Köpeklerde Agresyon Problemi

 
Ping
İnsana en yakın hayvanlardan biri olan köpeğin evcilleştirilmesinden bu yana binlerce yıl geçmiş ve bu süre içersinde insan ve köpek arasında mükemmel bir iletişim kurulmuştur. Bu iletişimin bir sonucu olarak köpek, insan toplumuna adapte olup, ataları olduğu iddia edilen kurttan oldukça farklı bir tür haline gelmiştir. Kurtların iç güdüleri yaşadığı ortamla son derece uyum halindedir. Aynı iç güdülere sahip köpek ise insan toplumuna uyum sağlayabilmek için bir yığın iç güdüsüne ters şekilde davranmak zorundadır. Diğer yandan köpek öğrenme yeteneği ve zeka bakımından en üst düzeydeki hayvan türlerinden biridir. Bu nedenle çevresel etkiler, yani öğrenilenler köpeğin davranışı açısından belirleyici bir faktördür. Bu davranışlar bazen insan toplumuna ters düşebilmekte ve insan köpek iletişimine zarar verebilmektedir. Böyle davranışlara davranış bozukluğu demekteyiz. Davranış bozukluklarının tek sebebi öğrenme değildir. Genetik faktörler ve organik rahatsızlıklar da davranış bozukluklarına sebep olabilirler. Davranış bozukluğunun tedavisinde öncelikle problem, bu problemi doğuran motiv ve bunun kalıcılığını sağlayan takviyeler teker teker ortaya konmalıdır. Bunu başarabilmek için bu alanda uzman veteriner hekimin dedektif gibi çalışması ve ayrıca hayvan sahibinin çözüm için istekli ve sabırlı olması gerekir. Yine hayvan sahibine büyük iş düşmektedir zira problemi tanımak için verileri hayvan sahibi verecektir. Bu arada bir çok hayvan sahibi kendi hatalarını gizlemek ister. Tabi ki bu durumda problemin kaynağına inmek iyice güçleşir. Davranış bozukluklarının çoğu köpeğin özellikle gelişim çağındaki çevresinden öğrendiklerinin etkisiyle oluşmaktadır. Köpeğin en yakın çevresi ise birlikte yaşadığı sahibidir ve bu hayvanın ruhsal durumu, beraber yaşadığı ailenin ruhsal durumundan direk olarak etkilenir. O halde çoğu bu vakaların çözümünde önemli prensiplerden biri de sahibinin de hatalı davranışları terk etmesi ve hayvanın davranışlarını etkileyen olumsuz çevre şartlarının düzeltilmesidir. Aksi taktirde hiçbir ilerleme sağlanamaz. Dominant agresyon, köpeklerde sık görülen bir agresyon tipi olup, köpeğin liderlik iddiasından kaynaklanmaktadır. Köpekler birbirleriyle son derece güçlü ilişkiler kuran sosyal hayvanlardır. Bir grup içersinde yaşama isteği onların doğasında vardır. Çünkü ataları olan kurtların avları ufak ve kolay yakalanan hayvanlar değildi. Bu nedenle kolektif av yöntemleri uygulamak zorundaydılar. Sürü düzeni evcil köpekler için fazla önemli olmadığı halde (çünkü ihtiyaçlarını kurtlara göre daha kolay tatmin ederler) sürü içinde yaşamaktan mutlu olurlar. Eğer ortamda her şey bolsa birbirleriyle sürtüşmezler.Ancak bir şeylerin paylaşılması gerekiyorsa hiyerarşik sürü düzenini kurmaya mecbur olurlar. Bu düzen kurulurken genellikle en güçlü ve iddialı köpek lider olur. Ancak bu dinamik bir süreç olup, bir alt seviyedeki hayvan liderlik için mevcut liderin zayıf anını kollar ve lideri yenebileceğini hissettiği zaman liderlik mücadelesi başlar. Köpeklerden biri teslimiyeti kabul eder ve liderlik iddiasından vazgeçerse kavga durur.Köpek iç güdüleri nedeniyle lider olup, sürüsünün emin şekilde devamını sağlamada sorumluluk duymaktadır. Lider en iyi yiyeceği öncelikli olarak yer ve çiftleşme hakkı da ilk önce lidere aittir. Bu haksızlık gibi görünse de, sürünün güvenliğinden sorumlu liderin iyi beslenmesi ve gelecekteki sürünün kalitesi için en güçlü olanın yani liderin dölünün kullanılması son derece mantıklıdır. Ancak ev köpeklerindeki bu kavgalar, köpek açısından normal olsa da sahibi açısından tahammül edilemez. Bu nedenle ev köpeklerinde dominant agresyon, davranış bozukluğu olarak nitelendirilir ve hayvan insan iletişiminin