce AÇEV (anne - çocuk eğitim vakfı) bir reklamını görmüştüm ve ne kadar güzel bir slogan bulduklarını hayranlıkla izledim. Sloganda okul öncesi eğitimin önemini vurgulamak için "7 çok geç" deniyordu.

İşte bu çok doğru bir slogan ve aynısı dört bacaklı dostlarımız için de geçerli.

Çoğu yerde duyarız ve okuruz, köpeklerinizi 6 aylık olana kadar eğitime vermeyin, zaten öğrenemezler, öğrenseler de unuturlar vs.

Bu kesinlikle yanlıştır.

Çünkü 8-16 haftalar arasındaki "kritik dönem" dediğimiz evrede edindikleri alışkanlıklar, öğrendikleri komutlar, tanıştıkları her şey onların hayatının birer parçası olur. Bunun için eğitime erken başlamak kadar eğitimin süreklilği de önemlidir. 8. haftadan öncesi üreticinin sorumluluğundadır ve üreticinin de bebek doğurduğu andan itibaren yapması gereken önemli eğitim programları vardır.


Kendi kızlarımın bebeklerinde ve doğumlarında yanlarında olup, verilme aşamasına gelene kadar geçen sürede edindiğim tecrübeler ve gözlemlerim şudur ki; bebeklerin gelişimi annenin hamileliği ile başlıyor ve 4 ayları tamamlanana kadar da çok hızlı bir şekilde devam ediyor. Onların çok hızlı gelişen hayatlarında her günün önemi var. Annenin nasıl bir hamilelik geçirdiği, nerede doğum yaptığı, bebeklerin doğumdan sonraki ilk 2 haftaların nasıl geçtiği ve daha sonraki evrelerde edindiği tecrübelerin hepsi onun ilerideki hayatını etkiliyor. Onların dünyaları o kadar hızlı dönüyor ki, eğitimi 6. aya kadar ertelemek onun hayatında geri dönülmez hatalara neden olur.

Köpeğimize vermemiz gereken tek eğitim itaat eğitimi değildir.

Çok basit ve evinde köpek beslemiş hemen hemen herkesin başına gelebilecek bir örnek vereyim.

4-5 aylık olup aşıları bitene kadar evde, soyutlanmış bir şekilde büyüttüğünüz bebeğinizi daha sonra dışarı çıkarmaya karar verdiğinizde boynuna bir tasma takmak istersiniz. O ne yapar, geri geri gider, tasmayı yemeye çalışır, sürekli kaşınır ve sizinle tamamen zıt yönlere gitmeye çalışır. Hatta bazen biraz daha ileri giderek hırlayıp rahatsızlığını belirtir. Tam siz onu yürütmeye çalışırken bu arada yanınızdan hızla arabalar geçmeye başlar, değişik sesler, değişik insanlar, boynunda anlamsız bir sıkıntı ve bastığı değişik zeminin sıkıntısı ile ne yapacağını bilemeden bir o yana bir bu yana gitmeye çalışır. Yaşadığı korkuyu düşünebiliyor musunuz? Bir de üstüne üstlük bu yabancı ortama tuvaleti yapması beklenmektedir! Tabi ki onun bu beklentiden haberi bile yoktur.


Daha erken dönemde boynuna tasma takılmış olsaydı, onunla yürümeye alışmış olsaydı, insanlarla, seslerle, objelerle programlı bir şekilde tanışmış olsaydı bu sıkıntıları yaşamayacaktı.

Ya da 6 aylık olana kadar sizi çekiştirmesine izin verdiğiniz bir yavru 6-8 aylık olunca artık daha kuvvetli çekmeye başlar ve siz de onu eğitime "yollamaya" karar verirsiniz ama onun kafası karışır.

“Neden çekemiyorum ki, şimdiye kadar hep çektim, kimse birşey demedi!”

Doğruyu bu saatten sonra öğrenemez mi? Tabi ki öğrenir ama neden hayat daha sorunsuz başlamasın? Çekiştirmeyi öğrenmeden düzgün yürümesini öğrenmesi daha güzel olmaz mı? Bir kedi gördüğünde kovalamak yerine onunla dost olması, mamasını paylaşması, evinize gelenleri kapıda uslu bir şekilde karşılaması, sizi gördüğünde üstünüze başınıza atlamasındansa oturarak sizi beklemesi, çocuklarla dost olması daha güzel olmaz mı? Bir süre bu hareketleri yapmasına izin verilen köpekler, erken dönemde eğitime başlanan köpeklerden çok daha huzursuz, sorunlu köpeklerdir. Çünkü, hayat bu şekilde başlamamıştır, yapmamayı sonradan öğrendikleri için akıllarının bir köşesinde hep eskiden yaptığı davranış kalır.


Her zaman dediğimiz gibi eğitimin yaşı yok ama kritik evrede alacakları eğitimin önemi büyük. Sosyalleşme sadece bu dönemde olur. Bu dönemde olumlu izlenimlerle öğrendikleri her şey onların hayatının parçası olur.

Aslında eğitimi her zaman kendimiz için isteriz, “bu köpek çok çekiyor onunla yürüyemiyorum, sokağa çıktığımızda herkese havlıyor, herkes şikayetçi oluyor, rahatsız oluyorum, dışarı çıkamaz olduk, eve gelenlere havlıyor, misafirler ondan korktuğu için evimize kimse gelmez oldu, çamurlu ayaklarıyla üstüme atlıyor, üstüm kirleniyor, tuvaletini hala öğrenemedi, heryeri sürekli siliyorum, çok bunaldım artık. . . gibi sürekli bizi rahatsız eden nedenler yüzünden ona eğitim aldırmayı düşünürüz.

Oysa hiç düşündük mü, bu köpek bizim ortamımızda bizim şartlarımıza göre yaşacak, onun dünyası biz olacağız ve doğal ortamından uzakta tanımadığı bir dünyada yaşayacak. Acaba nasıl huzursuzlukları var, nelerden tedirgin oluyor, bunları neden yapıyor ve en önemlisi bizim dünyamıza alışması, aramızda iyi bir iletişim olması için neler yapmalıyım??

Eğitim aslında onun psikolojik sağlığı, bedensel ve zihinsel gelişimi için gerekli olamaz mı?

Köpeğimizin daha zeki, daha sosyal, daha yapıcı olması ve ileriki dönemlerde hayatını daha huzurlu geçirebilmesi için erken dönemdeki eğitim çok önemlidir. Erken dönemde edindiği tecrübeler, öğrendiği komutlar onun hayatının bir parçası olacağı için yanlışı düzeltmekle tekrar uğraşmak yerine bu temel üzerine çok daha güzel ve değişik eğitimler ilave edebilme şanımız olur.

Mesela köpekli sporlar, frizbi, aglity, köpekle dans, arama-kurtarma, hizmet köpeği eğitimi gibi pek çok alanda eğitime zemin hazırlanmış oluruz.


Bu eğitim dönemi çok erken olduğu için ve çoğu köpek sahibi veteriner hekimler tarafından kendilerince çok geçerli sebeplerle dışarıya çıkmasın uyarısı aldığı için köpekler çok sıklıkla bu dönemi evde kapalı ortamda geçiriyorlar.

Şunu da düşünmek gerek! Bedensel sağlığı yerinde ama ruhsal sağlığı bozuk, özellikle 2 yaşından sonra ortaya çıkacak sorunları olan bir köpeği gerçekten istiyor musunuz?

Ne hastalanmasını ne de asosyal olmasını istemeyiz. O zaman bebeklerimiz için özel sınıflar oluşturmalı ya da biz oluşturamıyorsak verilen hizmetlerden yararlanmalı, gurup eğitimlere katılmalı ve her zaman evde ya da güvenli olduğunu düşündüğümüz dış ortamlarda onu sosyalleştirmeliyiz.

İnsanların okullarda eğitildikleri gibi köpeklerin de 2 aydan itibaren sahipleri tarafından bir eğitim sürecine girmeleri ve bunların profesyoneller gözetiminde ve tavsiyeleri ile yapılması gerekir.


Erken dönemde alınan eğitim onun ve sizin hayat tarzınız olacağı için ve itaat komutlarında da sürekli komut tekrarları olacağı için unutulması mümkün değildir.

Ama onu bahçenin bir köşesinde bırakır ve ilgilenmezseniz elbette unutur, erken dönemde değil hangi dönemde alınırsa alınsın unutur. Çünkü eğitim, eğitmenin köpeğinizle yapıp bitireceği bir etkinlik değildir. Süreklilik ister, siz ona emek harcadığınız sürece devam eder ve gelişir.

Eğitim, anne köpeğin başlattığı, bilinçli üreticinin devraldığı ve sahibinin profesyonel destek ile hayat boyu devam ettirdiği bir süreçtir.

Unutmayalım 6. ay çok geç!!!

Pozitif Köpek Eğitimi



Ayrılık Sendromu

Ayrılık Sendromu olarak adlandırılan davranış problemi en sık karşılaşılan sorunların başında gelir. Problem genellikle bizim "sorun" olarak adlandırdığımız davranışlar, onların doğalarında var olan genetik  programın gerektirdiği gibi davranmak istemelerinden kaynaklanır. 
Köpekler çok sosyal hayvanlardır. Onların doğalarında, bir topluluk içerisinde yedi gün yirmi dört saat bir arada bulunmak vardır.
Vahşi doğada, eğer bir sürü hayvanı yalnız kalmışsa, bu onun ölümüyle eşdeğer bir anlam taşır. Bu yüzden köpeklerde en sık karşılaşılan problemin "ayrılık sendromu" olması gayet normaldir.
Böyle bir davranış problemi olan köpekler; havlama, uluma, eşyalara zarar verme, kendi vücudunu kemirme gibi huylar geliştirebilir. Sorun, genelde yavruluk döneminde sürekli iç içe olan köpeğin büyüdüğü zaman birden bire uzun saatler yalnız kalmasından, yeni bir  aileye sahiplendirilen  köpeğin ortama adapte olamamasından ya da çok bağlı olduğu aile üyelerinden birinin birden bire evden ayrılmasından " ölüm vs." kaynaklanabilir.
Bu kadar sık rastlanan bir durum olmasına karşın bu sorunu çözmek aslında göründüğü kadar imkansız değildir. En doğru olanı köpeğin henüz yavruyken aşamalı olarak yalnız bırakılmasıdır.
Enerjisini attığı için yorulmuş, etrafında oyuncakları ve çiğneme kemikleri olan bir yavru için sizin bir süreliğine ortalarda olmamanız çokta önemli bir olay değildir. Her ne kadar sürü hayvanı olursa olsun yavruluğundan itibaren sizin onu yalnız bırakmanız köpekte bir rutine dönecek ve " Gitmiş olsa da geri gelecek" düşüncesiyle gereksiz yere korkuya kapılmayacaktır.
Bazı ırklar özellikle bu konuda daha inatçıdır. Yüzyıllardır genelde insana eşlik etmek için  beslenen küçük ırklar " Chihuahua, minyatür pincher vs." ayrılık sendromuna daha yatkın olur.
Günümüzde şehirlerde yaşayan köpeklerin en büyük sorunlarından biri olan yetersiz egzersiz de ayrılık sendromunu tetikleyen baş faktördür. Köpeğinizi yalnız bırakmadan önce yeterince enerjisini atmış olduğundan emin olmalısınız. Köpekler sadece fiziksel aktivite değil, zihinsel aktiveye de ihtiyaç duyarlar. Köpeklerin zevk alacağı tarzda eğitimler, birlikte oynayabileceğiniz saklambaç , çekiştirme gibi oyunlar, diğer köpeklerle oyun oynaması, veya içi lezzetli yiyecek doldurulmuş Kong tarzı oyuncaklar, onların hem eğlenmesini hem de enerjisini atmasını sağlayacaktır.
En sevdiği oyuncaklar ve kemirme kemikleri daima siz evden çıktıktan sonra sahip olmaları gereken ödüllerdir.

Kendinizi onun yerine koyun! 24 saat yanı başınızda duran yiyecek ya da eşyanız ne kadar süre size cazip gelebilir?
Nasıl ki biz aynı şeyi sürekli  kullanmaktan sıkılıyorsak, köpekler de gün boyu iç içe olduğu oyuncaklardan ve yiyeceklerden sıkılırlar. Elimizde onları heyecanlandırabilecek güzel alternatifler varken bunları sizin yokluğunuzda ortaya çıkarmak köpeğin ilgisini başka yöne çekmek için mükemmel bir yöntemdir.
Aynı zaman da köpeğinize yeni numaralar öğretmek; hem onun zihinsel olarak yorulmasını sağlar hem de kendine güvenmesine yardımcı olur. Çevrenizde uysal köpeklerin gittiği parklar ya da köpek kulüpleri varsa bu da köpeğinizin sosyalleşmesine ve ilgisini sizden başka aktivitelere yönlendirmesine yardımcı olur.
Evet, köpeklerin içgüdüleri ve genetik aktarımlarıyla beraber gelişen kendilerine has davranışları vardır. Fakat onun tüm ihtiyaçları ve sevdiği şeyleri elimizde bulunduran biz insanların da köpeği doğru yönlendirmek için yeterince imkanı var.
Biraz ilgi ve doğru yaklaşımla beraber daha mutlu yaşayabileceğimiz bir köpeğe sahip olmak çok ta zor değil.