sağlığı açısından tedavisi şarttır. Evdeki sürü düzeninin yapısı, köpeklerin birbirleriyle ve hayvan sahibiyle olan ilişkileri değerlendirildiğinde, saldırgan köpekteki problemin sürü düzeni kurulamamasından kaynaklanan dominant agresyon olduğu saptanmıştır. Agresyon köpeklerde en sık rastlanılan ve çözümü en zor olan davranış bozukluğudur. Bu davranışlara neden olan motiv ve takviyeler her vakada birbirinden farklıdır. Bu nedenle davranış problemli her vakanın tedavi yöntemleri değişik olacaktır. Temel prensip bu takviyeleri teker teker saptayıp ortadan kaldırmaktır. Liderlik iddiası ve dominant agresyonun kökeninde testosteron hormonu önemli bir rol oynamaktadır. Literatürler testosteron varlığına son vermeyle, yani kastrasyonla bu tür vakalarda önemli ölçüde iyileşme sağlanacağını bildirmektedir. Başarının %100 olmayışının sebeplerinin başında köpeğin agresyonu öğrenmiş olması gelmektedir.Sürü düzeninin kurulması yani lider hayvanın yerini almasını sağlamada şu mantık izlenmişti:Bu ailede baba köpek genç köpeğe göre güçlü değildir ve zaman geçtikçe bu fark daha da artacaktır.Ortada tek problem babanın liderlik iddiasıdır. O halde bu iddiayı ortadan kaldırmaya yönelik bir çalışma gerekir. Baba köpek zaten bir süre sonra yeterince güçlü olmadığını kabul edecek ve iddiadan vazgeçecektir. Ancak bu süre uzun olabilir ve bu arada kanlı kavgalar kaçınılmazdır. Bu nedenle bu sürenin kısaltılması zorunluluktur. Yani bir an evvel genç köpeğin lider olması sağlanmalıdır. Lider yemek yemede öncelikli olan hayvandır. Yemeği önce yiyemeyen köpek liderliğini ispatlayamaz. Bu nedenle lider olması gereken hayvana yiyecekte öncelik verilmesi ve yine aynı mantıkla bu hayvanın kucağa alınması sürü düzeni oluşumunu hızlandıracaktır. Medikal tedavi amacıyla kullanılan Buspiron anksiyolitik bir ilaçtır. Bu grup ilaçların kullanılması köpekte agresyonu azalttığı gibi, liderlik hakkı tanınmadığı için köpekte gelişebilecek stres ve anksiyeteye karşı da fayda sağlayacak ve ayrıca agresyon nedeniyle aksamış olan hayvan sahibi-köpek iletişiminin tekrar kurulmasına yardımcı olacaktır. Böylece, agresyon nedeniyle köpeğine yanaşamayan hayvan sahibi köpeği ile ilişki kurabilir hale gelecektir. Bu vakada uyguladığımız zıt koşullandırma ve desensitizasyon tedavisindeki prensip şudur: Agresyon sempatik sinir sisteminin bir faaliyetidir. saldırgan hayvan diğer köpeği gördüğünde sempatik sistem şartlanmış olarak devreye girmektedir. O halde bu hayvan diğer köpeği gördüğünde parasempatik sistemi aktive edilebilirse, hayvan agresyon için duyarsızlaştırılabilir. Bu köpeği her gördüğünde bir ödül verildiğinde, belirli tekrarlardan sonra hayvan bu köpeği gördüğünde ödüle şartlanacak, yani parasempatik sistem aktive olacaktır. Bir yerde saldırgan hayvan artık bu köpeği görmekten hoşlanacaktır. Tedavilerin ilk iki ayında sonuç alınamaması kanımızca, kastrasyon neticesinde testesteron aktivitesinin hemen düşmemesine ve tekrarlar sayesinde hayvanın yeni bir davranış biçimi kazanması için,biraz zamana ihtiyaç duyulmasına bağlıdır. Testosteron aktivitesi azaldıkça liderlik dürtüleri de azalan hayvan, diğer hayvanı rakip olarak görmekten vazgeçmektedir. Ancak liderlik iddiası sadece testesteron aktivitesine bağlı olmadığı, öğrenme faktörlerinin de işin içine girdiği göz önüne alınırsa, davranış değişimi tedavisinin etkilerini görebilmek için biraz zaman gerektiği ortaya çıkar. Hayvan sahiplerinin köpeklerini terk etmelerinde veya ötenazi istemelerinde en önemli sebeplerden biri olan agresyon tedavisi imkansız bir bozukluk değildir. Bu davranışa yol açan nedenler belirlenip,takviyeler tamamen ortadan kaldırılabilirse tedavisi mümkün olabilmektedir.
Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder